Başından beri söylediğimiz şudur: “Bizim istememiz değil, çözümü Rum tarafının istemesi önemlidir.. Oysa Güney’deki parlamento seçimleri arifesine girildiği şu günlerde Güney’den gelen haberler çözüme çok da teşne olduğunu göstermiyor! Tabi bunda yadırganacak bir taraf da yoktur. Çünkü öteden beridir Güney için Federal Kıbrıs oluşumu “Kuzey’deki kazanımları” ile “çoğunluğuna dayalı sistemi” gözetmektedir. Eğer kategorize etmek gerekirse:
Bir: Kuzey’de bıraktığı mülkünün büyük bölümünü geri almak.
İki: Nüfus ve mülk çoğunluğuna dayalı bir bir federal Yönetim oluşturmak güç paylaşımını ayni oranla gerçekleştirmek.
Üç: Kıbrıs Cumhuriyetini temsil eden tanınmış devlet oluşunu olası çözümde lağvetmek değil, federal devleti üzerine inşa etmek.
Dört: Bunu da Kıbrıs Cumhuriyetinde olduğu gibi tüm federal devletin yönetim ve kurumlarında –mesela- yüzde 70 Rum yüzde 30 Türk oranları ile yapısallaştırmak.
Beş: Kıbrıs’ın AB üyesi olduğu gerçeğinde kaçınılmaz olan müktesebat uygulanırken nihai çözüme “dört özgürlüğün” birincil hukuk olarak alınmasını sağlamak..
Altı: Kıbrıs AB ve BM’ler üyesi olacağından Türkiye’nin garantisine gerek olmayacağını kabul ettirmek.
Yedi: Çözümden sonra mevcut demografik yapının korunması için Türk nüfusu belirli sayıda tutmak…
NERESİNDEN BAKARSANIZ: Müzakereler Kuzey-Güney bölgelerinin birleştirilmesi hedefinden hareketle Kıbrıs’ın “federal sisteme” kavuşturulması arayışları ile devam ediyor. Ve Kuzey’in değişimi ile federal sisteme katılması amaçlanıyor ki hemen ekleyelim, yukarıda bir kısmını hatırlattığımız Güney’in istekleriyle birlikte!
Ancak son zamanlarda Rum halkı bazı başlıkların Annan planından kopyalandığı yeni çözüm arayışlarını beğenmemeye başladı. Dahası aynen Downer’e yaptıkları gibi bu kez de yıpratma kampanyası ile Eide’ye taktılar!.
ANASTASİADİS DE YIPRANIYOR: Güney’de yapılan bazı anketlerden anlıyoruz ki müzakerelerin seyrinden Rum halkı da memnun değil. Ne var ki haklıdırlar! Çünkü “hemen çözüm isteyen” Türk tarafının Güney’de yarattığı imaj bu uğurda büyük ödünler vermeye hazır olduğuydu. Nitekim daha bir süre önce Anastasiadis “Rum tarafının Annan planıyla Kuzey’de elde ettiği kazanımlarının tartışmaya bile gerek olmadan yeni çözümde otomatik olarak Güney’e ait olduğunu” söylediydi…
Buna karşın şimdilerdeki Rum kamu oyu yoklamalarına bakıyoruz, Anastasiadis’e müzakerelerde verdikleri destek yüzde 14’ü geçmiyor! Aksine yüzde 71’lik bir kesimin Anastasiadis’in Kıbrıs sorununa yönelik politikasını da beğenmiyor! Çok kısaca masadaki mevcut “planın” tatmin edici olmadığı hatta Annan planından daha kötü olduğu savındalar!
Tabi Rum tarafındaki bu umut kırıklığının asıl nedeni Türk tarafının çözüm için büyük ödünler vereceğini zannetmeleri ile Rum liderliğinin 1974 Barış öncesi Kıbrıs’ına dönüleceği vaatlerinde bulunmuş olmasıdır. Nitekim kapılar açıldıktan sonra Türk halkı Güney’e alışveriş ve beribado yapmaya giderken, Rumlar da kiliselerinde ayin yapmak için Kuzey’e geçmeye başladılardı! Hâlâ durum vaziyetler de budur. Ve unutmayın. Rum halkı için Kuzey kurtarılması gereken bölgedir!..
NEDEN YAZIYORUZ: Bugüne kadar Güney’e yönelik değerlendirmelerimizde “yanıldığımızı” görmediğimiz için! Rum tarafının bizi “yalancıya” havale edeceği bir jestini görmediğimiz için! Hâlâ Türk düşmanlığını sürdürdükleri için! Ve –bazı- bizimkilerin hâlâ bu adada Rumla federal sistem oluşturup kardeş kardeş yaşayacakları rüyasından uyanmadıkları için! **********
HÜKÜMET DAR BOĞAZDA. (HÜKÜMETİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BÜYÜK ŞAŞKINLIK!)
Olacak iş değil ama oluyor. Üstelik artık çok da şaşkınlık yaratmıyor çünkü “hükümetin dingili koptu!”
Önce yazalım ama: Zaten “koalisyon” olduğu için iktidar “iki başlı” bir yapısallıktadır. Şunu da insafla yazayım. Bugüne kadar CTP ile UBP arasında hükümetin icraatlarını olumsuz etkileyecek yahut iki siyasi partiyi ciddi tartışmalara sürükleyecek bir olay yaşanmadı. (Denecek ki icraatı olmayan dolayısıyle tartışacağı konusu da kalmayan bir koalisyon durup dururken neden kendini yıpratacak maraza çıkarsın?)
Oysa çıktı! Fakat çıkaranlar iki siyasi partinin “yürütme erki” değil, CTP’nin kendi organları oldu! Nitekim su sorununa kadar sallan yuvarlan gidiveren Koalisyon Hükümeti vakta ki CTP’li genç bakanlarla da takviyelendi hırgürün de sesleri işitilmeye başladı! Su sorunu da bu “hırgüre” istenildiğinden alâ zemin hazırladı! Ve iki başlı hükümet Talatlı CTP Parti Meclisi ile “üç başlı” duruma geldi!
Geçen gün Talat’ın “zaten benim adayım değildi” dediği Başbakan Kalyoncu’nun Meclis’te içine düştüğü şaşkınlık da bu çok başlılığın bir sonucu olmalıdır.
Nitekim Sağlıkla İlgili yasaların görüşülmesi için “özel komite” kurulacağı konusunda tartışma açıldığında Ömer Kalyoncu “İlk defa böyle bir komite kurulduğunu görüyorum. Başbakan olarak haberim olmadı. Bunu doğru bulmuyorum” dedi.
Yine de çok nazik davrandığını söylemeliyim! Bir Başbakan Hükümetinin icraatlarından ancak bu kadar bihaber kalabilir! Ki Meclis Başkanı Siber’in “Başbakanın haberdar olmamasına üzüldüm” demesine karşın! Çünkü devamında şunu söylediydi: “Bakanın haberi vardı belki hızlı geliştiği için haberdar edilemedi!” (Belli ki Siber de inisiyatifi elinden kaçırmış, her halde o da şaşkın!)
OLAYIN “YASASINA” GELİNCE: Erhürman vakti zamanında yaptığı Anayasa değişikliklerini kendi partisine bile kabul ettiremediydi ama belli ki Meclis’teki hukuki mevzuatların ilk söz sahibi olmaya devam ediyor nitekim bu konuda da diyor ki “komitelerin iç tüzük gereği böyle yetkileri vardır..”
Burada olay yetkilerin kullanılması değildir ama: “Başbakan’nın resmen Ad Hoc komitenin kurulmasından haberi olmaması dolayısıyle by pass edilmesidir! (Bu Ad Hoc’u internetten indirdim, anlamı şu imiş bilginize diyeyim: “Ad hoc "amaca özel, niyete mahsus" anlamına gelir. Genelde bir soruna yönelik, geçici bir çözümü anlatmak için kullanılır. Bazen da bir yetersizliği ya da üstünkörü üretilen çözümleri vurgulamak için kullanılır.Örneğin geçici olarak kurulan “mahkemeler” ya da “araştırma tetkik komisyonları.”) Tabi hatırlatmalıyım. Beterin beteri olay su sorununda da yaşanmış, inisiyatif hükümetin elinden koparılıp CTP parti meclisi ile yandaş STÖ’nin ellerine tut edilmiştir!
KISACA. Koalisyon hükümeti zaten çalışamayacak açmazlarda sürünüyor. Üstüne üstlük çalıştırmıyorlar da!

Önceki Haber
Sonraki Haber

























