Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Paraşütler takılı bekleyin

Türk Lirası’nın ciddi bir şekilde değer kaybetmesi ve Türkiye ekonomisinin zorlanması iki sebepten dolayı kaçınılmazdı. Bu sebeplerden biri Türkiye’nin kontrolü dışında diğeriyse yapısaldı.

* * *
Otuz Eylül 2013 tarihli yazımda belirtmiştim: “Son beş altı yıldır Amerikan Merkez Bankası (yani Federal Rezerv) ekonominin içinde bulunduğu durgunluktan çıkması için piyasaya aktif bir şekilde para sürüyor. Bunu büyük miktarlarda Amerikan devlet tahvilleri alarak yapıyor. Hedef, bankalar ve diğer finansal kuruluşların elindeki para miktarını artırmak ve bu kuruluşlar vasıtasıyla bu paranın Amerikan ekonomisine sokulup, iş yapmanın finansmanını kolaylaştırarak fiyatını düşürmek. Böyle yapmakla ekonomik aktivitelerin teşvik edilip artırılması ve dolayısıyla ekonominin canlanıp durgunluktan çıkması bekleniyor.” Bu paraların hem Amerikan tüketicilerinin hem de üreticilerinin gelecekle ilgili kaygıları olduğundan Amerika içinde dolaşıma girip kullanılmak yerine özellikle de yükselen ekonomiler de denilen, içinde Türkiye’nin de olduğu ekonomilere gittiği biliniyor. Bir başka deyişle son beş altı yıldır, Türkiye ucuz yabancı parayla işlerini finanse ediyordu.
* * *
Amerikan ekonomisinin düze çıktığına olan inanç güçlendiğinden, Amerikan Merkez Bankası uzun bir süredir devam eden genişlemeci para politikalarından vazgeçiyor. Bu ise Türkiye’nin finansman için artık ucuz para bulamayacağı anlamına geliyor. Amerikan ekonomisinin düze çıkması aynı zamanda yatırım için Türkiye’ye girmiş olan portföy yatırımlarının da geriye döneceği anlamına geliyor. Bunlar iki kanaldan Türk parasının değerini düşürecek gelişmeler.
* * *
Sebeplerden yapısal olanı ise, Türkiye’nin cari ticaret açığı çok büyük ve yabancılara olan kısa dönemli borç yükümlülüğünün elindeki döviz rezervleriyle karşılaştırıldığında çok yüksek olması. Bu yüzden de uluslararası finans çevrelerinde yaygın olan inanç, Türkiye’ye giren döviz miktarındaki bir aksamanın Türk parasını savunmayı son derece zorlaştırabileceğiydi. Bir başka deyişle Türkiye’nin bıçak sırtında gittiği düşünülüyordu ve bu durumun sürdürülebilir olmadığı yönünde ciddi kaygılar oluşmuştu.
* * *
Bu iki dalganın Türk parasını vuracağı kesin gibi iken, hiç kimse Türkiye’de politik istikrarsızlık, politik belirsizlik diye bir şey olduğunu düşünmüyordu. Mecliste büyük bir çoğunlukla hükümette olan AKP’nin ve Başbakan Erdoğan yönetiminin bu konuda kredibilitesi oldukça iyiydi. Daha da önemlisi, son 10-15 seneden bu yana Türkiye’nin bir hukuk devleti olma yönünde iyi yol kat ettiği düşünülüyordu.
* * *
Fakat Türkiye’de ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına Erdoğan hükümetinin gösterdiği tepkiyle demokratik bir hukuk devletinin olmazsa olmazı olan güçlerin ayırımı prensibini hiçe sayması, dışarıda Türkiye’yle ilgili algılamanın tamamen değişmesine yol açtı dersek sanırım abartmış olmayız. İşte algılamalardaki bu değişme Türk parasını ve Türk ekonomisini vuracak olan iki dalganın çok daha derin ve büyük olması anlamına gelecek.  Belki de, hazin bir şekilde, dünya ekonomisi içinde bulunduğu krizden çıkarken Türk ekonomisi ciddi bir bunalıma giriyor olacak; bu ise kuşkusuz son derece talihsiz bir durum.
* * *