Radikal açılımlar diyor Başbakan…
İhtiyacımız budur, doğrudur da düzene paçasından yapışmış olanlar bunu yapabilir mi?
Tünelin sonunda güneş varmış, aydınlık varmış, yeter ki kararlı bir duruş sergilensinmiş. Bunun için de tek başlarına iktidara gelmeliymişler…
Neymiş bu radikal açılımlar?
Sıcak paranın akması sağlanacakmış önce. Nasıl?
Yabancı yatırımcılar, mülk satışları ve serbest bölge konusunda açılımlar…
Bir süredir bunu söylüyor. O her söylediğinde, benim ödüm kopuyor.
KKTC’nin geride nesi kaldıysa, ala una ala tre gidecek, hayali sıcak para için.
Radikal dediği açılım bu…
74’den beri, partisinin kendinden önceki üyeleri gibi… Dillerden düşmeyen yabancı yatırımcı teranesi.
90’ların ortalarından, yani Türkiye’de kumarhanelerin kapanmasıyla birlikte, yabancı yatırım özlemi bir ölçüde giderildi.
Dev gibi oteller, kumarhaneler dikildi. Sonra? Onlar kazandılar, kazandıklarını koyacak yer bulamaz hale geldiler ama o teşvik, o koruma bir türlü bitmedi, devlet de bir türlü alması gereken payı alamadı…
Üniversiteler ha keza. Açıldılar da açıldılar. Otuz yıl önce kurulan hala koruma altında. Teşvikler, destekler. Oysa artık devlete borç veriyor bazıları, bankaları bile var…
Yenisini getirelim, kalan bir avuç sahili de onlara verelim, bir o kadar daha yapsınlar, sonuçta sen sağ ben selamet. Aynen Ercan’ı alan Taşyapı olayı gibi. İlk imzada 13. maaşları ödeyecek parayı al elinden, sonra ne taahhüdünü yerine getirsin ne de adam gibi vergi ödesin. Kıyak üstüne kıyak, uzatma üstüne uzatma, o trilyonlar kazansın, sen devlet olarak hizmeti bırak, üç kuruş kar payı alırsan şükret…
Şu anda UBP’nin kurtuluş reçetesi budur. Değişen bir şey yoktur. İsimler değişse de mentalite değişmediği sürece, yapısal bir değişim gerçekleşmez. Çünkü mentalite, kurulu düzenin aynen devamıdır.
Ya serbest bölge? Açılımlar olacakmış. Ne kadar kazancı var devletin serbest bölgeden? Denetimi bile tamam değil.
Tabii bir de “Ankara’ya gitme” meselesi. Her gün tekrar ediyor. Şu iki yılda yaşanan onca şeye rağmen, “Ben de Ankara’dan para koparabilirim” demeye çalışıyor. Bunu hala umut diye pazarlıyor.
Boş vaatler, bilinen ezberler, bir şey olacağı yok…
Radikal çözüm, oradan buradan kopyalamayla olmaz. Bu ülkenin kendi içinde bugüne kadar biriken çarpıklıklarını düzeltmektir radikal çözüm.
Devlet bütçesinin, hatta GSMH’nın kat kat üstüne bir kayıt dışı kazanç varken, niye çözümü hala dıştan arayasın ki?
Muhalefet sürekli olarak bunlardan bahsederken, düzenin devamını isteyenler ağızlarına bile almıyor.
Çözüm, kurulu düzene çomak sokmak. Bunu yapacak olanlara destek vermek, bu kadar basit.
Aynı yolu yürüyenler, farklı yere varamaz…
YERİN KULAĞI VAR
ROKET HIZINDA ÇIKTI, JET GİBİ YÜKSELŞİYOR:
Başbakan Sucuoğlu da fiyatların roket hızında çıktığı gibi roket hızında iniş yapması gerektiğini kaydederek, “Yükselen fiyatların Paraşüt hızında yavaş inmesi doğru değildir” diyor, yanlış yapanın gözünün yaşına bakılmayacağını söylüyor. Keşke lafla peynir gemisi yürüse. Denetleyin diyeceğim ama, seçim üstü tüccarı kızdırmak işinize gelmiyor, anlıyoruz.
KİME GÜVEN?:
Tam da “Ersin Tatar, aldığı ekonomi eğitimine uygun bir şey söylemiş” diyordum ki, baktım onu da hamasete yontmuş. Bakın ne diyor, “Ekonomi bilimi güvene bağlıdır. Ülkeye güveneceksiniz, ülkenin geleceğine olan inancınızı belirteceksiniz ve spekülasyonlardan uzak duracaksınız”… Vatan sahibi olmak değil ki ekonominin ihtiyacı. Ya da vatanseverlik. Ekonominin durumunu, ülkenin doğru ellerde olup olmadığı belirler. Kötü ellerdeyse, güvensizlik ülkeye değildir, yönetenleredir. Bu güvensizlikten de ancak bugünkü gibi istikrarsızlık çıkar.
HİZMET AŞKI:
Bu günlerde sokaklar cıvıl cıvıl. Adaylar, ülkeyi kurtarmak için yollara düşmüşler. Hepsinin ağzında aynı söz, hizmet için yanıp tutuşuyorlarmış. İçki masaları kurulmuş, maske, mesafe dersen hak getire. Sarılmalar kucaklaşmalar. Ne aşkmış be kardeşim bu aşk. Yarın seçim bitsin hiçbiri sizi tanımayacak. O ülkeye hizmet aşkı yerini, kendine hizmet aşkına döndürecek…
“50 HEMŞİRE ALACAĞIM”:
UBP’li adaylar hafta sonu Arasta’daydı. Sağlık çalışanlarının bugün başlatacakları grev konusunda Sağlık Bakanı Pilli’ye sağlık personeli yetersizliği konusunu açtım. “50 hemşire alacağım ama seçimden sonra” deyiverdi. “İnşallah son aldığınız ama hastane yerine dairelere dağıttıklarınıza benzemez” dedim. “Bu kez öyle olmayacak, bizzat ben kendim kontrol edeceğim” dedi. Pek inanmadım ama, eğer UBP iktidar olur, Pilli de yeniden bakan olursa bunu hatırlatacağım…
BORÇLANMALARA BAKIN:
11 yıl önce batan KTHY’nin borçlarının vadesi uzatılıyor. 2012’de tasfiye edilen ETİ’nin de hala ödenmeyen borcu varmış, o da öteleniyor… Fena halde batık durumdaki Kıb-Tek yeniden borçlanıyor. Lapta Belediyesi, Lefkoşa Belediyesi’nin battığı günlere benzer durumda, Bakanlar Kurulu, maaşları ödemesi için borçlanma yetkisi veriyor. Hükümet bizzat kendisi de maaşları ödemek için daha 1. ay başlamadan borçlanıyor. Sonra da “tek başına iktidar”… Kapıya kilidi vurmak için mi?
VATANDAŞ DA SİZİ BİLİYOR:
Erhan Arıklı, “YDP piyasayı nasıl ucuzlatacağını biliyor” demiş. Eee, boşuna dememişler dilin kemiği yok diye. Kıb-Tek’i nasıl kurtaracağını da biliyordu, ne bildiğini gördük. Ekonominin de başındaydı, zam manyağına döndük. Hala daha “ucuz kiraz” bekliyoruz. O kadar kolay değil, halkın gonnora yemediğini göreceksiniz.
































