Hükümet Programı’na çok da fazla takılmamak gerektiğini düşünürüm. Zira tamamına yakını kağıtta kalmış vaadlerdir bana göre…
Ancak, tutturulan söylem, satır araları niyet ortaya koyar, o bakımdan baktım.
Bu kez Allah’tan reform dememişler de, “Yapısal dönüşüm” ifadesini kullanmışlar. Turgay Avcı’dan başlayarak, son kadersiz hükümete kadar çiğnene çiğnene çürütülen sakız gibi, reform kelimesi de artık mide bulunadırıyordu…
Programın daha girişinde hükümet bizzat kendisi, ekonomik protokolu onaylamak için kurulduğunu kabul ediyor, buna “önceliğimiz” diyor. Devamında da para akışını (onlar buna “destek” diyor) sürekli kılmayı hedeflediklerini de belirtiyorlar.
Değişen dünya koşullarına uyum sağlarken, halka bedel ödetmeyeceklerini vurgulamışlar. Yani düzenlemeler bize rağmen olmayacakmış…
“Hükümetimizin siyaset anlayışında ‘birey’ son derece önemli yer tutmaktadır” cümlesi, hemen anında eleştirildi. Aslında geçmiş hükümet programlarında da “insan odaklı” olarak ifade edilen politikaydı bu. İnsan refahı, insana saygı v.s. Ancak “birey” deyince, “toplumsal refah” yerine “bireysel refah” anlaşıldı ve ilk andan itibaren dalga geçildi…
1998’den beri gündemde olan ama bir türlü başarılamayan e-devlet yine programa girdi, girmese eksik kalırdı. Kamu reformu da öyle. Ama baktım, “yeni müşavir yaratılmayacak” prensibi yoktu.
İlginç bir nokta; ekonomik işbirliği protokol taslağında kaldırılması öngörülen DPÖ’nün personel ve ekipman olarak desteklenip, güçlendirileceği yazılıydı.
Bu arada vergi politikaları da değişiyor, haberiniz olsun. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi demişler…
Yurttaşlık Yasası’nın değişmesi de öngörülmüş, ama nasıl..? Mesela beyaz kimlik mi kalkacak, süre mi kısalacak, vatandaş yapma usulleri mi değişecek belli değil…
Belediyelerin sayısının azaltılması öngörülmüyor. Ancak “4 bölgede başlatılan paylaşımlı hizmet modeli çalışmalarına gerekli katkı sağlanacaktır” deniyor.
Telekomünikasyon ve limanlarda kamu-özel işbirliğine gidiliyor, elektrikte üretimle iletim ve dağıtım ayrılıyor. Enterkonnekte sisteme geçiş hedefleniyor…
Burslar bugüne kadar öğrencilere karşılıksız verilmekteydi. Bu kez, Türkiye’de olduğu gibi, geri ödemeli kredi sistemi de geliyor. Keşke öncelik tüm bursların, ülkenin ihtiyacına göre verilmesi sağlansa… Mesleklerde yığılmalar önlenir, ödemeler için başka yol aramaya da gerek kalmazdı. Tabii böyle bir uygulama, gerçekten cesaret gerektiren bir iş…
Gümrükte vardiya da ciddi bir vaat, sanayi bölgelerinin sorunlarının giderilmesi de. Her ikisini de test etmek kolay olacak…
Programın tümüne, yuvarlak ifadeler hakim. Mesela artık can yakan teşviklerin, desteklerin ne olacağı, devletin “çıkar dağıtır” pozisyonda olduğu konulardan çekilip çekilmeyeceği, popülist davranmayacağı gibi, doktorların tüm gün çalışmasının nasıl olacağı gibi, taşocaklarının durumunun ne olacağı gibi hepimizi ilgilendiren gerekli detaylar yok…
Programın geri kalanı, bilindik hedefler. Tekrarlar var, Bakanlıklardan alınan metinlerin aynen kopyalandığı yerler var. Mesela iki yerde “kıyı yönetim planı” hazırlanacağından bahsedilmiş. Ama hali hazırda kumsalları da içine alan, vatandaşın denize ulaşımını engelleyen otel projeleri ful destekle devam etmekte… Sahiller parsellendikten sonra plan yapılsa ne olacak…
Dediğim gibi, programlar kağıtta kalmaya mahkum…
Önemli olan niyet…
Onu da kısa sürede göreceğiz….
YERİN KULAĞI VAR
ÖZELLEŞTİRMELER HIZ KAZANACAK: Yeni hükümet özelleştirmelere ağırlık verecek bir anlayışı kabul ediyor. Kıb-Tek de dahil, Limanlar ve Telekominikasyon hizmetlerinin özelleştirileceği hükümet programında yer alıyor. Özellikle geçmiş CTP hükümetinin olmazsa olmazı olan Kıb-Tek’in özerkleştirilmesi yerine, üretim, iletim ve dağıtımın ayrılacağı ve özelleştirileceği açıkça beliritiliyor…
İŞLERİNİ BİLİYORLAR: UBP-DP hükümeti Nisan ayı maaşlarını ödeyebilmek için Merkez Bankası kefaletiyle Türkiye bankalarından borçlanıyor. Hükümetlerin yerel bankalardaki kredisi sıfırlanmış olacak ki, maaşlar için gereken para, 45 gün vadeli krediyle bulunabildi. Bu sürede ekonomik protokol da imzalanır ve sorun ortadan kalkar. Ama yüksek faiz pahasına. Maaşların gününde ödenmesi, devlete ve de tüm vatandaşlara epey pahalıya malolacak. CTP neden böyle bir yola başvurmadı diye sorarsanız, onu da eski Maliye bakanına sorun bir zahmet…
NİYETLER SİSTEMLE DEĞİŞMEZ Kİ: Mehmet Ali Talat 50 yılda 48 hükümet kurulduğuna dikkat çekerek, “bunlar artık şapkayı yere koyup sistemi ele almamız gerektiğini düşündüren şeyler” demiş. Ben anlamadım, hükümetlerin bozulmasının sistemle ne alakası var? Aslolan niyet… Hani o ÖRP ucubesinin kuruluşu gibi, ya da bu son hükümetin yıkılışı gibi. Hangi sistem, hangi düzenleme bu niyetleri engelleyebilir ki? Bizimki demokrasi kültürü sorunu…
NE GÜZEL İMAJIMIZ VAR: Eski eser dedektörüyle gelen de var, uyuşturucunun yasak olmadığını sandığını söyleyip, cebinde malıyla gelen de… Yasak olduğunu biliyorlar bilmesine de, alacakları cezanın komik olduğunu da biliyorlar bence. Bunlara bu cesareti veren, sistemimiz…
TABANLA YÜZLEŞME: CTP beklendiği gibi kitle toplantılarını başlattı. Hem de zaman geçirmeden. Toplantılarda hükümette yaşananların ve yeni dönemin tartışılacağı belirtilmiş. Umarım UBP’ye çekilme gerekçesi yaratan ikiliklerine de çözüm bulurlar. Aksi taktirde, parti içindeki iki başlılık devam edecek, bu da vatandaşta güven sorunu yaratacak. CTP öncelikle politikalarını netleştirmeli, evini düzenlemeli, vatandaşın karşısına öyle çıkmalı. Dua etsinler de, erken seçim olmasın.
BAKANLIKLARDA SIKINTI VAR: Yeni hükümetle birlikte bakanlıklarda tam bir kargaşa yaşanıyormuş. Geçmiş hükümet döneminde UBP’de bulunan bakanlıklardaki değişiklik nedeniyle yeni gelen bakanın kadrosunu da beraberinde getirmesi, halen görevde olanlarla yeni gelenler arasında kim nereye oturacak krizine neden olmuş. Hepsi de aynı partinin adamları olunca bazı bakanlıklarda işler tam bir arap saçına dönmüş…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#0065ad” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Maraş Birlik Dayanışma Derneği: Maraş halkı ile birlikte bet ofislere karşı bir protesto yürüyüşü gerçekleştiren dernek, toplumsal bir yaraya birkez daha parmak bastı. Son yıllarda ülkenin her yanında mantar gibi çoğalan bu bahis ofisleri, sadece gençlerimizi ve çocuklarımızı değil, tüm toplumu tehdit eder duruma geldi. Aslında bunlara karşı bireysel değil, toplumsal duyarlılık gösterilmeli ve zaptu rapt altına alınıncaya, sayıları azaltılıncaya, mahalle aralarından uzaklaştırılıncaya kadar büyük ve ses getirici eylemler yapılmalı. Bunları yapmak için daha kaç canının gitmesi gerekecek. Maraş halkının bu duyarlılığı, bunun ilk kıvılcımı olur inşallah…[/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#0065ad” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Fırsatçılar: Yerlerde, çöp kutularının içinde, her türlü haşarata boğulmuş, kokmuş kelleler, yürekler, sakatatlar… Adam hala “ihbar asılsız” diyor. Polis’i kutlamak lazım. Pusuya yatmış, takip etmiş yakalamış. Polisten önce belediyenin yapması gerekirdi ya neyse. Bu ülkede alım gücü ortalaması hiç tahmin etmediğimiz kadar düşmüştür. Yeme içme alışkanlıkları farklı, sadece ucuz olana yönelen bir kültür yerleşmiş durumdadır. Bunu göz önünde bulundurarak, bu gibi kolay yoldan para kazanma heveslilerinin de arttığını düşünmek yanlış olmaz. Aman dikkat….[/quote]
































