Yeni özel temsilci atandı, New York’ta görüşmeler yapıldı, her ağzını açan görüşmeler sürecine destek verdiğini söyledi ama bana sorarsanız “görüşmelerin ruhuna el Fatiha” derim.
Yok yok, Rum tarafının tavrından değil, Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanlığı’na aday olacağını açıklamasından hiç değil.
“Nasıl olacak hem görüşmeci hem aday” diye mırıldananlar vardır ama Özersay’ın adaylığı ancak teknik heyetin kafasını karıştırır, o kadar. Öteye gitmez.
Eroğlu’nun adaylığı da bence sorun olmaz.
Hem görüşmeci hem kendisi paşa paşa aday olurlar, beyefendi beyefendi yarışırlar.
Bilakis iyi bile olur. Görüşmelerdeki detayları tartışırlar da bu yolla biz de bilgileniriz.
Öyle ya işin detayını onlar biliyorlar. Birbirlerine karşı aday olacaklarına göre demek ki birbirlerinin politikalarını beğenmiyorlar.
Veya en azından adaylığını resmen açıklayan Özersay işi henüz resmiyete dökmeyen Eroğlu’nun politikalarını beğenmiyordur ki aday oldu.
Beğenseydi destek olurdu.
Neyse, bunlar detay noktalar.
Asıl nokta Derviş Eroğlu’nun söylediklerindedir.
UBP’nin son günlerde yaptığı açıklamalarda.
***
Derviş Eroğlu bölgedeki bir festivalin açılış konuşmasında “Rumlar Boğaziçi’ni de istiyor, yolun altını bıraktılar, üstüne de geçtiler” deyivermişti.
“Benden daha çok toprak tavizi bekliyorlar” mealinde sözler zaten sarf etmişti.
Belliydi ki kampanyasını “taviz vermeyeceğiz” üzerine oturtmaya hazırlanıyordu.
Şimdi sahneye UBP de çıktı.
“Eroğlu, ne olur adayımız ol” diye düzenlenen toplantılarda UBP yetkilileri coştukça coşuyor.
Attıkça atıyor, tuttukça tutuyorlar.
Son olarak Güzelyurt’ta düzenledikleri “Eroğlu aday olsun” toplantısında “Güzelyurt’u asla vermeyiz” diye yüksek perdeden gürlediler.
Ve böylece onlar da niyetlerini açıkça ortaya koydular.
Anlayacağınız “tek çakıl taşı vermeyiz” günlerine geri dönüyoruz.
Eroğlu ve UBP el birliği içinde bizi geçmişe götürmeye hazırlanıyorlar.
Hani “vatan namustur veren namussuz” günlerine.
Becerip de KKTC Meclis binasının damına Yunan bayrağı çekmişlerdi ya işte o günlere.
***
Bizim için sorun değil, biz alışkınız da Anastasiadis’in ne yapacağını çok merak ediyorum.
Öyle ya daha geçen hafta New York’ta, Genel Sekreter Ban Ki-moon’un huzuruna çıkıldı ve görüşmelerde artık al-ver sürecine geçilmesi gerektiği söylendi.
Genel Sekreter’in Özel Temsilcisi de böylesi bir dönemin başlayacağını teyit eden açıklamalarda bulundu.
Yani şimdi herkes al-vere başlayalım diyor ama bizim UBP ile Eroğlu “tek çakıl taşı vermeyiz” havasına geri dönüyor.
Manzara bu.
Anastasiadis bu manzaraya bakıp da “çakıl taşı bile vermeyenlerle neyin pazarlığını yapacağım” derse ve görüşmelerden çekilirse nisandan sonra buluşuruz tavrını ortaya koyarsa ne olur?
Vakitsiz ve gereksiz yere toplumun gündemine Cumhurbaşkanlığı seçimlerini taşıyanlar kına yakmış olacaklar.
Önce toplumun gündemini sonra da Kıbrıs müzakerelerini zehirledikleri için.
Olacağı budur…
































