Dünya değişiyor…
İhtiyaçlar değişiyor…
Biz halen daha, o dönemde bile tartışılan “1983 Anayasası” ile yönetiliyoruz.
Türkiye’nin askeri rejimin izlerini taşıdığı o günlerin…
İş yapmayı engelleyen, yasamayı geciktiren, adaleti öteleyen bir Anayasamız var.
Değişmesi kaçınılmazdır…
Ancak tek başına Anayasa değişikliği yeterli mi?
Bu kafaya, yeni Anayasa yapsanız ne değişecek?
Ciddi ve köklü değişimlere ihtiyacımız var…
Gerçekten merak ediyorum…
Halkın bilgisine sunulan Anayasa değişiklikleri önemli demokratik açılımlar içeriyor.
Bunu kabul ediyorum…
Yeni değişim ile birlikte insan hakları, azınlık hakları, çocuk hakları ve benzeri konularda çağ atlayacağız.
Beklenen, bu değişimin “referanduma” sunulmasıdır…
Tabi halka rağmen birileri referandumu engellemezse…
Yargının önünü açacak değişiklikler çok önemli.
Çocuk mahkemelerinin, ticari mahkemelerin ve iş mahkemelerinin kurulmasına zemin hazırlanıyor. Mahkemelerin daha kısa sürede karar üretmesi öngörülüyor.
Yıllardır, “Geciken adaletin adalet olmadığını” tartışırken, mahkemelerin yapısının da buna engel olduğunu konuştuk.
Finansmanı ne olacak?
Bunlar gibi çok geniş kapsamlı önemli açılımlar var.
İnsan ister istemez soruyor kendi kendine:
Bütün bu işlerin finansmanını nasıl karşılayacağız?
Türkiye’den mali yardımları artırmasını mı talep edeceğiz?
Yasama, yürütme ve yargının daha hızlı ve etkili çalışmasını sağlayacak olan bu Anayasa değişikliklerine referandumda ben evet oyu kullanacağım.
Bundan zerre kuşkum yok.
Çünkü biliyorum ki demokrasimizin gelişmesi bu reformlara bağlıdır.
Ama hayatın her alanında reform…
Mali açıdan, Kıbrıslı Türklerin ayakları üzerinde durması için ihtiyacımız olan ne varsa…
Hepsini tek tek gündeme almak gerekiyor.
Bakınız, “Kriz kriz” dedik Güney Kıbrıs için…
“Bu ekonomik kriz onları çözüme zorlar” dedik…
Şimdi ne deniyor Güney Kıbrıs’ta… “En geç 2015 sonu… Bu krizin tüm izleri silinecek, alım gücü artacak…”
Neden?
Çünkü hastalık varsa, çözümü de bellidir…
Bizim kronik hale gelen hastalıklarımızı nasıl çözeceğiz?
Türkiye’den daha çok para talep ederek mi?
Var olanı iyi kullanarak mı?
Yeni kaynaklar yaratarak mı?
“Evet”im evet, ama yetmeyeceği aşikar
“Evet ama yetmez”…
Ekonomide de yapısal reformları konuşalım artık.
Ekonominin ve demokrasinin birlikte gelişebileceğini göz ardı etmeyelim.
Demokratik açılımların da finansal boyutları vardır.
Aksi “demokrasi” olmaz…
Finansmanı sağlayanın “öngördüğü” kadar demokrasi olur.
Merak halindeyim
Uzun süredir, buna kafa yorulması gerektiğinin altını çiziyorum.
Değişim, “yasada değişimle” olacak iş değildir.
Kafaların da değişmesi lazımdır…
Zihinsel devrim yanında…
Finansal devrim e de ihtiyacımız vardır.
İhtiyaçları doğru yönlendirmediğimiz takdirde, demokrasiden bahsetmenin anlamı kalmaz…
Statüko dediğimiz şey de budur…
“Değişim” dediğiniz şey de, çıkar gruplarının yaşamını toplumun kanını emerek sürdürmesini sağlar…
Dedim ya,
Bunları hiç konuşmadan nasıl başaracağız biz bu güzel işleri?
Gerçekten merak ediyorum…
***
Partiler arası değil, toplumsal konsensüs
Bir önemli nokta daha var…
CTP, TDP, DP ya da UBP’nin bunu sahiplenmesinin “tek başına” anlamı yoktur…
Toplumsal bir “sahiplenme” sağlanabilecek mi?
Yani, süreç ile birlikte siyasi partiler, “orası senin, burası benim” diye öne çıkmaya başlarsa, bu değişimin anlamı kalmaz.
Partiler arası bir konsensüs olduğu muhakkak.
Ancak, toplum da bunu tartışmalı ve kabullenmeli.
“Mevcut anayasa değişmeli mi?”
Cevabı “evet” ise…
Var olan “partiler arası” konsensüs, “toplumsal konsensüse” dönüşebilmeli.
Toplumun farklı kesimlerinden gelecek olan görüş ve önerilerin önemsenmesi gerekiyor.
Düşünün, Anayasa Mahkemesi Başkanı, “Bize sorulmadı” diyebiliyor…
İşleyişi sağlayacak olanların dahi süreçten dışlanmış olabileceklerini düşünmek bile istemiyorum.
Bunu bir CTP yetkilisine sordum, “Bu değişiklikler bir aylık sürenin sonunda komite tarafından tekrar ele alınacak ve son şekli verilecek. İçinden geçtiğimiz aşamada, paylaşma ve halkın görüşlerini almaya odaklandık. Değişiklikler son şeklini almadan parti olarak herhangi bir öneri maddesiyle ilgili siyasi bir tutum sergileme niyetimiz yoktur” dedi.
Takipçisi olacağız…
***
40 maddede Anayasal değişim
1. İnsan haklarına ilişkin uluslararası metinlerde yer alan “insan onuru” kavramının Anayasa’da yer alması.
2. Meclis’in, temel hakları, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı bir biçimde sınırlamasının önlenmesi.
3. Meclis’in, temel hakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından geliştirilen ölçütlere aykırı bir biçimde sınırlamasının önlenmesi.
4. Azınlık haklarının Anayasa’da düzenlenmesi.
5. Ölüm cezasının Anayasa’dan kaldırılması.
6. Çocuk haklarının Anayasa’da ayrıntılı biçimde düzenlenmesi.
7. KKTC’de yaşayan herkese, çevre sağlığını korumak, çevreyi geliştirmek ve çevre kirlenmesini önlemek amacıyla dava açma hakkının tanınması.
8. Kamu görevlilerinin siyaset yasağının kaldırılması.
9. Yasa koyucuya, yurt ödevinin Silahlı Kuvvetler dışında, kamu hizmetinde gördürülmesini sağlayacak yasal düzenleme yapma yetkisinin verilmesi.
10. İdareye, yurttaşların dilekçelerine en geç 30 gün içerisinde, gerekçeli ve verilen yanıta karşı hangi süre içerisinde nereye başvurulabileceğini açıkça belirten yanıt verme zorunluluğunun getirilmesi.
11. Bilgi edinme hakkının temel bir hak olarak ayrıntılı biçimde Anayasa’da yer alması.
12. Cumhuriyet Meclisi’nin tatil süresinin bir ay kısaltılması.
13. Cumhuriyet Meclisi’nin 17 üyeyle toplanabilmesinin sağlanması, dolayısıyla iktidar milletvekillerinin Meclisin açılmasını engellemesinin önlenmesi.
14. Milletvekili olarak seçilmiş kişilerin servet beyanında bulunmadan önce milletvekili yemini etmesinin engellenmesi.
15. Milletvekillerinin servet beyanlarının Resmi Gazete’de yayımlanarak halka duyurulmasının sağlanması.
16. Servet beyanı vermeyen veya serveti konusunda yalan beyanda bulunan kişilerin yeniden milletvekili adayı olmalarının engellenmesi.
17. Yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması ve milletvekili seçilmeden önce veya seçildikten sonra siyasi nitelikli olmayan bir suç işlediği iddia edilen bir milletvekilinin, milletvekilliği devam ederken yargılanabilmesinin önünün açılması.
18. KKTC mahkemelerinin Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerle ilgili hükümleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuyla ilgili kararlarına uygun yorumlamasının sağlanması.
19. Usulüne uygun biçimde yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklerle ilgili uluslararası antlaşmalarla KKTC yasalarının çatışması durumunda mahkemelerin uluslararası antlaşmaları esas almasının sağlanması.
20. Sayıştay’ın yaptığı denetimlerin kesin hesap yasa tasarısı ve uygunluk bildirimi Meclis’e sunulduktan sonra da devam etmesinin sağlanması.
21. Ombudsmanın seçilememesi sorununun ortadan kaldırılması.
22. Ombudsmana, (başvuru olmasa da) kendiliğinden harekete geçerek denetim yapma olanağının tanınması.
23. Ombudsmana yapılan başvuruların dava açma süresini durdurmasının sağlanması, dolayısıyla Ombudsmana başvuran kişilerin dava açma süresini kaçırmasının engellenmesi.
24. Ombudsmana, kendisine başvuran ve haklı olduğunu düşündüğü kişilere, dava açabilmeleri için hukuki ve maddi yardım sağlama yetkisinin verilmesi.
25. Bir kimsenin üç dönemden fazla belediye başkanlığı yapabilmesinin engellenmesi.
26. Hukuka aykırı işlemleriyle bir yerel yönetimi yıllık bütçesinin en az onda biri oranında zarara uğratan yerel yönetim organlarının ve bu organların üyelerinin yargı kararıyla görevden alınabilmesinin sağlanması.
27. Tüzük ve yönetmeliklerin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla Yüksek İdare Mahkemesi’nde dava açılabilmesinin sağlanması.
28. Tüm düzenleyici idari işlemlere karşı yargı yolunun açılması.
29. YÖDAK’a anayasal statü kazandırılması.
30. Sayıştay’ın bağımsızlığının ve mali özerkliğinin anayasal güvenceye kavuşturulması.
31. Yüksek Mahkeme üyesi yargıç sayısının artırılması.
32. Yüksek İdare Mahkemesi’nin Yargıtay gibi istinaf mahkemesi haline getirilmesi, idare mahkemelerin kurulması ve böylece idareye karşı açılan davaların makul sürede sonuçlanmasının ve idari yargının uzmanlaşmasının sağlanması.
33. Çocuk mahkemelerinin, ticaret mahkemelerinin ve iş mahkemelerinin kurulmasına anayasal zemin kazandırılması.
34. İnsan haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilere Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının tanınması.
35. Yanlış mahkemede dava açan (davasını açması gereken mahkeme dışındaki bir mahkemede açan) kişinin bu sebeple dava açma hakkını kaybetmesinin engellenmesi.
36. İdareye karşı iptal ve ihmalin sonlandırılması davası açılmasının kolaylaştırılması.
37. İdareye karşı açılan tazminat davalarının çok daha kısa sürede sonuçlanmasının sağlanması.
38. İdare mahkemelerinin ara emri vermesinin kolaylaştırılması.
39. Mahkeme kararlarını yerine getirmeyen idareye karşı açılan davaların çok daha kısa sürede sonlandırılmasının sağlanması.
40. İdare mahkemelerinin dava açma süresinin kaçırıldığı iddiasıyla reddettiği davaların sayısının azaltılması.
































