Ben Katoliklerde de böylesi bir gelenek olduğunu bilmiyordum.
Meğersem varmış.
Güney’e geçtiğimizde “isim gününü” kutlayan birçok Ortodoks Hıristiyan Rum’a rastlamıştım.
İsim günü.
Bizdeki doğum gününe denk düşen gün.
Onlar doğum günlerini kutlamıyorlar.
Vaftiz edildikleri ve isimlerinin verildiği günü kutluyorlar.
İsimler tabii ki Hıristiyan ismidir.
Bir keresinde AKEL üyesi, kendini Markssist-Leninist sayan bir komünistle karşılaşmıştık.
İsim gününü kutluyordu.
Bizim bildiğimiz ismi Kipros’tu.
Yani Kıbrıs.
Halbuki yasal ismi Anderas’tı.
Hani Karpaz Burnu’ndan bildiğimiz Aziz Anderas.
İsa’nın havarilerinden.
“Yoldaş nedir bu durum” diye sorduğumuzda enteresan bir cevap almıştık;
“Geleneklere uymak lazım yoldaş” demişti.
Biz de kendi kendimize mırıldanmıştık;
“Vay be ne güçlü geleneklermiş bunlar ki komünistleri bile teslim alıyor…”
Neyse, bu konuya nereden geldik;
Gazetede okuduğum bir haberden.
Kıbrıs’taki Maronitlerin dini lideri Başpiskopos Youssef Souef’in isim günüymüş.
Tüm dini liderler toplanmışlar ve Souef’in isim gününü kutlamışlar.
Ben isim gününün bir Ortodoks geleneği olduğunu sanıyordum.
Halbuki Kıbrıs’taki azınlık Katolik Maronitler de isim günlerini kutluyormuş.
Üstelik tüm dini liderlerle bir araya gelerek.
Gazetedeki habere göre isim günü kutlama partisine katılanların listesi şöyle:
KKTC Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Lisa Buttenheim, Maronit Başpiskoposu Youssef Soueif, Ermeni Başpiskoposu Varojuan Herkelian ve Latinlerin dini görevlisi Papaz Jerzy Kraj, Vakıflar Genel Müdür Prof. Dr. İbrahim Benter, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos.
Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla güzel ve neşeli dakikalar geçirdiler din adamları.
“Allah veya Tanrı devamını getirsin” demek gerekir…
***
Avuç içi kadar küçücük bir adada yaşıyoruz ama her gün yeni bir şey öğrenmenin hayretine de düşüyoruz.
Geçelim…
Geçmişte çözümsüzlüğün yılmaz askerleri olan din adamlarının bu denli muhabbetlerini nasıl yorumlamak gerekir?
Atalay ve Bentler’e kefilim diyeceğim de bazı kalın kafalılar feveran edecekler.
Etsinler.
Peki, Hrisostomos ve Soueif’e ne demeli?
Latin Papaz’ın hakkını yemeyelim de onlar Annan Planı’nın katıksız hayırcılarıydılar.
Keşke hayır demekle kalsalardı.
İki toplum arasındaki düşmanlığın mihenk taşlarıydılar.
Şimdi ne oldu da “isim günü” kutlama partilerinin baş aktörlerine dönüştüler?
Bu konuya bakmak gerekir.
Geleceğimiz bu temeller üzerinden de şekillenecek.
Çünkü doğum gününü kutlayan bir tek Kıbrıslı Türklerdir.
Sağcısı ve solcusuyla…
































