“Gazeteci yeleği” sevdiğim giysilerden biriydi.
Geçmişte.
Şimdi değil.
Özellikle arazi koşullarında hem kullanışlı hem de koruyucudur.
Üstelik mesleksel bir de estetiğe sahiptir.
Polis Genel Müdürlüğü ile ilgili tartışmalar başlayınca aklıma düştü, sevmeme rağmen çok uzun yıllardır gazeteci yeleği giymiyorum.
Niye?
Yanıtı doğrudan polisle ilgilidir. Polisteki derin yapılanmayla. Kıbrıs Türkü’ne değil derin çevrelere polisin ta kendisiyle.
Muhabirlik yıllarımızda, gittiğimiz her haberde, gazeteci yeleği giyen, sarı basın kartı taşıyan ama gazeteci olmayan tipler de vardı.
Bunlar polisti.
Polis siyasi şubenin elemanlarıydılar.
Özellikle toplumsal olaylarda, sendikaların-derneklerin genel kurullarında, basın toplantılarında ve benzeri birçok yerde hazır-nazır bulunurlardı.
Son teknoloji ürünü fotoğraf makineleriyle veya kameralarıyla her anı tespit ederler, uzun uzun notlar tutarlardı.
Anlayacağınız sivil toplumu fişlemekti görevleri.
Gördüğüm kadarıyla bu görev alanların hala değişmedi.
Ve daha ötesi de vardı. Vatandaşların tümü tek tek fişlenirdi. Sivil otoritenin giremeyeceği alanlarda saklanırdı bu fişlemeler.
Sonradan Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakan olan, devletin üst düzey görevlerine gelen veya sivil toplumun kanaat önderi olanlar dahil herkes fişlenir ve dosyalanırdı.
Bunun da değişmediğini düşünüyorum.
Ve Kıbrıs Türkü’ne karşı yürütülen operasyonlarda kullanılırdı bu bilgiler.
Yani Kıbrıs Türkü’nün hizmetinde değil, derin başka bir yapının hizmetindedir.
***
Polis Genel Müdürü’nün kim olacağı önemli midir?
Elbette önemlidir.
Fakat bu yapı sürdükçe Polis Genel Müdürü’nün kim olacağı neyi değiştirir?
Hiçbir şeyi.
Maliye Bakanı ve Başbakan hazırlayacak, Cumhurbaşkanı imzalayacak ve oraya bir isim atanacak.
Peki kime hizmet edecek?
Hükümete ve Cumhurbaşkanı’na naçizane tavsiyemdir.
Bu yapıyı değiştirmeye katkı koyacak bir isim üzerinde uzlaşsınlar.
Oturup görev tanımını ve görev alanlarını yeniden belirlesinler.
Veya tüm dünyada olduğu gibi polis sivil otoriteye yani hükümete bağlansın ve bu tartışmalar da son bulsun.
Bu akıl dışı yapı da.
Kendi ülkesinde kendi polisine hükmedemeyen ve üstelik kendi polisi tarafından fişlenen başka bir halk var mıdır dünya yüzünde?
Hükümetin (CTP’nin de DP’nin de) bu konuda verdiği sözler unutulmadı.
Gerçekleşmesi için bekliyoruz.
Ve ısrarla soracağız “ne oldu” diye…
































