Bizim Ekonomik Protokol dediğimiz ve resmi adı 2016-2018 Yapısal Dönüşüm Programı olan yeni icraat programı, aslında bizzat kendi partilerimizin seçim bildirgelerinde, hükümet programlarında ve de geçmiş tüm protokollerde yer alan, ama asla hayata geçirilmeyenlerin bir bütünü…
Düşünün ki, Türkiye bu reformlar için çalışma yapmış, envanter çıkartmış, durum saptaması ile eksikleri, yanlışları ve ne yapılması gerektiğini ortaya koymuş, bir de üstüne üstlük, gereken parasal kaynağı da sağlamayı taahhüt etmiş.
Protokol müthiş detaylara sahip. Okudukça hak vermemek elde değil. Sadece bir kaç örnek vereyim;
Her hükümette dairelerin bağlı olduğu bakanlıkların değişmesinin yarattığı sorunlar bir bir sıralanıyor ve “teşkilat yasaları çıkarılacak” deniyor. Yanlış mı? Halihazırda maskaralığa dönmüş durumda değil mi… Bu ve buna benzer düzenlemelerle kamunun verimsizliğini ortadan kaldırmak hedefleniyor.
Kabul edin ki, devletin her imzaladığı sözleşme sorun yaratıyor. İhalelerden tutun da, özelleştirmeye kadar. Buna ait düzenlemeler de var…
14 tane belediyenin nüfusu, 5 binin altında. Bunlar nasıl gelir elde edecek de hizmet verecek. Tespitler arasında, küçük belediyelerde “adam kayırmanın akılcı kararlar alınmasına engel olduğu” da var. Belediye sayısı azaltılacak, kadroları belli olacak, gelirler arttırılacak…
Kamuda personel kalitesinin yetersizliği, geçicilerin sayısının kadrolulara yaklaştığı, üçlü kararneme olayının verdiği zararlar tespit ediliyor, ceza ve ödül içeren performans sistemi, yatay geçişler, sınav sisteminin yenilenmesi, liyakatı öne çıkaran düzenlemeler öngörülüyor. Var mı itirazı olan?
Bir kaçı dışında tüm fonların tamamının tasfiye edilmesi var protokolde. Bunun şeffaflıkla bağlantısı da vurgulanıyor. Önemli bir tespit ve düzenleme. Ama buna direniş olmasından korkarım şimdiden. Ek mesailerin de, taşımalı eğitim sisteminin de, öğrenci başına düşen öğretmen azlığının da ortadan kaldırılması, ders saatlerinin arttırılması, burs tüzüğünün yeniden düzenlenmesi de kararlaştırılmış. Hepsi doğru, yine de dirençle karşılaşacakları kesin gibi…
Kaçak ekonomiyle mücadele geniş kapsamlı. İçinde “Muhasebe Denetim Meslek Yasası” çıkarılmasından da bahsediliyor ki, bu çok önemli. Muhasiplerin de birbirini denetlemesi böylece mümkün olacak…
Her ne kadar Aralık 2017 hedef gösterilse de, Genel Sağlık Sigortası’nın detayları da programda yeralıyor. Geç olsun da güç olmasın diyelim. En büyük sorunlarımızdan olan sağlık sorunu ortadan kalkabilir…
Bankacılık sistemi AB kriterleriyle uyumlaştırılıyor. Kamu bankalarının yapılandırılması öngörülüyor. “Faktoring, Finans Kiralama ve Finansman Şirketleri Yasası Çıkarılacaktır” deniyor. Hem de Eylül 2016’da…
Suç gelirlerinin aklanmasıyla ilgili Yasa’nın yeniden gözden geçirilmesi de var. Bu da önemli.
Yüksek öğrenimde artık kaliyeye önem verilmesi gerektiği vurgulanıyor, gerekleri bir bir belirtiliyor.
Turizmde planlama, geceleme sayısının arttırılması, turizmin çeşitlendirilmesi; toplu taşımacılık programa alınıyor; tarımda master ve stratejik planlama, tarım destek ve teşviklerinin azaltılması; TÜK’ün tekelciliğinin ortadan kaldırılması; yatırımcının karşısındaki engellerin kaldırılmasının altına da imza atılmış. Tüm yatırımların Başbakanlık’tan geçmesi karara bağlanmış…
Bunun dışında özelleştirme konusunda görüşlerim malum. Doğru yapılırsa, doğrusu olur. Ama bugüne kadar yapılanlar gibi olmaması şart…
Programın tümü, “keşke zamanında kendimiz yapabilseydik” dedirten cinsten.
Tek itirazım, özel sektörde emeklilik yaşının yükseltilmesine. Zaten şu anda 60 olan emeklilik yaşı, sorun yaratmakta. Hiç bir kurumsal işletme bir banka, bir şirket aynı personeli 60 yaşına kadar çalıştırmaz, yükselmesi ise, korkunç bir durum. 25 yıl hizmeti tamamlayan, 15-20 yıl hiç bir gelire sahip olmadan emeklilik bekleyecek. Bu ülke Türkiye değil. Burada sınırsız iş imkanları, yatırımlar yok. Özellikle de bir işe yıllarını verip uzman olmuşlar için iş olanağı sıfır derecesinde. Sigortaların açığını kaçak çalışmayı önleyerek, işverenin “düşük prim” uygulamasını kaldırarak, Kurum’u daha iyi yöneterek kapatma yöntemi zorlanmalı. Çalışan insanların bu açığın yaratılmasında bir suçları yok ki, cezasını onlar çeksin…
Hepsi iyi güzel de, ben bu detaylı programın, altına imza atılmış olsa bile hakkıyla uygulanabileceğine inanmıyorum. O programda yanlış olara belirtilen ne varsa, bu ülkenin temel sorunları…Peki bu kadar sorunla boğuşuyorsak, sebebi bugün bu imzayı atanların bizzat kendileri değil miydi? KKTC’nin feodal, adam kayırmacı, partizan siyaset zihniyeti birden bire ortadan mı kalktı…
Ha bir de toptan retçiler var tabii, yani statükoya karşı gibi görünüp, aslında statükodan, bozuk düzenden beslenen “Biz böyle iyiyik” lobisi…
Göreceğiz…
YERİN KULAĞI VAR
KARMAYA DEVAM: Meclis, Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilen “Seçim ve Halkoylaması (Değişiklik) Yasası’nın” bazı maddelerinde değişiklikler yaptı ve oybirliği ile onayladı. Karma oy yeni yasada da var. Keşke kaldırılabilseydi ama olmadı. Seçmen oyunu ideolojisi ve felsefesine inandığı bir partiye mühür vurarak vermek yerine, karma oy nedeniyle “bireysel”e yöneliyor. Kırk yıldır yaratılan bu statükonun sıkıntılarını yaşadık. Ama vekillerin tümünün işine geldiği için, devam etmesini istediler…
YARIŞ KIZIŞTI: DAÜ’deki iki aday arasındaki rektörlük savaşında eski defterler açılmaya başlandı. Halen rektörlüğe vekalet eden Necdet Osam’ın DP’li müteahhide yaptığı ödeme gündem oldu. Öztoprak’ın, bu ödemeye onay vermediği için görevine son verildiği iddiaları yanında, Osam’ın göreve gelmesiyle birlikte bu parayı ödediği konuşuluyor…
NEREDE HATA YAPIYORUZ: Yollarımız kan gölüne döndü. Sokaklar emniyetli değil, suçlar azalacağına her geçen gün daha da artıyor. Gazetelerimizde ölüm ve suç haberleri artık ön sayfalara taşındı. Bir yerlerde bir hata var ama, onu bir türlü bulamıyoruz. Hata bizlerde mi, yoksa gerekli önlemleri almayan devlette mi, inanın karar veremiyorum…
BİZE ÖNERİLSEYDİ: İsviçre’de herkese 7500 TL maaş bağlanması önerisi, referandumda reddedildi. Reddedilen öneri, çalışan ya da çalışmayan tüm İsviçre vatandaşları ve ülkede yasal çalışma izniyle en az beş yıldır yaşayan tüm yabancılara koşulsuz 7500 TL maaş verilmesini öngörüyordu. Adamlar, çalışmadan maaş almayı kabullenmediler… Hani olmaz ya, bizdeki hükümet böyle bir öneriyi referanduma sunsaydı sizce sonuç ne olurdu..?
TOPTAN RET: KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan “‘Hayat hakkınız benim tanıdığım kadardır şeklinde düşünler bizi hiç tanımadı” diyor. Ben de diyorum ki, öngörülen düzenlemeler, dünyanın genelinde uygulanan sistemlerdir. Biz çağdışıydık o kadar. Ve mevcut durum da, “dayatma, peşkeş” gibi sloganlarıyla sürdürülebilir değildir…
KAPAK OLDU: Turizm ve Çevre Bakanlığı, Girne, Gazimağusa ve İskele sahillerinde toplam 44 noktada deniz suyu tahlilleri yaptırmış ve denizlerimizin temiz olduğunu duyurmuş. Aksilik bu ya, bu haberin çıktığı gün, internet sitelerine düşen bir görüntü, aslında işin hiç de öyle olmadığını gösteriyordu. Girne’de Karakız Sokak’ta bulunan bir inşaatın atıklarını denize akıttığı görüntü, denizlerimizin temiz olduğu haberinin üstüne resmen “kapak oldu.” İnşallah bakanlık bu konuda gerekeni yapar…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ bgcolor=”#ffffff” align=”Justified” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER
Tolga Atakan: “Ülkenin gerçeklerini, verilerini ortaya koyup, gerçek anlamda ‘biz nasıl tekrardan düze çıkarız’ konusunu tartışmamız gerekir. Ben umudumu yitirmiş değilim. ‘Ya hep beraber, ya hiç birimiz.’ Zaten deniz bitti, karaya oturduk. Bu şekilde devam edersek, gidilecek köyün minareleri belli oldu. Onun için buna bir ‘dur’ demek lazım. Gittiğimiz yolun sonu güllük, gülistanlık değil…”. [/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”Justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER
Uygulama Sorunumuz: Protokoller kötü gösterilir, iktidarlar da işlerine geleni yaparlar. Geneline uyabilseler, derdimiz kalmayacak. İşte en basiti; kamunun küçülmesi gereği. Bugüne kadarki tüm protokollerde vardır. En son da 2009-2016 dönemi. Eroğlu’nun imzaladığı, İrsen Küçük’ün sözde uyguladığı dönem. Kamu harcamalarının azlatılması, personel giderlerinin düşürülmesi onun içinde de var. Aksine, arka kapılardan yüzlerce insan kamuya doldurulmadı mı? Yatırımları engellemedi mi, kamunun kalitesini düşürmedi mi? Sorun programlarda değil, yöneten zihniyetlerde…[/quote]
































