Gıda denetimi bu dönemde daha da bir hassasiyet kazandı.
Her şeyden kesiyoruz ama, gıdadan kesmiyoruz.
Bunu bilen açıkgözler de, her alana sirayet ederek insanımızı zehirlemeye devam ediyorlar.
Son bir haftadır uğraştığımız konuya bakar mısınız?
Boyuna “zehirli cennet hurması” geliyor adaya…
Hep de aynı isimler tarafından.
Hiç tanımam.
Hiç görmedim…
Ama hepimizi “zehirleyecek” kadar gözleri kara.
Neden?
Üç kuruş için…
Cuma günü serbest kaldılar, sabah…
Cuma öğleden sonra adaya getirdikleri ürünler, yine zehirli çıktı.
Üstelik, ürünü sabah serbest bırakılan ekibin götürdüğü de bilgiler arasında…
Sistem nasıl çalışıyor?
Sisteme bir bakalım…
TIR, meyve- sebze yüklü limana geliyor…
Tarım Dairesi ekipleri, numuneleri alıyor, bir torbaya koyuyor ve mühürlüyor.
Malı getiren şirket, mühürlü torbayı alarak, Devlet Laboratuarı’na getiriyor.
Burada, numuneler üzerinde yapılan denetimle ilgili rapor, gümrüğe bildiriliyor.
Gümrük ekipleri de, zehirli ürün için iki yol izliyor.
Ya imha ediliyor…
Ya da “iade edilip parasının alınması için” şirkete geri teslim ediyor…
Kilit nokta burada
Son yaşanan olayda da, skandal burada patladı.
Gümrük, neden güvensin tüccara?
Zehir varsa bir malda, indir, müsadere et… İmha et…
Güvenme…
Mehmet Göksoy ve ekibine güvenildi. Ne dendi:
“Zehirli malı indirme…”
Üstelik gümrük ekipleri de başında bekledi.
Gümrük ekipleri kaçınca da zehirli hurma indirildi.
İhbar üzerine enselendi.
Yoksa hayatta mümkün değildi…
Gümrük, malın indirildiğini gördü, Girne’deki gümrük görevlisine bildirdi.
TIR, Girne’ye gidecek, oradaki gümrük görevlisi de mührü kontrol edecek ve Türkiye’ye geri dönecekti.
Hemen imha edilmeli
“Parayı geri almak için” malı geri isteyen tüccar var.
Peki, KKTC devlet laboratuvarının belgesi geçersiz mi?
Ver kasaların alınıp imha edildiği belgesini, al paranı geri…
Artık, Gümrük Dairesi, bu prosedürü değiştirmeli.
Hayatımız sizin elinizde
Tarım Dairesi…
Gümrük Dairesi…
Devlet Laboratuvarı…
Sağlığımız aslında, bu dairelerde çalışan herkesin elinde…
Bakanlığın tavrı…
İlgili daire müdürlerinin titizliği de yetmez…
Para kazanma hırsı olan herkes, sizi kolayca zehirleyebiliyor.
Tevekkele, bu kadar çok kanser hastamız yok.
Bu olay, bir dönüm noktası olmalı…
Eğer, bu halkadan biri işini savsaklarsa, ada zehre gömülür…
Sisteme sahip çıkılmalı
Bu nedenle “gıda” konusunda Sağlık Bakanlığı’na “dik durma” çağrısı yapıyorum.
“Üzerinde etiket yok diye adaya ürünümü sokmadılar” diye arayan dahi var gazeteyi şikayet için…
Sokmasınlar bence de…
Prosedür belli.
Sağlık Bakanlığı, kurulan ağa sahip çıkmalı ve hatta geliştirmeli…
İnsan sağlığından Sağlık Bakanlığı sorumludur
Sağlık Bakanlığı, bu noktada otorite…
İnsan sağlığı bu ülkede Sağlık Bakanlığı’ndan sorulur.
Denetimler daha da artmalı…
Halk sağlığını düşünmeyen tesisler varsa, kapatılmalı…
Halkı bile bile zehirleyen ithalatçılar deşifre edilmeli…
İthal izinleri iptal edilmeli…
Marketler- süpermarketler bu ürünlere karşı savaş açmalı en başta…
Sağlık Bakanlığı’na açık çağrımdır…
Dik durun…
Sisteme sahip çıkın…
Açgözlülerin, “rant” meraklılarının sistemi bozma girişimlerine izin vermeyin…
Bu konuyu daha da açacağız…
































