Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sadece ADSL değil, tüm sistemimiz çağ dışı…

Hayatımız bahane üretmekle geçiyor. Hani bir söz var, geline oyna demişler yerim dar demiş, yer göstermişler bu kez de yenim dar demiş. Kusura bakmasınlar ama, işte bizim ülkenin ve siyasetçilerin durumu da aynen bu gelinin hikayesine benziyor…

Hem gerçeği gizlemek hem de gerçek ortaya çıkmasın diye, sahte bahaneler uydurma konusunda elimize su döken yok bu dünyada. Yıllardır hepsini de gördük, denedik. Hiçbirinin diğerine ne hesap soracak, ne de hesap verecek durumu yok. Al birini vur ötekine.
Deyimdeki  gelin gibi “oyun” bilmiyorlar aslında. İşte bütün mesele de bu! Üstelik bilmediklerini itiraf etmekten kaçınıyor, bahaneye sığınıyorlar…
ADSL bozulmuş, günlerdir hizmet vermiyor. Telekomünikasyon Dairesi Müdürü Remzi Evram,  arızalanan ADSL sisteminin 7 senelik olduğu bahanesine sığınarak, çare üretmek yerine geçmişi suçlamayı, sorumluluktan kaçmak için bahane uydurmayı tercih ediyor… 
Hastanede ilaç yok, bozulan araçlar parça bekler ama, yetkililerin sorunları çözmemek için bahanesi çok…
Başkentin yollar delik deşik olmuş ama, bahaneleri hazır, ne yapalım para yok…
Allah korusun bir yangında sanayi bölgesinin tümü yanma tehlikesi ile karşı karşıya, yollarında araba değil, traktör zor gider ama, duyan, ilgilenen yok…
Her yağmur yağdığında evleri sel bastığını herkes biliyor ama, yıllardır bahane bulan çok ama, ne yazık ki  çare üreten yok… 
Seçim meydanlarında “formül cebimde, sorunları çözerim” diyenler, ikitdara geldiğinde çözüm üretmek yerine, hiç vakit kaybetmeden “enkaz edebiyatı”na sarılıyor…
Enkaz var, var olmasına da, iktidarların görevi enkazı işaret etmek değil, ortadan kaldırmak…
İşte son günlerin meselesi ADSL…
Telekomünikasyon Dairesi’nin özelleştirilmesi gündeme geldiğinde yer yerinden oynar. Ama kimse, devletin iletişim sisteminin çağdışı olduğunu konuşmaz. Kimse, devletten ucuz internet ya da telefon hizmeti alabileceğini, ödediği vergiler karşılığında bunun hakkı olduğunu düşünmez. Devlete ödediğinden daha fazlasını özel sektöre öder, yoluna devam eder.
İki gündür Telekomünikasyon Dairesi aracılığıyla verilen internet hizmetleri çökmüş durumda. 
Meclis’te de konu gündeme geldi. Hatta Bakan Ahmet Kaşif, devletin güvenlik kuvvetlerinin de mağdur durumda olduğunu bizzat dile getirdi.
Telekomünikasyon’un verdiği hizmet, özel sektörle kıyaslandığında zaten çağ dışı ama, şimdi tümüyle çökmüş olması, ekonominin içindeki bir çok kurumu iş yapamaz hale getirdi. İnsanlar devletin ihmali yüzünden maddi, manevi zarara uğramakta. 
Bakan Kaşif anlaşılan modern teknolojiden epeyce uzak. Anladığı kadar anlatıyor; diyor ki, “Bir kart var, o kartın iki yıl önce yenilenmesi gerekiyormuş, yenilenmemiş, talimat verdim, değişecek”.
Bakar mısınız lütfen… Gereği gibi süratli, modern teknolojiyle zaten hizmet veremediği yetmiyormuş gibi, var olanın bakımı da yıllardır yapılmamış.
İşin ilginç tarafı, yıllar yılı bu sorumluluğu taşıyanlardan biri olan Ersan Saner de şikayette bulunuyor, Telekomünikasyon çalışanları da. Özellikle de Tel-Sen, “Soruna bir an önce çare bulunmalı” diyor. 
Biz bu sütunlarda, halkımız da kendi arasında sürekli olarak siyasileri suçlayıp duruyoruz da, bu çalışanların da şu çağdışı, yenilenmeyen, denetlenmeyen sistemden şikayet ettiklerini hiç duydunuz mu? Mesela Bakan’ın bahsettiği “bakım yapılmama olayını” sendikanın gündeme getirdiğini hiç duymadık. Oysa  görevi sadece çalışanların haklarını savunmak değil, çalıştıkları iş yerinin verimi, yenilenmesi, iyileştirilmesi de olmalı.
Hadi şu ADSL meselesi vesile olsun da bir kez daha düşünün, bizler bu çağda, kendimize böylesi yönetimleri mi layık görmekteyiz?

                                            

YERİN KULAĞI VAR
YAŞASIN SEÇİM:
Ülkede bugünlerde hummalı bir faaliyettir gidiyor. Belediye araçları yollarda, birçok bölgede temizlik seferberliği başlatılmış, vatandaş yıllardır görmediği temizlik ve ilgiyi görüyor. Utanmasalar evlerin içine girip temizlik yapacaklar. Sadece bununla kalsa iyi. Beldelerimiz de resmen siyasetçi istilasına uğramış. Meclis Başkanı’ndan  Başbakan’a, bakanlardan milletvekillerinde bugünlerde  bir vatandaş sevgisi başlamış ki, sormayın gitsin. Merak etmeyin 29 Haziran’dan sonra yine eski alışkanlıklarımıza döneriz…

ADI KALDI YADİGAR:
Milli hava yolu KTHY’nin iflasının üzerinden yaklaşık 4 yıl geçmesine rağmen, hala daha neden battığını, kimlerin ihmali olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Daha doğrusu çalışıyor gibi yapıyoruz. Meclis yıllardır bu sorunun cevabını arıyor, komite üstüne komite kuruyor, raporlar hazırlanıyor ama, suçlu veya suçlular bir türlü ortaya çıkarılamıyor. Bu kadar uğraşmaya, didinmeye ne gerek var ki? Çıkın sokağa, ilk gördüğünüz kişiye sorun. O size KTHY’nin niye ve kimler tarafından batırıldığını söyler… 

İNŞALLAH BENZEMEZ:
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Osman Ertuğ,  Kıbrıs Türk tarafının 5 adımdan oluşan bir yol haritasını masaya koyduğunu söylemiş. Bu sözü okuyunca aklıma 2013 yılında Kadri Fellahoğlu’nun Lefkoşa Türk Belediyesi’ni kurtarma planı geldi aklıma. Kadri Başkan da 3 adım, 5 adım diye bir plan ortaya koymuştu seçimler öncesi. İnşallah Ertuğ’un 5 adımlık yol haritası da Kadri beyinkine benzemez…

ÖNEMLİ OLAN NİYET:
Rum Yönetimi eski başkanlarından Yorgo Vasiliu, çözümle birlikte Kıbrıs’ın Akdeniz’in incisi olabileceğini söylemiş. Ne yazık ki yıllardır adayı inci yapmak yerine, kan gölüne çevirmeyi tercih ettik. “Çözeceğim” diyerek göreve gelen Vassiliou’da günlerini geçirmiş, görevi devredip gitmişti. Onun suçu, bunun suçu diyerek yılları boşuna harcadık. Ancak hiçbir şey için geç değil, yeter ki niyet olsun…

AL GÜLÜM, VER GÜLÜM:
İçişleri Bakanlığı bir türlü huzur sağlayamadığı, otorite kuramadığı cezaevinde yeni bir uygulama başlatarak, “ödül sistemi” getirmiş. Kurallara uyan, daha doğrusu uysal mahkumlar bundan böyle bu davranışlarının karşılığı olarak ödüllendirilecekler. Baktın başaramıyorsun, değiştir kuralları olsun bitsin. Dünyada geçerli bir sistem, “al gülüm ver gülüm” olayı…

HAVUÇ VE SOPA:
Alman Başbakan’ı Merkel’in Anastasiadis’e Rusya konusunda yaptığı uyarı ve ardından ekonomik destek sözü, bana Makarios’un dünyayı soğuk savaş dengeleriyle tehdit ettiği günlere götürdü. Güney Kıbrıs bugün AB içinde Rusya ile ciddi yakınlığı olan bir ülke. AB’nin Rusya ile doğal kaynaklar ve  özellikle de Ukrayna konusunda çatışması malum. O nedenle yine aktör olan onlar. Türkiye de devrede olmasa, Kıbrıs Türkü’nün esamesi okunmayacak… 

BİSİKLET TURİZMİ:
Yılda 14 bin Alman, Antalya’da pedal çeviriyormuş. Alman Bisiklet Federasyonu As Başkanı Toni Kirsch diyor ki, “Otelleriniz bisiklet sporuna olanak sağlasa, daha çok Alman gelecek”… Güney Kıbrıs tercih edilen ülkeler arasında ön sırada. İşte temalı turizm denilen şey bu. Doğal güzellikleriyle, Kıbrıs’ın Kuzey’i de bu pastadan pay alamaz mı..?

ZİRVEDEKİLER
Kıbrıs Türkü’nün Vefası: İnanan, inanmayan, tanıyan tanımayan herkes, tüm Kıbrıs Türkü Şeyh Nazım’ın ölümüne gerçekten üzüldü. Onu bir değer olarak kabul ettiğini, saygı gösterdiğini ortaya koydu. Her görüşten köşe yazarının yazısında bu saygıyı görmek mümkündü. Düşündüm de hala daha bazı özelliklerimizi yitirmemiş olduğumuzu görüp, mutlu oldum…

DİPTEKİLER
Kemal Dürüst: Zorlu Töre’nin görevini dün Kemal Dürüst aldı. Kıbrıs konusunda süren müzakerelerden hükümetin CTP kanadını sorumlu tuttu ve konuyu Güzelyurt verilecek-verilmeyecek tartışmalarına getirdi. Ardından da “Biz Cumhurbaşkanımıza güveniyoruz” dedi. Ben yine anlamadım. İşte şimdi al-ver başladı. Sayın Cumhurbaşkanı masada Türk tarafının kabul ettiği ve kendinin de ileri götürdüğü toprak düzenlemelerini bu arkadaşlara anlatmıyor mu? Yoksa Dürüst sırf bölgesinin derdini dile getirmek için laf olsun diye mi konuşuyor..?

Foto gündem…

Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Nazım Kıbrısi’nin kabri, defnedildiğinden beri boş kalmadı. Müritleri gece gündüz Şeyhin kabri başında Kuran okuyor. Lefke halkı ise büyük üzüntü içerisinde