Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Saatin elbette “etkisi” var…

 

Dün sabah saatlerinde öğrenciler Başbakanlık önünde toplandı.

Hepsinin de derdi aynıydı.

Sabah 05.30- 06.00 gibi kalkan gençler, en geç 7.30’da okullarında oluyorlar.

Zifiri karanlıkla başlayan gün, okulun ilk zili çalana kadar ancak ağarıyor.

Önümüzdeki bir ay da bu böyle devam edecek.

İsyan buna.

Hükümet, “saatlerle ilgili” bir karar aldı.

Türkiye, Avrupa ile aynı saat değişimine gitmedi.

“Gün ışığından daha çok yararlanma” falan çöpe atıldı.

Kimine göre Avrupa’ya diklenme…

Kimine göre Suudi takvimine göz kırpma…

Türkiye kararını verdi.

Saatler değişmedi.

Burada da bir karar verilecekti.

Güney Kıbrıs’ta saatler değişti haliyle…

Uçağın Türkiye’den…

Gemin Türkiye’den…

Ticaret Türkiye’den…

Derken…

Hükümet de bu temelli bir karar aldı.

Saatler değişmedi.

Saatin “06.15” olması gereken bir ortamda.

Yani çocukların daha yataktan yeni kalktığı ya da uyumaya devam edeceği bir ortamda…

“07.15” ve biz üç kişiyi kaybettik.

Diğer yavrularımızın durumu ise ağır ve hayati tehlikeleri devam ediyor.

Uyarı vardı…

Saatle ilgili karar alındığı zaman,  bir çok insan uyardı.

Çocukların gece karanlığında okula gelmek zorunda olacaklarını söyledi.

Saatler üzerinden yapılan “siyaset” deyen var.

Alakası yok.

Birisi diyor ki, “İsviçre’de de karanlıkta gidiliyor…”

Yollarda aydınlatma var mı?

Senin yolun yol mu?

Bunu sormuyor kimse…

“Siyaset yapmayın” diyenler bile aslında siyaset yapıyor farkında değil.

Gece karanlığında yola düşülmesi bir tespit.

Daha önce de aklı başında bir çok insan uyardı.

Şimdi bunu yok sayıp, “Suudi” ya da “ne var bunda” gibi sığ bir tartışmaya girmek istemem.

Bu tespiti yaparak, bir tedbir alınması gerekiyor.

Vebali hükümetin boynunadır…

Polis ihmali

Ben size başka bir ihmalden bahsedeyim o zaman.

Yolun suçu yok mu?

Var…

Saatin etkisi yok mu?

Var…

O yol ve karanlık bir araya gelince, zaten kaza için yeterli bir sebep çıkıyor ortaya.

Bir de Safa Güngör var.

25 yaşında…

Binlerce tonluk bir kamyon vermişler altına…

Temmuz 2016’da devirmiş…

Ehliyetine el konulmamış.

Aradan üç ay geçince, bu kez üç kişiyi birden öldürdü.

Bu adam nasıl trafikte?

Yolun ihmali var…

Gecenin ihmali var…

Polisin ihmali yok mu?

Polisin, özellikle Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın “ehliyetini alın, aracı kilitleyin” gibi bir çok karara uymadığı iddiası var.

İşin bu kısmına da bakmak gerekir.

Başbakan sayın Hüseyin Özgürgün’ün yerinde olsam…

Vakit kaybetmeden, bakanla polis genel müdürünü, trafik müdürünü de “kriz masasında” bir araya getirirdim…

Hesabını sorardım…

Öğrencileri alet etmeyin

Dünkü öğrenci eylemini baştan sona izledim.

Eylemi organize eden üç- beş öğrenci, sık sık uyardılar arkadaşlarını…

“Demirlere asılmayın… Başbakanlık avlusuna bir şey atmayın… Siyasi slogan atmayın… Siyasi pankart açmayın…”

Havadis TV’de de yer alan canlı yayınlarda bu ifadeler var.

Dinlememiş bazıları…

Araya sızmış…

Şimdi “cımbızla” onu çekenler…

Öğrencilerin gözyaşlarını tartışmayı engelliyor…

“Karanlıkta okula gitmek istemiyoruz” demelerini görmezden geliyor…

“Katil devlet hesap verecek” sloganını eleştiriyor…

Çünkü kimsenin hesap vermesini istemiyor…

Yolların tamiri ile ilgili talepleri görmezden geliyor…

Öğrencilerin söyledikleri unutuldu.

Herkes bunun üzerinden başka bir tartışma yapıyor…

  • Türkiye’yi sevenler
  • Türkiye düşmanları…

Yazıktır…

Öğrencileri kullanmayın…

Kimse kullanmasın…