Polis Genel Müdürlüğü ve personeli ne için var…
Buna cevabı Polis teşkilatının kendisi veriyor:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Polis Genel Müdürlüğü olarak, güvenlik alanında, dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebilecek, gelişen ve değişen toplum ihtiyaçlarına cevap verebilecek, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, toplumun huzur ve güvenliğini sağlamada yeterli donanım ve bilgiye sahip, yüksek verimlilikle çalışan personel yetiştirerek, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla ve halkla işbirliği yaparak evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır.”
Polisin 3 bin kadrosu var.
Şu anda 2 bin civarında polis var.
Polis Teşkilatı, son dönemlerde peşi sıra personel aldı.
Bu önemli bir ayrıntı.
Daha da polise ihtiyaç olduğu, bizzat geçtiğimiz bütçe görüşmelerinde polis genel müdürü sayın Süleyman Manavoğlu tarafından dile getirildi.
Polisin içerisinde, en önemli konulardan biri branşlaşma…
Ciddi uzmanlık alanı isteyen konular var.
Narkotik.
Olay yeri inceleme…
Trafik…
Her gün artan bilişim suçları…
Ve mali polis…
“Yargı yargı” diyoruz ama…
Polis genel müdürlüğünde başta personel eksikliği nedeniyle tamamlanamayan dosyalar nedeniyle geciken bir adalet de söz konusu.
Personel “motive” mi?
Teşkilat kendi anayasasında, “yüksek verimlilikle çalışan personele” vurgu yapıyor.
Bunu önemsiyorum.
Soru şu:
“Teşkilat içerisinde polis mutlu mu?”
Bu soruya “genel anlamda” evet demek mümkün değil.
Sonda yazacağımı, başta yazayım ki, öyle devam edelim:
“Mutsuz polis sayısının çokluğu, adaletin sağlanmasında da zafiyetler yaşatıyor…”
Benim bir inanışım var.
Eğer bir ortamda mutsuz iseniz, o ortamı sürekli eleştiriyor, kötülüyor, o ortamda bir şey üretemiyorsanız…
Söylenmeyi bırakırsınız…
İstifa eder, ayrılırsınız…
Polis motive mi?
Bence değil…
Nedeni nedir?
Yine “nedeni nedir?” sorusuna yanıt ararken, sonda yazacağımı başta yazayım:
“Teşkilat içerisinde adalete güven yok ki…”
Bakınız, teşkilat içerisinde son dönemlerde tüm rütbe hareketleri mahkemelere taşındı.
Adamcılık…
Kayırmacılık…
Torpil…
Tümünün bir şekilde teşkilat içerisine nüfus ettiğine inanılıyor.
Hele tayinler…
Bu en büyük derdi polisin.
Üzerine bir “maaşı ekleyin…”
Son dönemde girenler, ağır çalışma koşulları içerisinde ayda 2 bin 200 TL’ye hizmet verecek.
Nasıl olacak?
Ya çalışma koşulları?
Polisin çalışma koşullarını, kendi çalışma koşullarınız ile karıştırmayın.
Son kuyumcu soygunu olayında, günlerce evine gitmeyen polis var.
Etrafınızda “yahu bu polis hiç işlemez, nedir bu tembellik” dediğiniz var mı?
Benim yok.
İlla ki vardır da…
Lefkoşa’da polisin nasıl çalıştığını görüyoruz.
Bırakınız dengesiz- düzensiz çalışma saatlerini…
Düşük maaşı…
Ödenmeyen ek mesaileri…
Polislerin “fiziki” koşullarına da bakmak gerekir…
Tel tel dökülüyor
Çok fazla içeriğe girmek istemiyorum ama…
Onaylanan son polis bütçesi 211 milyon 356 bin 600 TL…
Bu bütçeyle maaş artışı mı yapacaksınız?
Yeni maaşlı personel alımı mı yapacaksınız?
Araç altyapısını mı düzenleyeceksiniz?
Mevcut bina alt yapısına mı yatırım yapacaksınız?
Çağa uygun araç- gereç alt yapı eksikliğini mi gidereceksiniz…
Öyle ki…
Polis kendi çalıştığı karakola su sebilini dahi kendi maaşından topladığı para ile alıyor çok yerde…
Polis karakolunda kliması bozulan aracın tamirini nasıl yapıyor sizce?
Amacım suçlama değil…
Burada amacım “polis teşkilatını” suçlama falan değildir.
Derdim, “kafası rahat bir teşkilat” yapısı…
Maaş- özlük hakları düzelene kadar da olsa…
En azından fiziki koşulların iyileştirilmesi…
Aksi…
Yukarıda da yazdım, “zafiyet yaratır…”
Mutsuz bir teşkilat yapısı var.
Polisin kendi içerinde ciddi bir “moral- motivasyon” operasyonuna ihtiyacı var…
Polis üzerine onlarca yazı yazabiliriz.
Polis eleştiren…
İş yapma biçimini sorgulayan.
Ama önce, “iş yapılacak koşulları yaratmak gerek…”
Sonra hesabını da sorarız…
































