Rasiha Serdaroğlu: Haksızlığa uğradım

20 Mart 2018 Salı | 12:22
Rasiha Serdaroğlu

Fetus Davası’nda 4 yıl hapislik cezasına çarptırılan ancak Yüksek Mahkeme tarafından cezası 2 yıla indirilince tahliye olan Anestezist Rasiha Serdaroğlu, Havadis’e konuştu. Serdaroğlu süreçte yalnız kaldığını, polisin ve savcının işini doğru yapmadığını söyledi

 KORKTULAR: Merkezi Cezaevi’nde 21 ay süreyle cezasını çeken anestezist Rasiha Serdaroğlu, bu sürede yalnızlık çektiğini ifade etti. Serdaroğlu, sadece birkaç anestezi doktorunun kendisinin yanında durduğunu söyleyerek “Doktorlar polisiye olayda kendilerini buna bulaştırmak istemedi. Beni yalnız bırakmalarını buna bağlıyorum” dedi

 “KABUL ETMEDİM”: Serdaroğlu: Adil bir yargılama olmadı. Polis ve savcılığın tutumunu orta çağın engizisyon yargılamasına benzetiyorum. Polis bana kral tanıklık teklif etti. Benden isim vermemi istediler ancak ben görmediğim bilmediğim bir şeyi söylemedim, tüm baskılara karşı doğru bildiğimden vazgeçmedim

 YORGUNUM: Serdaroğlu: Şu anda yorgunum. Haksızlığa uğramış 40 yıllık bir hekimim. Haklı olduğumu doktor arkadaşlarım biliyor. Türkiye ve Avrupa’daki hekim örgütleri ile de temasa geçtim. Anestezist neyle suçlanabilir? Benim açımdan süreç bitmedi. Bir kitap yazarak yaşadığım her şeyi, hücrede ve cezaevinde tanık olduklarımı toplumla paylaşacağım

 OLAYI ANLATTI: Serdaroğlu: M.A olayında beni acilen hastaneye çağırdılar. Raporda kanamalı sol overin hemen alınması gerektiği yazıyordu. Kızın da annesinin de imzası var. Hastayı uyuttuktan sonra bana Fahri Karagözlü dedi ki ‘Hamileliği de var. Eğer kanaması devam ederse ben bu hamileliği alacağım” dedi. Ben buna ‘olmaz’ diyemezdim. Bu benim sorumluluğum değildir

 

Devrim DEMİR

Fetus Davası’nda 4 yıl hapislik cezasına çarptırılan ancak Yüksek Mahkeme tarafından cezası 2 yıla indirilince 21 ay hapiste yattıktan sonra tahliye olan Anestezist Rasiha Serdaroğlu, bu süreçte yalnız kaldığını ifade etti.

Dünyada, bir anestezistin suçlanabileceği durumların belli olduğuna dikkat çeken Serdaroğlu, “Beraat etmeyi bekledim. Hangi tıp örgütüne sorarsanız sorun, böylesi bir olayda, kayıtlar da ortadayken, bir anastezisti suçlu bulmazsınız. Dünyada, bunun bir örneği yok” dedi.

Serdaroğlu, yargılanma konusunda polis ve savcılığın da doğru hareket etmediğini kaydederek, “polis ve savcılığın bilgisi olmayan bir konuda, kamuoyunu yanlış yönlendirerek bir linç ortamı” yarattığını söyledi.

21 ay hapislik yattıktan sonra Yüksek Mahkeme tarafından cezası 2 yıla indirilen ve tahliye olan Rasiha Serdaroğlu Havadis’e konuştu.

Serdaroğlu, içinin rahat, başının ise her zaman dik olduğunu belirterek, “Hatam yok. Beni bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir. Bir çete üyesi gibi gösterilmeye çalışmak beni üzdü. 40 yıl bu topluma hizmet ettim. Parayla sorunum olmadığını herkes biliyor. Bu nedenle, içim rahat” ifadesini kullandı.

 

 Rasiha Serdaroğlu

Soru: 2 yılı geride bıraktınız. İlk anda bu konu gündeme geldiği zaman ne hissettiniz? Bir suçluluk hissettiniz mi?

Serdaroğlu: Konu gündeme geldiği zaman ben kendimi suçlu hissetmedim. Çünkü yapmış olduğum bir hata yoktu. Benim bildiğim bir hata yoktu. Ben sadece Hipokrat yemini doğrultusunda yapmış olduğum bir narkozdu.

 

Soru: Bir anestezist nerede sorumlu tutulabilir? Bunun tıpta bir tanımı var mı?

Serdaroğlu: Anestezist iki şekilde cerrah tarafından çağırılır. Biri elektik vakalar için yani planlanmış vakalar için, bir de acil vakalar için çağırılır. Elektik vakalarda anestezistin görevi hastayı 1-2 gün önce hastayı muayene edip anestezi kaldırabilir mi tahlilleri ameliyat olmaya müsait mi bunları araştırır. Hasta ile konuşur ve narkoza engel teşkil edecek bir özelliği varsa ona göre ne şekilde bir narkoz yapacağının kararını verir. Mesela eğer kalp hastası ise ona göre narkoz verilir, karaciğer yetmezliği varsa ona göre narkoz verilir.

 

Soru: Ve bu süreçte yalnız kaldığınızı düşünüyor musunuz?

Serdaroğlu: Bu süreçte kendimi yalnız hissettim. Sadece birkaç anestezi doktoru benim yanımda durdu. Çünkü bana göre gerçekten böylesine komplike bir polisiye olayda kendileri buna bulaşmak istemedi. Beni yalnız bırakmalarını buna bağlıyorum, bence esas sebep budur.

 

Soru: O hastanede yanlış bir şey yapıldığını düşünüyor musunuz? Muhtemelen yeni şeyler de duydunuz tanık olmadığınız.

Serdaroğlu: Ben en başından beridir oraya gidiyordum. 4 anestezist olarak hangimiz boşsak oraya gidiyorduk. Haftada iki kere de ben Devlet Hastanesi’ne giderdim. Hangimiz boş isek o oraya giderdi. İhtiyaç durumunda gidiliyor. Orada ta baştan bir düzensizlik olduğunu görüyordum. Benim prensibim olan anestezi protokollerini doldurmaktı. Hangi ilacı verdim, hangi dozda verdim bütün verileri ben hep o protokol üzerinde belirtiyordum. Bütün kliniklerde benim bin tane hastam varsa isim olarak gidip o protokolleri bulabilirsiniz. Burada bu protokolleri bastırmıyorlardı. Ben de dedim ki ‘madem bastırmıyorsunuz bu protokolleri A4 kağıdı getirin’ Ben her defasında bunlara işliyordum. Ve bu kağıtlar daha sonra bulundu. Ben bunlar için şikayette bulundum. Benim ölçülerime uygun değil dedim. 10 sene Almanya’da çalıştım ben bu sisteme alıştım. Her şeyin kayıt altında olması gerekirdi. Ben her hastanın kağıdını dosyalarına koyuyordum. Sonra bu dosyalar kayboldu.

Beni suçlamalarının nedeni protokol yazmamamdı. Ben protokol yazdım ama dosyaların kaybolduğunu kabul ediyorlar, bu protokolün kaybolduğunu kabul etmiyor musunuz? Orada bir boşluk var.

 

Soru:Adil bir yargılama olduğunu düşünüyor musunuz?

Serdaroğlu: Hayır olmadı. Çok ağır bir söyleyeceğim. Orta çağın modern engizisyon yargılaması oldu. Bir sürü psikolojisi güdüldü ve basın çok kullanıldı. Basına polis ve savcı sürekli malzeme verdi. Yargıya malzeme vermeme adına biz konuşmadık. Tabii ki esas temelinde yargıya zarar verirsem ben kendim zarar veririm düşüncesi vardı. Biz son güne kadar da konuşmadık. 49 gün biz polis hücresinde kaldım. Ben orada kaldığım süre içerisinde birçok şeyler duydum.

Orta çağın modern engizisyon yargılaması derken polisin tavrından bahsediyorum. Polis bana kral tanıklık teklif etti ve bana teminat duruşmamız olduğu gün ‘Rasihahanım konuş çünkü biliyorum’ oyunu yaptılar. Ben bir isim vereyim, malzeme ereyim istediler. 2 saat vaktim olduğunu söyledi. Konuşmazsam benim için kötü olacağını söylediler. 2 saat sonra hücreye geldiği zaman ben ona dedim ki “Namık bey ben neyi anlatayım. Ben bir şey görmedim. Görsem tamam anlatayım ama görmedim.” Bütün üzerinde durdukları konu 34 haftalık bebekti. Bir şey anlatamazdım çünkü herkesin günahına girecektim ben. Evet duyduğum bazı şeyler vardı. Örneğin Cemaliye Ölmez’in hücrede otururken farkında olmadan “15 Aralık’taydı o büyük bebek” dedi. Ben bunu polise söyleyemezdim çünkü bu benim şahit olduğum bir şey değildi. Ben herkesin orada konuştuklarını söyleyemezdim.

 

Soru: Sizin müdahil olduğunuz ameliyatlarda yasadışı bir durum gözlemlemediniz değil mi?

Serdaroğlu: Hayır. Meliz’de ben kist ameliyatı olarak gittim. Meliz’in dosyası bende duruyor. Emare olarak sunuldu ama savcı bunun üzerinde durmadı.

Annesi ve kendisinin imzası var. Kanamalı sol over diye görülüyor. Akut batın deniyor. Yani hemen açılması lazım diyor raporda. Kızın da annesinin de imzası var. Ben Meliz’e acil çağırıldığımda acil ameliyatınız var dediler. Ben uygun olduğum için ben gittim. Bana Fahri beyin acil bir ameliyatı çıktığı için ilk önce onu yapacaksınız dendi. Ben gittiğimde masada buldum Meliz’i. Örtülü vaziyette herşey hazırdı. Acil şekilde onlar hazırlandıktan sonra ben geldim. Ben girdiğim zamanmış ille de ki bunu savcı Meliz’e söyletmek istedi ben götürdüm şeklinde söyletmek istedi. Kız verdiği ifadede göz göze geldiklerini söylemiş. Halbuki bunları polis yazmış.

Mahkemede yalancı tanık olarak ilan edildi Meliz. Çünkü hissetti ki bu kız yalan söyleyemeyecek mahkemede. Savcı Meliz’in yalan söylemeyeceğini ve istimtaka tutulduğu anda benim avukatım tarafından zor durumda kalacağını düşündüğü için yalancı tanık ilan etti.

Savcı ne dedi kendisine: ‘Sen Rasiha hanımla göz göze geldiğini söyledin.” Meliz da ‘hayır ben öyle bir şey söylemedim” dedi.

Ben böyle acil durumlarda hemoglobinini inceledikten sonra alerjin var mı dedim. ‘Yoktur’ dedikten sonra uyuttum. Benim orada sohbet edecek durumum zaten yoktu. Aç mıdır değil midir diye sorduktan sonra hemen uyuttum kendisini. Uyuttuktan sonra bana Fahri bey dedi ki ‘Bu kız istemiyor bilinsin. Hamileliği da vardır. O hamileliği eğer kanaması devam ederse ben bu hamileliği alacağım” dedi. Ben buna olmaz diyemezdim. Benim buna hakkım yoktur. Bana diyebilirdi de “kanamalı bir hamileliği var.” Cerrah sonuca karar verdiyse benim görevim sadece uyutup uyandırmaktır. Benim inceleme durumum yoktur. Benim sorumluluğum değildir. Ben o noktada cerraha güvenmek zorundayım. Sadece özelde değil devlette da bu böyledir.

Fahri oraya yazmadıysa ve söylemediyse benim ona yardım etme gibi bir durumum olamaz. Ortak düşünce ile hareket etmiş olamam cerrah ile.

 

Soru: Mahkum olduktan sonra cezaevi süreci yaşadınız. Ayrıldığınızda sanki ‘2 yıl daha verseydiler Rasiha hanıma da bizimle kalsaydı’ gibi oldu kadın mahkumlar. Dirlik ve düzen geldiğini söyledi mahkumlar. Kadın mahkumlarla ilgili bir şey söylemek ister misiniz?

Serdaroğlu: Orada her çeşit hayat şeklinden gelen, her çeşit yaştan, milletten kişilerle çok yakın ilişkilerim oldu. 15-18 yaşında uyuşturucudan gelen kızcıklar vardı. Bazılarının doğum sürecini ben iledim. Benim orada çok kazanımım oldu.

 

Soru: Bundan sonraki süreçte bir kitap yazma durumu var mı? Bu toplumun size 2 türlü bakış açısı vardır. Birincisi ‘bir suç işlediler cezalarını çektiler’ diyenler ikincisi de ‘çok ciddi haksızlığa uğradı’ diyenler. Sizi bu toplumun nasıl anlamasını istiyorsunuz?

Serdaroğlu: Beni ben olarak algılasınlar. Nasıl ki 40 sene çalışırken bana bir abla olarak baktılar, benim bir sayfam vardır 3-4 bin kişi takipçi var. Beni sevenler burada çok güzel şeyler yazdı, bunlarda çok şey kazandım. Her kesimden bana destek geldi. Onlar bunun bir suç olmadığını biliyorlar. İstanbul Anestezi Derneği’nin avukatı ile görüştüm. Sordum benim böyle bir durumum vardır nasıl bir değerlendirme yapardınız dedim. Bunun örneği vardır. Adana’da bizim olaydan 2 yıl önce böyle bir durum olmuş.

Mesleğe dönme noktasında daha karar vermiş durumda değilim. Ama kitap konusunda yazdıklarımı temize çekme düşüncesindeyim. Cezaevinde yaşadıklarımı, hücrede yaşadıklarımı ve mahkeme sürecini de yazan kitabımı çıkaracağım. Çünkü bugüne kadar bu konuda böyle bir süreç yaşanmadı. Bana göre de bu bir tecrübe olmalıdır. Gerek tıbbi gerek hukuksal olarak bir tecrübe olmalı. Bana göre bu memlekette en büyük eksiklik ihtisas mahkemelerinin olmayışıdır. Örneğin ‘seksiyo’ kelimesini bilmeyen bir polis bizi yargılamaya çalıştı. Savcı bey tıbbi bilgisi yokken bizi suçladı. Nasıl ki benim bir savcıya bu savcı kötü bir savcıdır demeye hakkım yoktur çünkü  o görevini yapıyor. Ama  bir savcının da doktora hele de senelerce devlet hastanesinde şeflik yapmış bir doktora ‘sen kötü bir doktorsun’ demeye hakkı yoktur.

Halk bana güvenmeli. Polis ve savcılık amatör bir şekilde yargılama yaptı. Beni bilen bilir bilmeyen de kendini bilir. Diye bir sözü vardır Mevlana’nın bu süreçte ben hep böyle gördüm.