Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Rum tarafı bugüne kadar hangi iyi niyet gösterisinde bulundu?

Çok merak ederim: 2004 yılında AB’nin Kıbrıs Türklerine yönelik oluşturduğu “Doğrudan Ticaret tüzüğü” eğer son günlerde çıkan haberleri ile “nihayet uygulamaya konacaktır” kararına vardırılırsa, Rum Yönetimi nasıl tepki gösterecektir?

Merakımın nedeni de şudur: Yine son günlerde müzakerelerin başlaması için her kesimden şu veya bu “çare” diyerek görüşler ortaya konuyor. Bir tanesi zaten Gambari’den beridir görüşmelerin “lafzına” uygunluğunca “Güven Yaratıcı Önlemlerdir!” Ki Gambari Papadopulos’la Talat’ın ortasında durup iki Cumhurbaşkanının ellerini havaya kaldırırken özellikle “GYÖ’den söz ediyor, iki toplum arasındaki kültürel ve sportif ilişkilerden dem vuruyordu…” İnanılıyordu ki eğer iki halk bu etkinliklerle kaynaşırlarsa çözüme daha yakın olacaklardı…
PEKALA GYÖ’LER GERÇEKLEŞTİ Mİ? Hayır! İki halkın buna hazır olmamasından dolayı değil! Rum tarafının müzakerelerin önüne GYÖ’leri koyarak arsızca isteklerde bulunmasından! Ki Maraş’ın iadesi ile başlayan bu silsile Güzelyurt’u, bazı sınır köylerini parantezine alırken, “verin ki nihai çözüme gitmeden önce iyi niyetinizi görelim” açıkgözlüğü ile sarmalıydılar!
Buna karşılık Türk tarafındaki STÖ’den bazıları Maraş’ın iadesine de sıcak baktılardı, Rum cemaatinin Kuzey’deki kiliselerine gelerek ibadet etmelerine de yardımcı oldulardı. Türk Rum gençleri arasında da türlü çeşitli etkinlikler olduydu…
BUNLARA KARŞILIK RUM NE YAPTI? Hangi iyi niyetli gösteride bulundu? Mesela:
Oluşturulan Yeşil Hat Tüzüğü’nü mü doğru dürüst çalıştırdı?

AB ile “Doğrudan Ticarete” mi cevaz verdi?
Türk Rum kültürel ilişkilerden hangisini Güney’de kabul etti! (Tümü de Kuzey’de gerçekleşti. Hatta Talat Güney’de konferans verecek oldu tartaklandı!)
Sertoğlu Türk futbolunu FIFA’ya üye yapacak diye KOP’un bünyesine sığınmak istedi de ne oldu? Adama kazık atmadılar mı?
Her dinden görevliler GYÖ’ler diyerek sık sık bir araya geldiler de Hrisostomos’u mu yumuşattılar yoksa Rum liderliğini mi tüm adanın tek devleti oluş iddiasından caydırdılar?
Yirmi beş yıldır önce Çekoslavakya şimdilerde Slovakya Büyük Elçileri iki toplumun siyasi partileri arasındaki toplantıların tertipleyicileri ile ev sahipliklerini yaptılar da hangi sonuca vardılar?
BM’den AB’den az biraz bize de yararı dokunacak hangi kararın çıkmasını engellemediler ki? (Şu “gaz” olayını hiç yazmıyorum! . Gözlerimizin önündedir ve Rum tarafının Türk halkına yönelik tutum ve niyetinin aynasıdır! DOĞRUDAN TİCARET OLAYINA GELİNCE: Haberleri bile Rum tarafını ayağa kaldırdı! Keşke AB öyle bir karar alsa da hep birlikte görsek sonucu!

**********      
İşte kırk yılın mostrası! (Bugün yaşananlar kırk yıllık yanlışlarla kötü yönetimlerin sonucudurlar!)

Haber çarpıcıydı! Kırk yılın kötü yönetim ve yönetilme olayını aynalıyordu! “Öyle geldi böyle gider” çaresizliğinin meali oluyordu! Ve henüz çok ilkel metotlarla çalışan devlet olduğumuzu çakıyordu!
Haber üzücüydü! Çünkü insana “işte Güney’deki Rum devleti, işte Kuzey’deki KKTC” dedirtiyordu!
Haber şuydu: 300 bin kişilik nüfusu olduğu farz edilen KKTC’nin 12 bin 555 kadrolu memuru varken, 800 bin küsur nüfusu olan Güney’in de 12 bin 595 memuru vardır!
Yani sekiz bin nüfusa hizmet veren kadrolu memur sayısı ile 300 bine hizmet veren Kuzey’deki kadrolu Kamu Görevlileri sayısı eşit! Neden?
İŞTE “DEVLETÇİ ZİHNİYETİN” TİPİK ÖRNEĞİ: O “zihniyet” önce içine “seçim ve seçilme” tohumu düşmüş bir siyasi parti yumurtasıdır… Seçim propagandalarında “iş, aş, para, kıyaklar vaatleridir!” Sonuçta “iktidara” gelindikte o vaatleri yerine getirmek için kırılan kabuklardan çıkan civcivlerin devlet dairelerinin her kademesinde istihdam edilmeleridir!”
Kırk yıl bu minval üzere geçti! Hani sık sık yazarız, şu TC’den pompalanan paralarla oluşturulan “pastanın” yukarıdan aşağılara büyük dilimlerden başlayarak daha küçük dilimler halinde bölünüp paylaşılması olayı! Tam kırk yıldır devlet bu paylaşımla iştigal etmektedir!
Bir o kadar da emekliyi katın yanına bu “memur cennetinin” ve sonra KKTC bütçesinin yüzde 80’i memurlara emeklilere gider deyip geçin karşısına başlayın ağlaşmaya!
TEVEKELİ DEĞİLDİR: Bakın hazinede para yok! Yorgancıoğlu hükümeti o kadar çaresiz kaldı ki memurun maaşlarını yeniden ayarlama olayını bile kimselere kabul ettiremedi çünkü “alt kademenin durumunu düzelteceğim derken bu kez üzerindeki memurların haklarını yemek zorunda kaldı!”
Kırk yılın anomalisidir bunlar! Adı da “popülizmle partizanlıktır!” Ki hâlâ ne kadar yanlış olduğu anlaşılmadığından istihdamlar furyası devam etmektedir…
ÖTE YANDAN SORALIM: NE OLDU E-DEVLET? Tabi Güney’in bürokrasisinin nasıl çalıştığını bilmiyorum. Fakat inanıyorum ki hâlâ o İngiliz’den kalma ciddiyet ve disiplin devam etmektedir. (Ki KKTC’de bunlar nanaydır!)
Öte yandan yine inanıyorum ki onlar çoktan E-Devlet oldular. Çoktan devlet dairelerinde her bir işlemi bircik bircik kompüterlerine bağladılar. Bu şu demektir? Beş memurun yapacağını bir memur yapmaktadır. Bizde ise hâlâ kalem kağıt yaz baba, damga pulu koş baba, mühürdür nerede vur baba, bugün yetmedi git bir daha gel baba! Babalar çekerken anaları ağlar ama!
Buna karşılık “bilgisayar kuruluş ve hizmetlerini alabilecekleri on’u aşkın Üniversitemiz varken onlardan da yararlanamıyorlar! O zaman bu üniversitelerin KKTC’ye getirisi nedir düşünmez misiniz? Öğrencilerin bıraktıkları harçları ile hamburger pizza paraları mı?
BİR DE BU SİSTEMLER BİZE UYMAZ DEMEZLER Mİ? Devlet sektörlerinin özelleştirmeleri mesela! Bize uygun değilmiş! Neden? Nedeni ortada işte! Sonra seçimlerde koşturtmak için kimi bulacaklar ki arkalarında? Hatta sandığa nasıl yansıtacaklar kendilerinden yana oyları? Eğer iş, aş, para kıyaklar vaatleri yoksa!
SONUÇ: İşte ben devletim diyen Güney ve kamu görevlileri… İşte, zaten “ben devlet değilim” dediği için kırk yıldır harcıalem politikalarda heyamola çeken KKTC!

************

Kısaca takıldığım: (Sahipsizlikle düzensizliğin işte yeni ispatı!)       
Geçtiğimiz günlerde “gaz tüplerinde” fiyat indirimine gidildi, ucuzlatıldı ve resmen açıklandı… Mağusa’da bir gaz bayisi “fiyatlar resmen açıklanmasına” karşın ertesi gün arabasını tüplerle doldurdu gaz satıcısı müşterilerine üstelik istedikleri miktarlardan da fazlasını vererek (çünkü her zaman vaki değildir, stokum az diyerek istenen miktarın altında verilir) dağıtım yaptı. Ve daha ne yaptı? Dağıttığı o gazların paralarını “indirimli fiyattan” değil, eski fiyattan aldı! Hem de “ne yani ben bu gazları eski fiyattan aldım, şimdi zarar mı edeyim” diyerek!
Şimdi siz de “adam zarar mı etsindi” diyebilirsiniz! Şikâyetleri dinlediğim için biliyorum. Bu kez perakende satıcılar, bakkallar zarar yaptı çünkü müşterisine “ben indirimli fiyattan aldım” diyemedi! İşte ahvalimiz diyorum!