Köşe Yazarları

RUM TARAFI GARANTİ VE İTTİFAK ANLAŞMALARINI İHLAL EDİYOR…






KKTC’nin Türkiye dışında, gayri resmi de olsa, diplomatik ilişkisi olan tek ülke bir bakıma Güney Kıbrıs’tır. Karşılıklı tanıma yoksa da, ortada belli kurallarla sınırlı bir müzakere masası var.
Masada, her iki halkın evi olan Kıbrıs adasında, bir ortak gelecek kurulabilir mi, o tartışılıyor.
Ancak başımızı Kıbrıs’ın penceresinden dışarı çevirdiğimizde, bir de bakıyoruz ki, ortaklık kurmaya çalıştığımız taraf, bizim ve Türkiye’nin aleyhine ittifaklar içinde, hatta adanın başını belaya sokacak ileri adımlar atıyor.  Peki biz de en azından “diplomatik açıdan” bilgi istiyor muyuz?
Ne demek istediğimi, daha geniş anlatayım; düşünün ki, biriyle evlenmek niyetiniz var. Birbirinizi tanımaya çalışıyorsunuz. Kafalarınız uyarsa, niyetleriniz samimiyse, evleneceksiniz. Ama o da ne, partneriniz sizinle olduğu saatlerin dışında başkalarıyla iş pişiriyor. Hem de sizin ve ailenizin hasımlarıyla ilişkiler kuruyor. Böyle bir kişiyle ortak bir gelecek kurabilir misiniz?
Şu anda Güney’in yapmaya çalıştığı tam da bu.
Bunu, “Onlar tanınmış devlet, diplomatik ilişkileri var” diyerek geçiştiremezsiniz. Eğer niyeti iyi olsa, madem ki Mart’ta referandumdan söz ediliyor, bu gibi ittifakları yeni kurulacak devlete bırakır değil mi? Ama öyle yapmıyor, aksine yangından mal kaçırırcasına acele ediyor.
Önce, sözde kendisinin de içinde olduğu ABD-AB ittifakının halihazırda çıkar çatışmasında olduğu Rusya’ya hava ve deniz alanlarını açıyor. Daha da ileri giderek, karada üs kurmasını sağlayacak yoklamalar yapıyor. Şaka değil, Rusya`nın Lefkoşa Büyükelçisi Stanislav Osadchiy, “Rusya Federasyonu,  Rum Dışişleri Bakanlığı ile IŞİD'a karşı savaş amacıyla askeri tesislerin sağlanmasını görüşüyor” diye bizzat eçıklamış ve bir anlaşmaya varma yolunu bulacaklarına inandığını vurgulamış…
Allah Allah, bunlar AB üyesi değil miydi? AB’nin Ukrayna olaylarından sonra ambargo koyduğu Rusya ile bu nasıl ittifak?
Rumlar bu kafa tutma cesaretini nereden buluyor acaba?
Bence doğal gazdan. Ellerinde ciddi bir koz var. Önemli olan buldukları gaz değil, Kıbrıs’ın taşıma güzergahında olması. Yani adanın stratejik önemi…
Bölgede karasularında doğal gaz bulunduğu çoktandır biliniyordu. Miktarı belli değildi, çok da karlı olmadığı söyleniyordu. Ancak Ağustos’ta Mısır sahillerinde bulunan dev doğal gaz yatağı, hesapları alt üst etti. Amerikalılar, “Doğu Akdeniz’de nefes kesici anlar yaşıyoruz,  bölgede oyunun kuralları değişti” şeklinde açıklamalar yaptılar. Amerikalıların bu rezervi bilmediklerine inanmak zor. Ama her nedense Mursi döneminde ortaya çıkmadı da, darbeci Sisi’ye kısmet oldu.
Şimdi bakıyoruz, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs üçlü zirve yapıyor. E, rezerv kesinleştiğine göre, bunun çıkarılması, güvenli bir şekilde taşınması pazarlıkları paşlayacak. İsrail’le Mısır’ın doğal gaz konusunda ilişkileri sıkıntıya girince, devreye en kıvrak ortaklar sokuluyor, Yunanistan ve Güney Kıbrıs…
Peki madem biz evlenmeye hazırlanıyoruz, bu işin neresindeyiz?
Hiç bir yerinde.
Güney Kıbrıs, müzakere süreci başladı başlayalı, hemen her ay yeni bir dayatmayla ortaya çıkıyor. Ya garantiler diyor, ya dönüşümlü başkanlığı reddediyor, ya mülkiyet konusunda ayak sürüyor. Sular da ne yazık ki, onun kazdığı yolda ilerliyor. Neden biz de aynısını yapmıyoruz? Ben bunu merak ediyorum.
İş çok ciddidir. Rum tarafı şu anda halihazırda yürürlükte olan 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarını çiğnemektedir. Bunu bir de, garantörlerin sorunlu olduğu ülkelerle askeri ve ekonomik ittifaklara girerek yapıyor. Ve neredeyse ülkeyi savaşa sokmak üzere… Herhangi bir misilleme sadece onları değil, bizi de etkileyebilir.
Masada bunlar konuşuluyor mu? Bence konuşulmalı. Gerekirse endişelerimiz, uluslararası alanda gündeme getirilmeli. Belki bizim gücümüz yetmez ama Türkiye bunu yapmalı. En önemlisi biz bu gelişmeleri yorumlayıp, muhtemel planlamalar yapıyor muyuz?
Dedim ya, artık Kıbrıs konusu toprak konusu, mülkiyet konusu, kim nerede nasıl yaşar konusu falan değil. Kıbrıs konusu artık, uluslararası stratejik öneme sahip bir toprak parçasının idaresi konusu.
Kim, hangi ittifaklarla idare edecek konusu…
Bence çok çalışmamız gerekiyor, çoook….
YERİN KULAĞI VAR
BU SON:

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu kez de soruna çözüm bulunamaması durumunda, yeni nesil Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların, ayrı ayrı ülkelerin halkları olarak yaşamayı isteyebileceğini söyledi. Neyse, hiç olmazsa “son şans” demedi. İnşallah komşu bu sözleri iyi anlar. Bu işin kırk sene daha böyle gideceğini düşünüyorlarsa, yanılırlar. Otursunlar ve bu ülkenin ortakları olarak, birlikte yaşamanın yollarını arasınlar…



SİZ KARAR VERİN:
Rum lider Anastasiadis, mülkiyet konusunda antlaşmaya varıldığını iddia ettiği beş seçeneği açıklarken Cumhurbaşkanı Akıncı, mülkiyetle ilgili olarak, Anastasiadis’in açıklamalarının ve basında yayımlanan belgelerin, çalışma kağıtları olduğunu iddia etti…Taban taban zıt iki açıklama. Hangisine inanacağınıza varın siz karar verin… 



NASIL BİR ÇÖZÜM:
Çıkın sokağa ve sorun, hemen herkes çözüm istiyor ama, hiç biri 1974 sonrası ganimet veya bir başka yolla elde ettiklerinden de zerre kadar vazgeçmek de istemiyor. Bunlara iade et veya tazminatını öde dediğimizde ise  “kan döktük de aldık”edebiyatına yatıyorlar. O zaman nasıl bir çözüm istiyorlar, doğrusu ben pek anlamadım…

GÜNEYDE SATILAN MALLAR:
Güney’deki Türk mallarını ucuza kiralayanların, bu malları çok yüksek meblağlara başkalarına kiraladıkları çıkmıştı geçtiğimiz günlerde. Şimdi de acaip karlarla satılan Türk malları tespit edilmiş. Rum basınında dökümü de var. O listedeki mallar arasında, Kuzey’de feragat edilenler var mı? Bizim İskan Dairemiz o envanterleri güncellemeye başladı mı? Yoksa Güney’deki mallarımızın hiç bir önemi yok mu? Satanın yanına mı kalacak? Defalarca yazdım, tek bir yanıt göremedim…

İZCAN BU DURUMDAN MEMNUN MU:
BKP Genel Başkanı İzzet İzcan diyor ki; “Kıbrıs’ı bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da tutsak kılacak 1960 Garanti Sistemine karşıyız”. Ben de ona soruyorum, Güney Kıbrıs’ın halihazırda içine girdiği ittifaklar için ne diyor? Neredeyse Kıbrıs adasını savaşın içine sokuyorlar. Her tarafa askeri imkanlar sağlıyorlar. Savaş uçakları, savaş gemileri adayı kullanıyor. Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallığın tutsağıymışız. Ya yeni ittifaklarla kurulan tutsaklıklar?  Hiç mi söyleyeceğiniz söz yok.

AKILLI ADAM:
Kim ne derse desin, Anastasiadis akıllı adam. Baksanıza Türkiye ile diplomatik sorun yaşayan Rusya ve Mısır’la hemen diyaloğa geçti. Bir hafta önce Rus Dışişleri Bakanı’nı ağırladı ve destek aldı, şimdi de üçlü zirvede, Yunanistan ve Mısır ile biraraya geliyor. Nerede ne zaman, hangi hamleyi yapacağını yapacağını çok iyi biliyor…  

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Harmancı:
LTB Başkanı Mehmet Harmancı, geçen yıl 4 milyon TL tasarruf yaptılarını, ancak 6 milyon daha ek kaynak yaratmaları gerektiğini söylüyor. Buna karşın BES, toplu sözleşme görüşmelerine, 5 milyon liralık yeni yük getirecek önerilerle gelmiş. Başkan bunları reddedeceğini açıklıyor. Çok tartışıldı, ama sonuçta belediye çalışanları maddi olarak hiç bir haklarından vazgeçmediler. Şimdi kalkmışlar daha, daha diyorlar. İşte orada duracaklar. Biz de Başkan’ın arkasında durarak, onları durduracağız. Gelen yorumlara baktım, Lefkoşalı tam bir kararlılık içinde. 

DİPTEKİLER
Osman Amca:
Taşeronlar Birliği Başkanı Amca “Hepimizin devlete milyonları aşan vergi borçlarımız var. Devletin bir kez daha vergi affı çıkarması gerekiyor. İnşaat sektöründe, temiz kâğıdı alamadıkları için, tefecilerden yüksek faizle para alan birçok iş insanı var. Tefeciler eğer borç vermekten vaz geçerse ekonomi hayatı biter…” diyor. Siz ne diyorsunuz?





Başa dön tuşu