Seyahat

Romantizmin başkenti Paris


Bu hafta sizlerle Avrupa’ya uzanıyoruz. Bu şehir Avrupa’nın en Romantik ve Aşıklar şehri olarak bilinen şehri PARİS’tir. Bu koca şehirden kimler geçmedi ki…..Kabare ve sokakların divası Edith Piaf, radyumu keşfeden Pierre- Marie Currie, kimyager Louis Pasteur, ressam Claude Monet, aktör Jean Paul Belmado, surrealist Ressam Salvador Dali ve adlarını size burada sayamadığım daha nice sanatçılar, krallar, politikacılar ve din adamları……

Sen Nehri üzerine kurulan bu şehir Fransa’nın kuzeyinde olup Ile-de France bölgesinin merkezidir. Paris pek tabii ki Fransa’nın başkenti olarak biliniyor. Dünya tarihinde önemli bir yeri olan Paris’in moda ve lüksün yanı sıra ekonomik ve politik alanda da önemli bir yeri vardır. Bu arada Paris’te yaşayan kişilere Parizyen dendiğini söylemeden de geçemiyeceğim.

Gelelim Paris kelimesinin anlamına….Paris’in tam olarak kelime anlamının nereden geldiği bilinmemesine rağmen yine de ortaya atılan farklı görüşler vardır. Bunlardan bir tanesi, şehrin isminin Mısır Tanrıçası İsis’e kadar dayandığıdır.  Bölgede İsis’ e adanmış tapınakların olması ve eski Mısır dilinde ‘Perisis’ kelimesinden şehrin adının türediği varsayılmaktadır. Bir başka inanışa göre ise şehrin adının dalgalar altında kaldıktan sonra batan efsanevi Ys şehrinden geldiği ve par(gemi) kelimelerinin birleşmesi ile bugünkü Paris kelimesinin türediği iddia edilmektedir. Şehir renkli yapısı ile ışık şehri olarak da bilinir. Kısacası, ‘Ville Lumiere’.

Paris, kendi içinde 20 bölgeye ayrılmaktadır. Ile de la Cite yani şehrin tam merkezi olan idari bölgedir. Paris şehrinin nüfusu 2.500.000 civarında olup banliyöleri ile bu rakam 12.000.000 çıkmaktadır. Dünyada pek çok kişinin uğrak noktasının başında gelen bu güzel ama bir o kadar da pahalı olan şehri yılda 35.000.000 civarı turist ziyaret etmektedir.

İşte küçükten beri Mireille Mathieu ve Edith Piaf’ın şarkılarını dinleyerek büyüdüğüm bu şehre ilk gidişim bir kış ayına daha sonraki yıllarda ise sonbahar aylarına denk gelmişti. İngilizce konuşmamakta direnen Fransızlar sayesinde Fransızca dilini yıllar sonra konuşmak bu şehirde kısmet olmuştu. Paris’in genelinde gezilip görülecek çok ama çok yer var. O nedenle şehri rahatça gezmek istiyorsanız mutlaka ayağınızda rahat ayakkabınız olsun.

İklim

Kuzey Atlantik akıntısından dolayı şehirde yaz ve kış ayları genelde ılıman olsa da küresel ısınma ile artık kış ayları daha soğuk ve yağışlı olmaya başlamıştır. Bu dönemlerde sıcaklık ortalamaları 5C civarında seyreder. Yaz aylarında sıcaklıklar 30C kadar yükselmektedir. İlkbahar ve sonbahar ayları bana göre Paris için en güzel aylar olup özellikle de sonbaharda kızıl ve sarı renklerdeki uçuşan yapraklar şehre muhteşem bir görüntü vermektedir.

Nasıl gidilir

Avrupa kıtasının en turistik şehirlerinden olan Paris’e Türkiye’nin başta İstanbul ve Sabiha Gökçen Havalimanları olmak üzere farklı şehirlerinden de uçuşlar vardır. Paris şehrinde 3 havalimanı vardır. Bu havalimanlarından Charles de Gaulle Paris şehrinin kuzeyindedir. İstanbul’dan bu havalimanına THY yanı sıra farklı firmaların uçuşları olup uçuş süresi takriben 3 saat 30 dakika sürmektedir. Paris’in 2.ci havalimanı ise şehrin güneyindeki Orly Havalimanıdır. Bu havalimanına yine Türkiye’den başta Pegasus olmak üzere farklı şirketlerin uçuşları yapılmaktadır. Yolculuk süresi ise takriben 3 saat 50 dakika sürmektedir. Orly Havalimanına uçtuğunuz zaman Paris şehir merkezine Orlybuslar ile rahatça gidebilirsiniz. Paris şehrinin 3.cü havalimanı ise Beavais Havaalanı olup genelde Avrupa’nın farklı şehirlerinden charter uçuşlar bu havaalanına yapılmaktadır. Bu havalimanından şehir merkezine metro hattı olmadığından sadece otobüsler ile ulaşabilirsiniz. www.skyscanner.net  üzerinden biletinizi uygun fiyata seyahatiniz öncesinden alabilirsiniz.

Yaygın olarak kullanılan tren seferleri ile de şehre gerek Fransa’nın farklı şehirlerinden gerekse Avrupa kıtasındaki diğer ülkelerden gitmeniz mümkündür. Eğer, Hollanda veya İngiltere gibi ülkelerden seyahat ediyorsanız Gare du Nord şehirde kullanacağınız tren istasyonudur.

Şehir içi ulaşım

Paris şehrinin genelinde toplu taşıma aracı olarak otobüs ve metro kullanılmaktadır. 214 kilometre uzunluğunda olan metroda 16 hat vardır. Bu hatlar üzerindeki 370 metro durağı ise Paris’teki tüm evlere en fazla 500 metre uzaklıktadır. Taksiler, şehirdeki ulaşım araçlarından olup A, B, C olmak üzere bölgelere göre farklı tarifeler uygulanmaktadır. A, şehirde pazar ve resmi tatil günleri dışında 19.00 arası, B her gün 19.00-07.00 arası ve C ise Paris’ten havalimanına 19.00 – 07.00 arasında hizmet vermektedir.

Gezilecek yerler

Eyfel Kulesi: Kule sadece Fransa’nın değil ayni zamanda Paris’in de simgesi olmuştur.  Kule, Fransız devrimi kutlamaları için düzenlenen Paris fuarına kapı olarak yapılmıştı. Dünyanın en uzun kulesi olma özelliğini 1929 yılında New York şehrindeki Chrysler binası yapılana kadar korumuştur. Kule, Alexandre – Gustave Eiffel’in şirketi tarafından yapılmış olup modern mimarinin de ilk örneklerinden sayılmaktadır. Her yıl takriben 7.000.000 insanın ziyaret ettiği bu kule açılışından günümüze kadar 250.000.000 insan tarafından ziyaret edildiği tahmin edilmektedir.  Kulede farklı yüksekliklerde 3 seyir terası vardır. Eğer muhteşem Paris manzarasını seyretmek istiyorsanız o zaman bizim yaptığımız gibi kulenin tepesine kadar çıkmanız gerekmektedir. Ayaklarınızın altında kalan Paris manzarasını resimlemek muhteşemdir. Ama siz Paris manzarasını resimlerken yanınızda evlilik teklifini kabul eden çiftler çığlıklar atarak havaya sıçrarsa sakın şaşırmayınız.  Eyfel kulesi her 7 yılda bir 60 ton boya kullanılarak yeniden boyanmaktadır. Kule boyandığı zaman en açık renk en yüksekte en koyu renk ise zeminde kullanılmaktadır. Eyfel kulesi ilk boyandığı zaman kırmızı renkteydi. Günümüzde ise kule bronz rengindedir. Kule önünde toplanan ziyaretçilerin oluşturduğu uzun bilet kuyruklarında beklemek istemiyorsanız biletinizi önceden www.toureiffel.paris.fr  internet sitesinden de alabilirsiniz.

Notre Dame Katedrali: 1163-1334 yılları arasında Gotik yapı tarzı olarak yapılmış olan Katedral şehrin dini merkezi olarak bilinen bölgede yer alır. Bölge farklı dönemlerde bu bölgede yapılan yapılarla dikkat çeker. Bir örnek verecek olursam Keltler döneminde burası kutsal kabul edilmiş ve daha sonrası Romalılar döneminde ise Tapınak yapılmıştır. 69 metre yüksekliğinde ikiz kuleleri olan Katedral Sen Nehri kıyısındadır. Hz. İsa’nın dikenli tacı da burada muhafaza edilmekte olup Katedralin gül penceresi ve uçan payangalar en çok ilgi gören bölümleridir. Ne var ki, 2019 yılında çıkan yangında Katedralin bazı bölümleri tahrip olunca halkın ziyaretine kapanmıştır.

Louvre Müzesi: Cam piramit şeklinde yapılmış olan bu müze Fransız İhtilalinden sonra açılan ilk müzedir. Günümüzde müze Avrupa’nın yanı sıra Dünyanın da en büyük müzesi olarak bilinir. Müze çerisinde başta Mona Lisa, Venus de Milo olmak üzere 36 .000 üzerinde tablo sergilenir. Müze giriş ücreti €17 ‘dur. Her daima kalabalık olan bilet gişelerinde beklemek istemiyorsanız biletinizi önceden www.louvre.fr/en  sitesinden online olarak önceden alabilirsiniz.

Champs Elysee: Paris’e gitmemişseniz bile şarkılara konu olan bu ismi duymuşsunuzdur. Paris’in en ünlü caddesi olan bu yer 1667 yılında X1V. Louis’in bahçıvanı Andre Le Notre tarafından Tuilleries Bahçesi manzarasını genişletmek için yapılmıştır. Bu geniş bulvardan yukarı doğru giderseniz Zafer Takına, aşağı doğru giderseniz de Concorde Meydanına varırsınız. Caddenin adını Yunan Mitolojisindeki Elysion ovalarından aldığı söylenmektedir. Günümüzde en güzel mağazaların, restoranların bulunduğu mekanlar bu cadde üzerinde toplanmıştır. Arc De Triomph olarak bilinen Zafer Taktı da bu Cadde üzerindedir. Her yıl yapılan 14 Temmuz Fransız Ulusal günü ve Noel etkinlikleri burada yer alır.

Arc De Triomphe de L’Etoile : Anıt, 1806-1836 yılları arasında Fransız devrimcilerinin ve Napolyon savaşlarının anısına yapılmıştır. Anıtın yüksekliği 46 metre olup 12 caddeyi birbirine bağlamaktadır. Zafer Taktı olarak bilinen bu yapının tam altında Meçhul Asker Mezarı ve sönmeyen ateşi vardır. Şehrin manzarasını görmek için Zafer Taktının üzerine çıkıp yüksekten şehre bakabilirsiniz. Giriş ücretli olup kişi başı €12’dur.

Orsay Müzesi: Claude Monet, Vincent Van Gogh gibi sanatçıların eserlerinin yer aldığı müzedir. Müze 1986 yılında François Mitterand tarafından açılmıştır. Ücretli olan giriş kişi başı €12’dur.

Versailles Sarayı ve Bahçeleri: XIII. Louis döneminde küçük bir av köşkü olarak inşa edilmişti. İlerleyen yıllarda 2.300 odalı bir yapıya dönüştürüldü. XIV. Louis ve Napolyon yaz aylarında bu saraya gelip dinlenirlerdi. Versailles Tarih Antlaşması 1919 yılında burada imzalanmıştır. Günümüzde muhteşem bahçesi, Rönesans ve Barok tarzı yapısı ile gezenleri büyülemektedir. Paris’in 20 km. dışında yer alan bu yerde günümüzde Salon de Venus, Salon d’Apollon ve Aynalı Salon bölümleri müzeye dönüştürülmüştür.

Moulin Rouge: Paris’in Monte Marte bölgesinde bulunan kırmızı yel değirmenli bina aslında tipik bir Fransız kabaresidir. Kızların kabarık etekli muhteşem kostümleri ile kankan danslarını yaparken canlı gösteriyi yemekli veya yemeksiz olarak iki farklı şekilde izleyebilirsiniz. Yemeksiz gösterinin tek kişi fiyatı €110’dur.

Concorde Meydanı: Bu meydan Tuileries Bahçesi ile Chanzelise Caddesi arasında yer alır. Meydanda Dikilitaş ve 8 heykel vardır. Bu dikilitaş 1836 yılında Luxor Tapınağından getirilmiş ve buraya dikilmiştir. Meydanda bulunan 8 heykel ise Fransız şehirlerini simgeler. Fransız Devrimi sırasında başta XVI. Louis ve Marie Antoinette olmak üzere pek çok kişi bu meydanda idam edilmiştir.

Musee Rodin: 1919 yılında açılan bu müzede heykel ve resimlerden oluşan 30.000’inin üzerinde sanat eseri vardır.

Pont Neuf: Yeni köprü olarak da bilinen bu yer Sen Nehri üzerindeki en eski köprüdür. Bu köprü sayesinde Paris’in 1.ci ve 6.cı bölgeleri birleşir.

Pere Lachaise Mezarlığı: 44 hektarlık alandaki mezarlık Napolyon Bonaparte tarafından yaptırılmıştır. Mezarlık içerisinde yer alan heykellerin her biri sanat eseri olup göz kamaştırmaktadır. Bu mezarlıktaki mezarlar arasında sanatçı, politikacı ve yazarların da mezarları vardır. Kimlerin mi? Mesela Moliere, Max Ernst, Oscar Wilde, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’da bu isimler arasında yer alır.

St. Chapelle: 1242-1248 yılları arasında yapılan Katedral içerisinde günümüze kadar gelen birbirinden güzel vitraylar vardır. Bu vitraylar arasında Hz. İsa’nın son yemeği de görülmesi gereken vitraylardandır. Ayrıca Hz. İsa’ya ait taç, çarmıhın parçaları ve çarmıhın çivileri de burada saklanmaktadır. Giriş ücretli olup €10’dur.

Opera National De Paris: Biri klasik diğeri ise çağdaş mimari tarzında yapılmış 2 salondan oluşur. Paris Opera binası 1669 yılında XIV. Louis tarafından yaptırılmıştır.

Lüksemburg Saray ve Bahçeleri: 1615-1645 yılları arasında Marie de Medici için yaptırılmıştır. Sarayın Floransa’daki Palazzo Pitti’den esinlenerek yapıldığı söylenmektedir. Günümüzde Fransa Senatosu tarafından kullanılan binanın 25 hektarlık alana yayılmış mevsimsel çiçeklerle süslenmiş bahçesi vardır. Bahçe içerisinde bulunan Medici Çeşmesi de Salomon de Bosse tarafından yapılmış olup bahçeye farklı bir görünüm verir.

Sacre Coeur Bazilikası: 1875-1914 yıllarındaki Fransa – Prusya Savaşında ölen 58.000 kişinin anısına yapılmıştır. Montmarte Tepesinde yer alan bu bazilikanın kubbesine dilerseniz çıkabilirsiniz. Ancak çıkmak için 300 basamak tırmanmayı göze almanız gerekmektedir. Biraz yorulacaksınız ancak tırmanmayı başarırsanız kubbeden göreceğiniz manzara muhteşemdir.

Monte Marte Tepesi: Ressamlar tepesi olarak da bilinmektedir. Paris’te gezip görülecek yerlerin başında gelmektedir. 130 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde olan bu bölgedeki kafelerde oturup sıcak çikolatanızı yudumlamak sonrasında ise sokak ressamları arasında dolaşmak ve onları izlemek gerekir. Bir dönem Vincent Van Gogh, Claude Monet gibi sanatçılar da burada yaşamışlardı.

Paris Disneyland: 1915 yılında Disneyland ilk kez ABD’nin Florida eyaletinde kurulmuştur. Takvim yaprakları ise 1992 yılını gösterdiğinde Disneyland’ın 2.cisi  Paris’in dışında 2.000 hektarlık alan içinde otel ve eğlence aktivitelerinin yer aldığı Euro Disney adıyla kurulmuştur.

Ne yenir

Güne tercihinize göre meyvalı veya çikolatalı krep ile başlayabilirsiniz. Croissant, creme brulee, macaron, baget, pain au chocolat Fransız mutfağının vazgeçilmez tatları arasında yer alır. Soğuk bir günde Mont Marte tepesinde sıcak soğan çorbasını yudumlamak içinizi ısıtacaktır. Şehrin hangi bölgesinde olursanız olunuz yemeğinizin yanında Fransa’da üretilen şaraplardan içebilirsiniz. Yerli şarapların fiyatları pahalı değildir. Ancak Paris genelinde yemek fiyatları yüksek olup fiyatlar bölgeden bölgeye çok farklılık göstermektedir. Genelde table d’hote tarzı yemekleri tercih ederseniz fiyatlar daha ucuzdur. Paris’teki fast food hariç tüm restoranlar rezervasyon ile çalıştığından rezervasyonunuzu önceden yapıp restorana sonra gidiniz.

 

Nerede kalınır

Paris’te konaklamak için pek çok alternatifiniz vardır. Ancak şehir sadece Fransa’nın değil Dünyanın en fazla turist çeken şehirlerinden olunca şehirde konaklamak da pahalıdır. Ulaşımı hem kolay olsun hem de gece geç saatlere kadar eğleneyim diyorsanız sizin için  şehir merkezindeki tesislerde konaklamak biraz daha pahalı olsa bile daha uygun olacaktır. Bastille, St. Germain, Mont Marte veya Champs Elysee bölgelerini tercih ediniz. Bu bölgelerde konaklamanın gecelik fiyatları €200 – €470 arasında tesisine göre değişmektedir. Opera bölgesinde bulunan 3* oteller ise gecelik €70 – €200 arasında farklılık gösterir. Bu otellere örnek olarak ise ATN Hotel’i gösterebiliriz. Mercure Paris Gare Montpanesse 4* da tercih edilen oteller arasında olup gecelik fiyatı *€100 -€250 arasındadır. Şehir dışında daha uygun fiyata kiralık oda veya daire alternatifleri de vardır. Erken rezervasyon kampanyası ile www.booking.com  sitesinden rezervasyonlarınızı yapabilirsiniz.

 

Ne alınır

Paris’ten parfümeri gibi farklı kozmetik ürünlerinden alabilirsiniz. Modanın kalbinin attığı bu şehirden giyimden tutun da çantalara varıncaya kadar Louis Vuitton, Channel, Hermes, Cartier gibi pek çok ünlü markalar mağazaların vitrinlerini süslemektedir. Tatlı türlerinin başında ise macaron veya bölgeye ait şaraplardan alabilirsiniz.

Herkesin hayatında en az 1 kere gitmesi gereken bir şehirdir Paris. Haut couture insanları, sanat galerileri, müzeleri, eğlence mekanları ile aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bir şehir PARİS. Yeter ki siz gitmeye karar veriniz. Dilerseniz acentelerden alacağınız paket turlar ile gurup eşliğinde, dilerseniz de kafanıza göre hiçbir acenteye bağlı kalmadan gezebileceğiniz bir şehirdir. Sakın 2 gün kalıp hemencecik dönmeyin. Eğer Paris’i dolu dolu yaşamak istiyorsanız en az 1 haftayı bu şehre ayırmanızı tavsiye ederim inanın ki hiç pişman olmazsınız….

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum’ da buluşuncaya kadar sağlıkla kalınız…….

 

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı