Seyahat

RÜZGARLARIN ŞEHRİ BAKÜ


Yurtdışında görevde olan kardeşim ve kuzenimi ziyaret etmenin kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu düşünerek sonbaharda 15 günlüğüne farklı bir destinasyon olan Kafkaslar’ a uçtum.

Hani bazen hem ziyaret hem ticaret derler ya işte benim için de hem ziyaret hem de görmediğim bir destinasyona gitme fırsatı doğmuş oldu. Bu ülke, ‘Ateşin Ülkesi’ olarak bilinen Azerbaycan’dı. (Ülkeye Ateşin ülkesi denmesinin nedeni ise topraklarından çıkan doğal gaz ile ateşin hiç sönmeyişidir) Ancak programımda sadece ülkenin başkenti BAKÜ vardı. İşte sizlerle bu hafta paylaşacağım yazı dizim Bakü’dür.

Ülkenin en büyük şehri olarak bilinen ve Hazar Deniz’inin batı kıyısında yer alan şehrin isminin Farsca ‘bad kupe’ sözcüklerinin birleşmesinden meydana geldiği ve ‘Rüzgarların Şehri’ anlamını taşıdığı söylenir. Bakü yılın yarısından fazlasını hemen hemen yüzde 85 ‘ini rüzgarlı geçirdiğinden şehre böyle bir isim verilmesi uygun bulunmuştu. Bir dönem Moğol saldırıları ile hasar gören şehir Şah İsmail döneminde toparlanmaya başlamış ve özellikle de 2000 yılları sonrası hızla ama istikrarlı olarak gelişmiştir. Uzun yıllar Ruslar ve İngilizlerin idaresinde kalan Bakü 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanmış oldu. Bakü, bir liman kenti olmasına rağmen ayrıca önemli bir ticaret merkezidir. Azerbaycan halkı sanata düşkün olduğundan şehrin farklı bölgelerinde tiyatro, sergi ve konser salonları görürsünüz. Bakü’nün nüfusunun 4 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Azerbaycan’ın genelinde ki bu oran yüzde 90 civarında olup Azerbaycan Türkçesi konuşulur. Örneğin: ‘Yemek sümüklü mü olsun? (Yemeğiniz kemikli mi olsun demektir) İkinci dil ise Rusça’ dır. Yaşlı kesim hala Rusça kökenli kelimeleri günlük hayatlarında kullanmada ısrarcıdırlar. Aliyev dönemine kadar okullarda ilk olarak Rusça okutulmakta idi. Günümüzde ise yabancı dil olarak İngilizce de öğretilmektedir. Ülke genelinde alkol tüketimi serbesttir. Yaşlı kesim Sosyalist döneme büyük özlem duymaktadır. O dönemde okullar ve doktor viziteleri tamamen ücretsizdi. Ancak kapitalizmin gelmesi ile bu sektörlerde ücretlendirilmiş oldu. Ülke çapında olduğu gibi Bakü’de de çoğu restoran işletmecileri Türk’tür. Ülkee kullanılan para birimi ise Manattır. 1 Azerbaycan Manatı 0 3.34Türk Lirasıdır.

Ulaşım

Bakü’ye, Ercan aktarmalı İstanbul üzerinden gitmeye karar vermiştim. THY yanı sıra Azerbaycan Havayolları (Azal) başta olmak üzere günde 2-3 sefer olarak İstanbul ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden aktarmalı olarak karşılıklı seferler de yapılmaktadır. İstanbul’dan 2 saat 45 dakika süren bu yolculukla Bakü’nün Haydar Aliyev(GYD) Havalimanına varırsınız. Ben seyahatime 6-7 ay öncesinden karar verdiğimden çok uygun denebilecek €80 İstanbul çıkışlı bilet bulmuştum. Sizler de erken rezervasyon ile İstanbul üzerinden gidiş/dönüş çok uygun fiyata bilet bulabilirsiniz. Eğer, Bakü Havalimanından şehir merkezine kendi imkanlarınızı kullanarak gidecekseniz taksi veya Havalimanı servislerini kullanabilirsiniz. Taksiler 20 Manata(pazarlık yapmayı unutmayın) otobüsler ise 2 Manata sizi şehir merkezine kadar götürürler. Bizim uçağımız Bakü’ye düşünce(inince) akrabalarım tarafından karşılandığımdan toplu taşıma ulaşımını kullanmama hiç gerek kalmamıştı. Arabaya atladığımız gibi eve doğru yola çıktık.

.

Havaalanından şehir merkezine çok şeritli (3-4) yollarla gidilir. Yolda gözüme ilk çarpan ise yeni yapılan Bakü Olimpiyat Stadyumu olmuştu. 2013 yılında yapımına başlanıp 2 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanan bu yapı 496.000m2 üzerine kurulmuş olup I.ci Avrupa Oyunlarına ev sahipliği yapmıştı. Şehrin içine doğru ilerlediğinizde az da olsa modern tarzda yapılan gökdelenleri görürsünüz. Ayrıca yol boyunca bahçe duvarları, apartman ve evlerin sarı taştan kaplanarak eski otantik görünümüne kavuşturulmuştur. Ancak çoğu binaların 3 tarafının kaplandığı (ön ve yan) arka cepheye ise dokunulmayıp eski görünümleri muhafaza edilmekteydi.   Bu arada Bakü’ye ulaşım sadece havayolu ile değil Rusya ve Ukrayna’dan tren Kazakistan ve çevresinden ise feribot seferleri ile de yapılmaktadır.

Şehir içi ulaşım

Otobüs veya metro ile şehir içinde gitmek istediğiniz yere rahatça ulaşırsınız. Otobüslerin ön ve yan camlarında gideceği yerler yazmaktadır. Taksi ile ulaşım ise şehir içinde farklı bir alternatiftir. Nostaljik ve mor renkte olan Londra taksilerini anımsatan taksiler de şehirde çalışmaktadır.

Gezilecek yerler

Şehitler Hiyabani (Şehitler Yolu): 1918 Bakü Muharebesinde şehit olan Azeri ve Türk askerler buraya defnedilmiş ve adına da Şehitler Hiyabani denmiştir. 15.000 mezarın bulunduğu şehitlikte 1130 Türk askerinde mezarı vardır. Şehitlerin isimleri ise 1999 yılında yapılan anıtın üzerine kazınmıştır. Şehitler Hiyabanı olarak bilinen yerde 15 Eylül 1999 yılında Türk Genel Kurmayı tarafından yaptırılan bir anıt ve camii de vardır.

İçeri Şeher: Tarihi ve kültürel mirası ile Bakü’nün ilk ziyaret edilen yerlerinin başında gelen bu yerde Şirvanşahlar Sarayı, Gız Galas’ı vardır. Şehir merkezinde konumlanmış olan bu yer 22 hektarlık alanda 12.ci yüzyılda yapılan surlarla çevrilmiştir. Sur içerisine girişler 5 farklı kapıdan yapılıyor. Eski şehir anlamını taşıyan bu bölgede taş sokaklarda yürüyüp kervansaray, hamam, camii gibi tarihi bina arasında gezmek ve o havayı solumak bir ayrıcalıktır. İçeri Şeher’deki küçük dükkanlarda Azeri sanatçılara ait yağlı boya tabloların sergilendiği sanat galerileri,  yerel halı dükkanları, kitapçılar ve restoranlara kadar farklı alternatifler görürsünüz. Ancak Bakü ziyaretiniz sırasında tablo veya halı alıp yurtdışına götürmek istiyorsanız satın almadan önce devletten bunları yurtdışına çıkarabilmeniz için  izin almanız gerekir. Kısacası satın aldığınız yerden de mutlaka bir de sertifika içeren belgenizin olması gerekir. Yine İçeri Şeher’ de bulunan ‘Minaytür Kitap Müzesi’nde ise Nazım Hikmet’ten tutun da M. Kemal Atatürk’ün ‘Nutuk’una kadar birçok kitapçık bulabilirsiniz. İçeri Şeher 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmıştır.

Şirvanşahlar Sarayı: 15.ci yüzyılda yapılan bu Saray İçeri Şeher’dedir. Şirvan Şah Devletinin Şahı İbrahim Halilullah döneminde inşa edilmiştir.2 katlı olan binada üst kat Şah ve ailesi alt kat ise Devlet işlerinin yürütüldüğü yer olarak kullanılmaktaydı. 1964 yılından itibaren müzeye dönüştürülen Saray 10.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Saray 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.

Gız Galasy(Kız Kulesi):  12.ci yüzyılda yontma taş ile sahil bulvarı kenarına yapılan 8 katlı bir Zerdüşt Tapınağıdır. Kulenin merdivenlerinden yukarıya tırmanarak her katta yapılan sunumları kule ile ilgili bilgileri ayrıntılı olarak alabilirsiniz. Pes etmeden kulenin en üstüne kadar çıkarsanız muhteşem manzaraya tepeden tanıklık etmiş olursunuz.

Haydar Aliyev Kültür Merkezi: Modern Bakü’nün simgesi olan bu bina Zaha Hadid tarafından 2007 yılında inşasına başlanmış ve 2013 yılında tamamlanmıştır. 57.000m2 alana inşa edilen bu modern yapı bilim, spor, kültür merkezi olarak kullanılmaktadır. Binanın tasarımında Kıbrıslı Türk Mimar Saffet Kaya Bekiroğlu’nun da imzasını taşır. Bina Haydar Aliyev’in 89.cu yıldönümünde açılmıştır. Merkez hafta içi 11.00-18.00 arası ziyarete açıktır.

Bakü şehrini gezerken hemen hemen her köşede karşınıza bir heykel çıkar. Her ne kadar şehir ‘Rüzgarlı Şehir’ olarak bilinse de heykeller şehri olarak da bilinir. Nizam Ganjavi (Leyla ile Mecnun gibi eserin yazarı, Ayakkabı Boyacısı heykeli (Bulvar Parkında), Vahid Büstü(İçerişeherdeki büstte yazarın saçlarına ve boynuna yapılmış yüzlerce küçük insan heykelleri), Nariman Narimanov(Sovyet dönemindeki yazar ve Sovyet Azeri Cumhuriyetinin başkanı), Hayder Aliyev Heykeli( Azerbaycan tarihinin akışını değiştiren devlet adamı) gibi heykeller görebilirsiniz. Aslında Bakü şehrinde dolaştığınızda heykelleri saymakla bitiremezsiniz. Şehrin her köşesinde birbirinden güzel ve anlamlı sanatçıların yaptığı heykelleri her daim gözlerinizi kamaştıracaktır. Heykellerin yoğun olarak bulunduğu bir başka yer ise Ulusal Şeref Mezarlığı idi.

Fahri Hiyebani Mezarlığı: Sakın hele mezarlıkta ne işimiz var diye düşünmeyin. Bir mezarlıktan çok heykel müzesini andıran bu yerde birbirinden güzel bir o kadar da ilginç olan sanat eserlerini görürsünüz. Burada birbirinden ilginç hayat hikayeleri ile donatılmış devlet adamları, edebiyat, sanat ve bilim insanlarının mezarları var. Bu kişilerin mezarları başlarında onları anlatan öykülerin yanı sıra heykeller var. Modern Azerbaycan’ın kurucusu olarak bilinen Haydar Aliyev’in mezarı ve Azerbaycan’ın bağımsızlığına kavuşmasında etkin rol alan Ebulfez Elçibey’de bu mezarlıktadır. Türk bayrakları ile süslenmiş olan Elçibey’in mezarı başında ise şu yazı var:

sevgim  — millete

vurgunluğum — azadlığa ve adalete

itaatım — muallimlerime

borcum — dostlarıma ve meslektaşlarıma

nefretim — yalancılara ve simasızlara

Targovoya Caddesi ise Bakü’nün en önemli ve kalabalık caddelerinden biridir. Bu cadde üzerinde bilinen markaların ama bir o kadar da pahalı olan konfeksiyon mağazalarını bulabilirsiniz.

Bakü gezim sırasında yerel halkın geleneklerini de yaşama fırsatım oldu. Bunlardan bir tanesi Cenaze Çadırlarıdır. Bakü sokaklarında gezerken ‘kiraye çadır’ ilanı görürsünüz. Her gün kullandığınız tali yol bir balmışsınız ki kapatılmış ve yolun içerisine bir çadır kurulmuş. Bu çadıra cenaze çadırı denmekte olup cenaze sahibi ailenin hem başsağlığı için kullandığı hem de ‘Şirinyat’ tatlılar ve yemeklerin verildiği yerdir. Geleneksel olarak 3, 7 ve 40. gün olması gereken taziye günleri, çadırın kurulduğu yerin uygunluğuna bağlı olarak cenazenin 1. ila 7. günü arası oluyor. Molla  700- 900  Manat karşılığında gelip dua okuyor. Dualar haremlik ve selamlık olarak ayrılıyor. Biri bitirince diğeri duaya başlıyor. Gelir düzeyi iyi olan aileler ise çadır kurdurma yerine başsağlığı ziyaretine gelmek isteyenleri lokantaya davet edip tüm masrafları kendisi karşılıyor.

Bakü sadece heykel ve müzelerden ibaret değildir. Bulvarın deniz tarafında kocaman yemyeşil parklarla çevrilidir. Bu parklarda bisiklete binenler, yürüyüş yapanları görmek mümkündür. Yine Bakü’de, T.C Elçiliği karşısında yer alan parka ise Atatürk’ün adı verilmiş olup içerisindeki heykellerin yanında Atatürk’ün heykeli de vardır.

 

Ne yenir

Azerbaycan mutfağı Türk mutfağına benzese de ülkede yapılan yemekler başta safran olmak üzere kişniş gibi baharatlarla tatlandırılır. Hazar Denizinden elde edilen havyar ve deniz ürünleri yemek türleri arasında başı çeker.

Mersin Balığı: Hazar denizinde yaşayan balık türlerinden olup genelde kesilmiş parçalar halinde biber yanında şişte pişirilir.

Havyar: Dünyanın en kaliteli havyarı siyah renkte olup Hazar denizinde yaşayan Mersin balığından elde edilir.

Duşbara: İçerisine kıyma konarak pişirilen börek çeşididir.

Azeri plovu. Tavuk ve kuzu etinin parçalar halinde kızartılarak içerisine kuru üzüm ve kayısı da katılarak pilav olarak pişirilmesidir.

Bakü baklavası: bildiğimiz baklava hamuru incecik açıldıktan sonra arasına yağ sürülüp, ceviz veya badem ve özellikle de safran konarak pişirilen baklava türüdür.

Azeriler çayı Türkler gibi çok sevip sürekli tüketmektedirler. Ancak çayı yaptıkalrı zaman size demlik ile getirirler. Çay bardağınızın yanında ise 2 tane boş çay tabağı olur. Bu tabaklardan birini çay tabağınız için diğerini ise ‘mürebbe’ için kullanırsınız. ‘Mürebbe’ çayın yanında şeker yerine servis edilen bir tür reçeldir. Bakü’de kaldığım süre içerisinde genelde farklı mekanlarda yemeyi tercih ettik. Gittiğimiz yerler arasında Çay Bağı(içerişeher), Qazmag Cafe Restoran( içerişeher), Qaynana Restoran(içeri şeher) gibi yerler tavsiye olunur.

 

Konaklama

Bakü’de Eski şehir, Nizami Caddesi ve Bayrak meydanı olarak bilinen bölgelerde kalabilirsiniz. Şah Palace Hotel 4*, Winter park Hotel 4* ve Hilton Bakü 5* konaklayabileceğiniz otellerdir. Gecelik fiyatları ise €80-150 arasında değişmektedir. Konaklama için farklı bir alternatif ise ev kiralamaktır.

Azeriler genel anlamda gösterişi severler. Şair ruhludurlar, el sanatlarına özellikle de resim, halıcılık, tiyatro ve müzik konusunda son derece başarıdırlar. Petrol ve petrol ürünleri ihraç etmektedirler. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ülke siyasi bağımsızlığını kazanarak serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecini yaşamıştır. 1992 yılında Dünya Bankası ve Uluslararası Kalkınma Örgütüne üye oldu. 15 yıl içinde ülke 50 milyar dolar petrol geliri beklemektedir. 2012 yılında 57.ci Eurovision Şarkı Yarışması, 2015 yılında I. Avrupa Oyunlarına ve 2016 yılında ise Grand Prix Formula 1’e ev sahipliği yapmıştır.

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum’ da buluşuncaya kadar sevgiyle kalınız….

 

 

 

 

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı