Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Planlar out, rant in

Tahmin ederdik de bu kadarına tevessül edeceklerini değil…

Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü, Yenidüzen’de Ödül Aşık Ülker’in sorularına verdiği yanıtta, kat izni kısıtlamalarına karşı hükümetten, bölgede arazilerin inşaat hakkının “enine ve boyuna çoğalacağına” dair bilgi aldığını söylüyor.

Bizzat kendisine söylenmiş, kahverengi bölgeler, yani 4 katla sınırlı olanlar, derhal mavi bölgeye çevrilecek, yani ilk etapta 5 kata…

Nitekim, “mühürlenen” inşaatta çalışmalar aynı hızla devam ediyor. Mahkemede uzlaşılmış, izinli bölümlerde inşat devam edecekmiş falan hikaye, inşaatın yasak olan en üst katında çalışmalar sürüyor. İsteyen gitsin baksın.

Çünkü söz aldılar, değişecek. Olmazsa olmaz ya….!

Bunun üstüne gittiğimizde, belli odaklar hemen saldırıya geçiyor, “kalkınmaya, gelişmeye, yatırıma karşısınız” diyerek. İşlerine öyle geliyor. Tepki göstereni en adi şekilde suçlayacaklar ki, destek bulsunlar.

Kardeşim bu ülkeye yatırım yapılmasını herkesten çok bu halk ister. Ben isterim. Ama orman kanunlarıyla değil, benim kanunlarımla yapılacak o yatırım. Siyasileri angaje edip, desteklerini alıp, sahilleri parseleyen yatırıma karşıyım, karşıyız… Olmasın öyle yatırım, eksik kalsın…

Daha geçen yıl bugünlerde, KKTC’nin Ülkesel Fiziki Planı onaylandı. Plan, günü birlik emirnamelerle değiştirilen İmar Planlarını bozulamaz bir hale getirecekti. Resmi olarak 2012’de İrsen Küçük hükümeti döneminde çalışmalar başlamış, Özkan Yorgancıoğlu hükümeti döneminde tamamlanmış ve onaylanmıştı. Yani hazırlanma sürecinde, UBP’si, DP’si, CTP’si hepsi sırayla hükümettiler. Onaylanınca, biz de sandık ki, artık partizanlıkla iş olmayacak, kentler, doğal kaynaklar, çevre ranta kurban edilmeyecekti…

Ülkesel Fiziki Plan onaylandıktan sonra, bölgelere göre İmar Planları da yenilenecekti güya…

Tam da bu noktada rant işi devreye girdi. Özellikle Girne’de ve İskele bölgesinde çok katlı binalara “Emirname”ler değiştirilerek izin verildi. Ne yığılacak nüfus düşünüldü, ne alt yapı, ne kirlilik, ne trafik… Her ikisinde de sahiller beton duvarlarla örüldü neredeyse…

Böyle bir olanak verilince, yine Annan Planı dönemindeki gibi herkes müteahhit oldu, arsalar havada uçuştu, tek katlı, iki katlı binaların yerine onar katlı binalar dikmek için müracaatlar yığıldı. İnşaatlar yükseldi, tepkiler başladı, eş dost ahbap da izinlerini alsın diye beklendi, sonra emirname bir kere daha değişti.

Oysa İrsen Küçük döneminden sonra gelen hükümetin, konuyu mahkemeye götürme yetkisi vardı. Yapmadı.

Çünkü rantın sağı, solu yoktu…

İşte son örnek. Sahildeki otel inşaatı, 4 kat izni var, ama işin içinde de siyaset var…

Bugünün Başbakanı, CTP ile hükümet ortağı olduğu dönemde “olmazsa olmazımız” dediği inşaatın 7 kata çıkması için emirnameyi bir kez daha değiştirmeye hazırlanıyor…

Burnumuza gelen kokular artık çirkef kokusudur. Başka söylenecek söz kalmamıştır.

Bu hükümet artık freewheel gitmektedir. Akıllarına koyduklarını da yapacaklar…

Bağımsız olarak seçilen ama arkasında UBP-DP desteği olan Nidai Güngördü bile isyan ediyor.

Durun siz daha seyretmeye devam edin, oturduğunuz yerde söylenmeye devam edin. Kitlesel protestolar yapmayın, hükümeti rahat bırakın, rantçıyı rahat bırakın, ülkenin sahillerini parselleyenleri rahat bırakın…

Bilin ki, şu Karaoğlanoğlu’ndaki otele izin vermek, tüm sahillere izin vermek demektir.

Bundan sonra Girne’den, İskele’den, Mağusa’dan denizi zor görürsünüz artık… 

YERİN KULAĞI VAR

SORUMLUSU KİM:Türkiye’de yakalanan kaçak sigaraların Mağusa Serbest Bölge’den geldiği ortaya çıkınca, serbest bölgeye re-export için gelen bir yük olduğu açıklandı. Dedik ki, ‘olabilir, nereye gideceğini takip etmiyorlar demek ki’. Baktık, kendisinin de bölgede işletmeleri olan Sunat Atun, “gereken tedbirlerin alınacağını” söylemiş. Nasıl yani? Alınacak tedbir vardı da alınmadı mı? O halde..? Demek ki ortada ya bir ihmal, ya bir suç var. Bundan sonrasını boşverin, şu son olayın sorumluları kim, ne yapacaksınız, açıklayın, bilelim…

HALA UMUT VAR MI: Anastasiadis’in partisi DİSİ’nin Basın Sözcüsü Prodromos Prodromu, içinde DİKO ve EDEK’in de olduğu “çözüm karşıtı” bir ret cephesi oluşturulduğunu söylüyor. Malum, Rum Meclisi’ndeki bu iki kitle partisine, son genel seçimlerde yenileri de eklenmişti. Bu durumda, cephe gayet geniş olacak. Hazırlıkları da, 2018 başkanlık seçimleri için. Adamlar açık açık, “federasyon görüşmekten vazgeçin” demekteler.  Buna bir de DİSİ’nin bir miktar tabanını ve her zaman ikili oynayan AKEL’i ekleyin… Hala umut besleyen var mı..?

HAYVAN ÜRETİCİLERİ DE BÖLÜNDÜ: Büyükbaş hayvan üreticilerinin toplandığı Hayvancılar Birliği’nde, ‘büyükbaş hayvanlara verilen teşviklerin azaltılacağı, buna karşılık küçükbaş hayvan üretiminin destekleneceği’ açıklamasından sonra iki üretici kesim birbirine düştü. Şu anda hükümetin aldığı karar doğru. Ama tepkilerle geri adım atmayacakları, teşvik destek sisteminde geriye dönüş yapmayacakları garanti değil. Ne de olmasa buralar oy deposu. Baksanıza genel tarım reformunu bir türlü elleyemiyorlar. Hele seçimler de ufukta görünsün, unutun siz reformu falan…

PARTİ İÇİ MUHALİF: UBP Lefkoşa milletvekili Ersin Tatar, UBP – DP azınlık hükümetinin mali politikalarını eleştirerek, bazı harcamaların dikkatli yapılmadığı takdirde 13’üncü maaşların ödenemeyeceğini iddia etti. Yıl sonuna 5 ay var ama, mali konularda gerçekten bilgili olan Tatar böyle bir uyarıda bulunmuşsa, dikkate değer diye düşünüyorum. Gerçekten de mevcut hükümetin hesapsız harcamaları, istihdamlar bütçeyi zora sokabilir. Özellikle de ikitdara mensup bir vekilin bu uyarısını dikkate almak gerekir…

 ASGARİ ÜCRET MASADA: Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nda 1834 TL olarak belirlenen yeni asgari ücrete, Türk-Sen ve Hür-İş’in yaptığı itiraz bugün görüşülecek. Ancak kimse “acaba değişir mi” diye heyecanlanmasın. Bu normal bir prosedürdür. Kimsenin de “ aman az artış yaptık, değiştirelim” diye bir düşüncesi yoktur. Zaten niyetleri olsaydı, baştan bu rakamı ilan etmezlerdi. Bakın görün, komisyon itirazı görüşecek ama, herhangi bir değişiklik yapmayacak…  

TEHLİKEYE DİKKAT: Okulların kapanmasıyla birlikte çocukların oynadığı okul bahçeleri uyuşturucu ve alkol bağımlılarının mekanına dönüştü. Lefkoşa’daki birçok okulun bahçesi bally, çakmak gazı, sigara izmaritleri ve alkol şişeleri ile dolu. Bu görüntüler bile ülkedeki uyuşturucu tehdidinin ne boyutlara geldiğinin en somut örneği. Demek ki, alınan önlemler yetersiz…   

ZİRVEDEKİLER: Başaran Düzgün: “Cuma akşamı büyük bir felaket yaşandı. Bundan çıkarılacak ders ne olmalıdır? Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkelerine geri dönmelidir. Çağdaş bir anayasa altında vatandaşların tümünün eşit olduğu, demokrasinin hakim olduğu, hukukun üstün olduğu din ile devlet ve hatta din ile muhtarlık işlerinin bile birbirine karıştırılmadığı bir yönetim oluşturulmalıdır…”.

DİPTEKİLER: Güney’de Fırsat Kollayanlar: Türkiye’nin şu rezil darbe girişiminin etkilerini, en kısa sürede ve hukuk devleti çerçevesinde gidermesi gerektiğini, olayın Kıbrıs müzakere masasını bile etkileyeceğini dün yazmıştık. Simerini gazetesi, “Kıbrıs sorunundaki çalışmaların, Türkiye’deki başarısız darbe girişiminin ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülke siyasi sahnesinde mutlak hâkimiyetinden sonra nasıl siyaset yapacağına dair sarih işaretlerin gölgesinde devam ettiğini” yazdı. Yani beklenti, işlerin rayından çıkması yönünde. Türkiye darmadağın olsun, kendileri de bundan fayda sağlasınlar. İşte o fırsatın verilmemesi gerek…