Maxim Okunev…
6 yaşında…
İskele’de…
6’ncı kattan düşerek yaşamını yitirdi…
İskele Polis Müdürlüğü, olayı “düştü öldü” diyerek duyurdu…
Tutuklama yok…
Ayrıntı yok…
Düştü ve öldü… O kadar…
6 yaşındaki yavru, anne- babası tarafından evde 17 yaşındaki kardeşi ile bırakıldı.
Normal…
Ancak, 17 yaşındaki kardeş, aşağıya inen anne- babasının yanına geliyor…
“Kardeşin nerede?” sorusuna yukarıda uyuyor cevabını veriyor…
Anne- baba, “Çocuk evde yalnız kalmaz” diyerek eve koşuyor…
Çocuk evde yok.
Arıyor- tarıyorlar ve o acı gerçekle yüzleşiyorlar…
Bu arada, polis berbat bir organizasyonla, o minik yavrunun cesedini 4 saatte kaldırabiliyor…
Bölgede çok sayıda insan, o gece polisin sınıfta kaldığını görüyor.
Polisin içerisindeki “laçkalık” memleketin her köşesine sirayet etmiş durumda.
Bu da güvenlik zafiyeti yaratıyor.
Aileden kimse tutuklanmıyor.
Tutuklansın demiyorum ama…
İhmal var mı?
Yok mu?
Ortada ölü bir çocuk var…
“Düştü ve öldü…” öyle mi?
Bu kadar basit mi bu işler?
İskele Polis Müdürlüğü’nde basit…
Disiplin yok…
Gayle yok…
Umur yok…
Tanınmamış yabancı bir aile…
“Kapat bir an önce dosyayı, bunla mı uğraşacağız” mantığında bir polis yapılanması…
Sadece bu olayda değil…
Maalesef, genele sirayet eden bir “vurdumduymazlık…”
“Ben karışmayım” nemelazımcılığı…
Benden uyarması.
Polis teşkilatı içerisindeki disiplinsizlik ve zafiyetler artıyor.
Bu da iç güvenlik sorunu yaratıyor.
***
Mustafa abi haklı çıktı
Bu hikaye burada bitmez…
Neden mi…
Arda Erkan’ın ölümünün ardından, baba Mustafa Erkan ile uzun uzun görüştük.
Mustafa abi, yıllardır, canımız ciğerimiz.
O yandı, bizim de ciğerimiz yandı.
Odadan çıkarken, “Bu işi araştırsınlar, cinayettir bu. Gör bak kimlere kadar ulaşacaklar. Ben de eşim de, ancak bir çocuğu bunların elinden kurtarırsak acımız diner. Hayatımızın geri kalanını başka anne- babalar yanmasın diye adayacağız. Polisten tek isteğim, bu işi sonuna kadar götürmesi…” demişti.
Mustafa abi haklı çıktı.
Soruşturma ilerletildi…
Arda’nın telefonu bulundu…
Yüzlerce paket uyuşturucu ele geçti…
Cezaevine kadar uzanan şebekenin izine rastlandı…
Şimdi, yeni tutuklamalar bekleniyor.
Tıpkı, Arda’nın ölümüne neden arkadaşlarının tek kişi olmadığı gibi…
Gardiyan da yalnız değil.
Cezaevi içerisine yönelik çok ciddi iddialar var.
Sadece gardiyan, gardiyanlar değil…
Mahkumlar da şebekenin bir parçası…
Yeni tutuklamalar bu hafta içi devam edecek.
Polise çağrımdır:
Nere kadar giderse gitsin… Durmayın…
NOT: Yarın bu sayfada, deneyimli bir gardiyanın anlattığı (ismi bende saklı kalacak) Cezaevi içerisindeki laçkalığı sizlerle paylaşacağım:
***
Aslolan uluslararası kabul görecek çözüm
Maalesef bu ülkede, çözüme karşıt tüm kesimler, birilerini kullanıyor.
Kullanıyorlar ki, kendi statükoları devam etsin.
Son dönemde, müzakere masasında çözümden yana işlerin iyi gitmesi, yine nalıncı katırlarını ürküttü…
Yalanın biri bin para.
At gitsin…
Salla gitsin…
Tam da böyle bir ortamda, yine “kullanıcılar” sahneye çıktı.
Malzemeleri belli…
“Türkiyeli- Kıbrıslı” ayrımı…
.jpg)
Bir kere bilinmesi gereken bir şey var.
1974 mağdurlarının, mağduriyeti giderilmeli.
Öncelik onların.
Göç ettiler…
Evlerini bıraktılar…
Kendilerine ait olmayan evlerde 40 yılı geride bıraktılar.
Sonra sıralama devam edecek…
Türkiye’den gelerek, yine burada kendilerine ait olmayan evlerde kalanlar da en az güneyde ev bırakıp gelenler kadar mağdur…
Ama altını çizerim ki, “kendine ait evlerde oturmayanların” kişilerin sorunlarını bir uluslar arası anlaşma çözecek.
İşte Eide…
Tüm bu merak edilenleri yanıtladı…
Esra Aygın sordu…
Mülkiyette de…
Güvenlikte de…
Garantilerde de…
Vatandaşlıkta da…
Tüm konuşulanlar yalan…
Kullanmaya yönelik…
Kandırmaya yönelik…
Statükonun devamın yönelik…
Ne birileri gemilere konup gönderilecek…
Ne de birileri evinden barkından atılacak…
Uluslar arası hukuk içerisinde…
İnsan hakları kavramı içerisinde kabul edilebilir bir dünya kurulacak bu adada…
Yeniden…
Çözüm düşmanlarının aksine…
Korku salanların aksine…
Siyaset bezirganlarının aksine…
Bu yol yürünecek…
































