Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sağlık sistemi bitti: “The end”

Tam 5 haftada bir hastaya ‘tanı’ koyamayan Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Hastanesi. Kanımca artık kapıları kapatsın. Gelen hastaları da özellikle önce Güney Kıbrıs’a sonra başka bir ülkeye göndersin çünkü doktorları 5 haftada 84 yaşındaki hastaya tanı bile koyamadı. 84 yıl Kıbrıs’ta ve İngiltere’de yaşamış, burada yıllarca sosyal sigortalara para yatıran, bir insanın sonu bu olmamalıydı. Doktorlarsa başka bir alemde. Hasta yakını, doktora hastanın durumunu sorduğunda doktorun yanıtı şu oldu: “Doktorsun sen yoksa tıpta okun da sana açıklama yapacam?”. Hastalar ve hasta yakınlarının maruz kaldığı doktor davranışları da bunlar.
KKTC devletine ve onun hükümetlerine sosyal sigorta, ihtiyat sandığı, tapu harcı, seyrüsefer harcı, vesayire vesayire adı altında para yatır, yaşlandığın zaman da bağıra bağıra bu dünyadan göç. Hepimizi bekleyen son ne yazık ki bu; Devlet Hastane’lerinde hastalığımıza tanı bile koyulamayacak ve acı içinde bağıra bağıra can vereceğiz.
Mağusa hastanesini de bunun içerisine almamak için neden yok. İki ay önce yitirdiğimiz başka bir yakınımızın hastalık sürecinde orayı da gözlemledik. İnanılmaz manzaralar var gerçekten orada. Hasta sedyelerinde çöpler taşınmakta. Hasta ziyaretçisi olarak orada bulunduğum bir anda hemşire avucuma bir hap koydu. Benim ellerimin hijyen olup olmadığını bile düşünemedi. Ne yapayım? diye sordum ‘hastaya ver’ dedi. Bu asla benim görevim değildi. Belki ben unutur hapı vermezdim, o durumda ne olacaktı?
Hastalara takılan serumların iğne uçları yerlere atılıyordu. Orada bakteri mi mikrop mu ne ürerse ürer. Hastalara verilen oksijen kaplarının iç kısımlarının altlarının yeşil yosun kapladığını hasta yakınları şikayet ettiğinde, “bir şey olmaz” yanıtını alıyorlar. Halbuki orada oluşacak olan yosunlar özellikle yaşlı hastalar için oldukça tehlikeli, ölümlerine neden olabilecek solunum sistemini olumsuz etkileyebilecek hastalıklar doğurabilir. Mavi yosun oluşursa hastayı kesin öldürür, yeşili ise ciğerlerde olumsuz etkilere neden olan türdür. Tüm bunların fotoğrafları ve video çekimleri elimizde mevcut.
92 yaşındaki hastanın yanına genç bir insan  yatırılıyor. Halbuki Yaşlı Tıbbı (Geriatri)’nda  asla yaşlı hastaların yanına genç hasta verilmez. Kaldı ki yaşlı hasta kontrol edilebilir bir hastalıktan muzdarip idi (kalp yetersizliği), genç hasta ise bulaşıcı (patojenik) bir hastalıktan muzdarip idi. Bu durum tıp literatürüne aykırıdır. Yüzellidokuz yıl önce Florance Nightingale 1855 yılında, önce Kırım Savaşı’nda sonra Selimiye Kışlası’nda Türk Sıhhiyeci’lerine teçrid etmeyi o yıllarda öğretmişti. Bizim hastanelerimiz ise 21. yüzyılda bunu bile uygulamıyor. Hastanede bulaşıcı hastalıkları tecrid edecek ne bir bölüm ne bir otorite ne de bir arzu var. Şahit olduk hemşire gelen hastaya ‘boş bir yatak bul git yat’ dedi. Hasta da pencere kenarı yatak bulana kadar bütün odalara girdi. Böylece öksürerek bütün hastalara mikroplarını hediye etti. 
Mağusa Hastanesi’nde yaşlı yakınımız yoğun bakıma ünitesine alınıyor. Nakil işlemi için herhangi bir tedbir alınmadan, mevcut hemşirenin emri ile hasta yakınları ve ziyaretçiler hastayı patates torbası gibi kaldırıp nakil yatağını alıyorlar. Bu esnada üç beş adım sonra hasta oksijensiz kalıyor. Hasta yakını oksijen diye bağırınca hademelerden biri eline geçirdiği ilk oksijen tüpünü hastanın yanına yatırdı. Şişede olan sular burnundan ciğerlerine gidiyor. Beş dakika sonraysa hastanın öldüğü bizlere söyleniyor. Yurt dışında hemşire öğretmenliği yapmış olan hastanın oğlu, babasının ciğerlerine dolan su nedeniyle boğulup, yaşamını yitirdiği kanısını hala daha taşımakta.
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde ise 5 haftada hastaya tanı konamadı. Ciğerler su topladı. Defalarca su çekildi. Hastaya vücuttaki üreyi dışarı atmak için verilen “lassiks” yetersiz ve birçok hastada böbreklerde olumsuz etkisi olan bir ilaçtır. Onun yerine yurt dışında “butemanide” verilmekte. Bu ilaç lassiksten 40 defa daha güçlü bir ilaçtır ve böbreklere kötü etkisi daha azdır. Yani böbrekleri bozmaz. Hasta yakınlarını butemanide verilmesini önerdi ancak yine lassiks verildi. Bu kez hastanın böbrekleri iflas etti.
Böbrek sorunu nedeniyle hasta diyalize alındı. Diyaliz nedeniyle hastaya ağrı kesici de verilemeyince, hasta acıyı hissediyor ve bağırma tepkisi veriyordu. Tam 5 hafta geçti tanı yok. Hastaneye geldiği gün verilen antibiyotik verilmeye devam edildi. Son 2 gün farklı bir antibiyotik verilmeye başlanmıştı. Ama artık zaten geçti. 5 hafta önce güle oynaya, bilinci yerinde sadece öksürük nedeniyle hastaneye getirilen birey hayatını kaybediyor.
Bu durumun eğitimle ilgisi ne diye sakın sormayın. Ölmek üzere olan bireyin öğrenme için kaygısı neyse aynı hisleri duymaktayız. Yakınlarıma önerimdir ‘sakın beni KKTC devlet hastanelerine teslim etmeyiniz’ ama başka şansımızın olmadığını da biliyoruz, ne yazık ki…