Taş ocağı firmasının cesaretine bakın.
“Evet bakanı Marsilya’ya biz götürdük. Neler yaptığımızı gösterdik” diye ortaya çıkıyor.
Hatta daha da ileri gidiyor ve “Konu saptırılıyor, rant elde edilmeye çalışılıyor” diye de büyük büyük laflar ediyor…
Konuyu en çok galiba biz yazdık.
Yanlıştır dedik. İster taş ocağı firması olsun, isterse akıllı sayaç ya da başka bir ihale. Bizim meselemiz, devlet kaynaklarının başında bulunanların, kendilerine menfaat sağlamaksızın, o kaynakları korumalarıdır…
Yani ne isterse olsun, bir bürokrat ya da bakan, iştigal ettiği konuda bir firmanın kendisi için harcama yapmasını kabul edemez. Bu her hal ve karda, elde edilmiş bir menfaattir.
Bakan, bir pratisyen hekim. Taş ocağı dediğin de mühendislik isteyen, teknik donanım isteyen bir konu. İşletmesi de öyle, rehabilitesi de öyle.
Bir; eğer bir yerde inceleme yapılacaksa, bunu uzmanı yapar.
İki; ama devletin olanaklarıyla. İş verdiğin taşeronun kıyağıyla değil.
Bakan, şu an için kendini savunmakta. Ya o bürokratlar? Bedava geziye götürülenler?
Haydi, bakan “Bilmezdim” diye geveliyor. O bürokratların kendisini uyarması gerekmez miydi, ya da en azından, böyle bir kıyağı “devlet adabına uymaz” diyerek reddetmeleri…
Sonra bir bakan, partisinin başkanının ya da, Bakanlar Kurulu’nun haberi olmadan böyle bir seyahati nasıl yapar? Yerine vekalet edecek olanı belirleyen Bakanlar Kurulu, durumdan haberdar olmaz mı?
Tabii ki bilgileri vardı. Şimdi sıkışınca, resmen vatandaşla dalga geçilmekte.
Aslında tekrar tekrar yazmaya değmez ama hükümetin maksatlı sessizliği ve de bundan cesaret alanların pişkinliği de insanın asabını bozuyor.
Bakan’ın mazereti başlı başına bir rezaletti; “Biz gittik ama firmaya bir söz vermedik”… Vah, vah…
Peki, gittiler, gördüler, o firma bunu niye yaptı. İşletmelerinin ne kadar güzel olduğunu niye gösterdi? Bundan sonra kendileri için iyi şeyler düşünesin diye değil mi?
Hükümet ortakları da farklı değil, “Eh, yapılmamalıydı ama yine de ortada bir suç yok”…
Durum böyle olunca, kıyak seyahatin masraflarını karşılayan şirket de göğsünü gere gere ortaya çıkıp, onu bunu suçlamaya kalkıyor.
Sebep, her zamanki gibi. Çünkü hesap sorulmuyor.
Yasayı, kuralı, doğruyu, ahlakı savunanlar saldırıya uğruyor, yan basanlar değil.
Baltayı taşa vurdunuz beyler. Biz öyle ranttan manttan anlamayız. 25 yıllık meslek hayatımızda, çıkar için yazı yazdığımız, kalemimizi sattığımız görülmemiştir. Deneyenler olmuş, ağızlarının payını almıştır.
Siyasileri kafaya alma girişimlerinin karşısında sonuna kadar dururuz. Korkmayız, çekinmeyiz. O hesabı da sonuna kadar sorarız.
Toplum bizi bilir.
Şimdi o toplum, bu vesileyle, olayın diğer sorumlularının mantalitesini de bir kez daha öğrenmiş oldu…
YERİN KULAĞI VAR
IPSARO’YA GELEN VURMUŞ, GİDEN VURMUŞ:
Kıyak Marsilya gezisinin masraflarını karşılayan şirketin taş ocağı Ipsaro Tepesi’ndeymiş. Hani şu Altınova ve Çınarlı köylülerinin “su kuyularımıza, tarımımıza zarar veriyor” diyerek günlerce eylem yaptıkları ama durduramadıkları bölge. 2008’de tam 8 firma faaliyetteydi. O dönem Ipsaro tepelerinde protesto yapan “Buradan bir karış taş almanız için beni çiğnemeniz gerekir” diyen Nazım Çavuşoğlu, sonradan Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı olmuş ve tek bir firmanın faaliyete devam edeceğini, diğerlerinin durdurulacağını vadetmişti. Ne yazık ki tersini yaptı. 2010’dan itibaren birçok firmaya bu izni bizzat kendisi verdi. Kıyak seyahatin planlayıcısı da bunlardan biri. Kimi kime şikayet edeceksin…
İSTİFANIN GEREKÇESİ:
Sürpriz bir şekilde milletvekilliğinden istifa ettiğini açıklayan CTP Milletvekili Abbas Sınay’la ilgili Ömer Kalyoncu’nun, “İlçe başkanlığı seçimi yaşandı, orada Abbas Bey adaydı. Kaybetti ve oradan bir sıkıntısı oluştu. Daha sonra bakanlık talebi vardı. Orada aradığını bulamadı ve en son onunda istifa talebinde bulundu” iddiaları, Sınay’ın istifasıyla ilgili önemli ipuçları verdi…
TAMAMEN DUYGUSAL:
CTP Milletvekili Mehmet Çağlar, parti içerisinde yaşanan tartışmaların bireysel değil, ideolojik olduğunu, ancak kamuoyu ve medyaya böyle yansımadığını iddia etmiş. Yapmayın Sayın Çağlar, parti içindeki tartışmaların ideolojik değil, tamamen kişisel ve “duygusal” olduğunu siz bizden iyi biliyorsunuz…
AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDI:
Türkiye’den gelecek suyun maliyetinin ne olacağı konusunda aylardır çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Kimisi gelecek suyun daha ucuz, kimileri ise çok daha pahalıya mal olacağını söyledi durdu. Bakan Hamit Bakırcı, gelecek suyun maliyetinin yüksek olacağını söyleyerek aslında kamuoyunda tartışılan konuya son noktayı da koymuş oldu… Hem de kendi Su Müdürü’nün daha geçen hafta söylediğinin tersine.
ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ:
Meslek okullarına yerleştirmede, 12 okul arasında en çok ilgiyi ilahiyat konusunda eğitim veren okul ilgi görerek ilk sırada yer almış. İlahiyat kolejinin temel atma töreninde yaşananları ve gösterilen tepkileri anımsadım bir an. Bilmemiz gereken ama ısrarla görmezden geldiğimiz, sadece siyasi anlamda değil, sosyal anlamda da ülkede çok şeyin değiştiğidir…
UMUDUMUZU YİTİRMEYELİM:
Yarım asırdan fazladır süren Kıbrıs konusuyla ilgili umutlarımızı hep dik tutmaya çalıştık ama bir türlü olmadı. Bir ara Rum lider Vasiliu’nun, o olmayınca Annan’ın ve son olarak da, ikinci cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın adaya çözüm getireceğine inanmıştık. Sonuçta hiç biri imza atmayı beceremedi. Şimdi bakıyorum da, Türk’ü Rum’u, sağcısı solcusu ağız birliği etmişçesine, bu kez de umut kapısı olarak Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan medet bekliyor. Hayırlara vesile olsun…
DİYARBAKIR-GÜNEY KIBRIS:
Türkiye’nin Diyarbakır iline ait son 6 aylık ithalat ve ihracat rakamları açıklandı. KKTC, Diyarbakır’dan 117 bin 241 dolarlık mal almış. Makul. Diğer yandan, Diyarbakır’a Güney Kıbrıs’tan 1225 dolarlık ithalat yapılmış. Rakam küçük ama demek ki bir çeşit ticaret başlamış. Gerçekten ilginç…
ZİRVEDEKİLER
Hasan Sertoğlu: KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu, yüzlerce sporcusu ve birçok kulübü olan bölgelerin yatırım beklediğini; gençlerin antrenman yapacak saha bulamadığını ancak bu gerçekler yok sayılarak, yatırımların siyasi hırsla yapıldığını iddia etti. Sertoğlu, Karaoğlanoğlu’na yapılmasına karar verilen sentetik çim sahanın yerel seçimlerden sonra Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın talebiyle Tatlısu’ya kaydırılmak istendiğini öne sürdü. Bizdeki siyasi anlayışın geldiği nokta işte bu…
DİPTEKİLER
İcraat, “Sokak Lambaları”: Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, yanına ihale kazanan iş adamını da almış, basın toplantısı düzenliyor. Konu, bir kaç kavşağın aydınlatması. Yani bakanlığın doğal olarak yapması gereken bir iş. Böyle bir işin reklamının yapılması bir kaç anlama gelebilir. Bir; zaten hükümette pek bir icraat olmadığından, bunu fırsat olarak göstermek. İkincisi, tabii kişisel “başarı” hanesine yazdırma kaygısı. Bu devirde, bir bakanın sokak aydınlatmasının reklamını yapması komik oluyor…
































