En Üst

20 Kasım 2017

“PICGS” ülkelerinin başı belada

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

“PICGS” beş ülkenin İngilizce baş harflerinden oluşturulan bir kelime: Portugal (Portekiz), Italy (İtalya), Cyprus (Kıbrıs), Greece (Yunanistan), Spain (İspanya). [Okunduğu zaman “pigs” yani “domuzlar” gibi duyuluyor ama o bir yana.]
Bu ülkelere AB’nin “Güney ülkeleri” veya “Akdeniz ülkeleri de denir. Gelişmiş Kuzey ülkeleri ile mukayese edildiği zaman bunlar daha fakir ülkelerdir. Kuzeylilere ve özellikle de Almanlara göre bu ülkelerde yaşayan insanlar “tembel” ve “beceriksiz”dirler. (Tıpkı bizler gibi. Bu sıfatlar bizim için de kullanılmıyor mu?)
Geçen Cumartesi günü (05.10.13) University of Nicosia’da çok ilginç ve eğitici bir konferans vardı. Sözü geçen ülkelerden her birinden birer uzman, kendi ülkelerindeki ekonomik durum hakkında birer rapor hazırladılar. Raporlar basılıp girişte izleyicilere dağıtıldı. Konferansta da raporların özeti, izleyenlere sunuldu. Sonra da sunumlar izleyicilerin katılımı ile tartışıldı.
Her biri 50-60 sayfadan oluşan beş raporu bir makalede özetlemek mümkün değil. Ben sadece edindiğim genel izlenimimi aktarmaya çalışacağım.
Uzmanlar Amerika’dan kaynaklanan bankalar krizinin iyi yönetilmediğini kabul ediyorlar. Ancak Avro’yu yöneten AB Merkez Bankası’nın da en az ulusal bankalar kadar kusurlu olduğunu ileri sürüyorlar. İşin kötüsü, buna benzer bir felaketin tekrar yaşanmaması için hiçbir ciddi tedbirin alınmadığını vurguluyorlar.
Brüksel’den gelen ilk emir, ulusal bankaların kurtarılması yönündeydi. Hükümetler bankalara büyük meblağlar aktardılar. Bankalar kurtarıldı ama bu defa da ülke ekonomileri teklemeye başladı. Hükümetler, nakit sıkıntısını atlatmak için borç para istemeye başladılar.
Bu safhada devreye Merkel hükümeti girdi. Avro krizinin atlatılması için “kemer sıkma” politikalarının uygulanması gerektiği yönünde birtakım koşullar ileri sürdü. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Shaeuble “tasarruf, tasarruf” dedikçe hükümetler, şuradan buradan kesintiler yapmak zorunda kaldılar.
Uzmanlara bakılırsa, ekonomideki esas çöküntü kemer sıkma politikalarının devreye girmesiyle başladı. Eğitim, sağlık, sosyal yardım bütçelerinde büyük kısıntılar yapıldı. Tasarruf yapmak amacıyla birçok memur ve işçinin işine son verildi. Bu ülkelerdeki işsizlik oranı %20-30 seviyelerinde seyretmektedir. Gençler arasındaki işsizlik oranı %60’lara yükselmiştir.
Avro kurtarıldı ama PICGS ülkeleri batırıldı. Gayrı safi milli gelir, 2008 yılı gelirinin altına düştü. (Almanya’nınki yükselirken.) Ekonomik durgunluğun hatta gerilemenin 2017 yılına kadar süreceği tahmin edilmektedir. Daha kötüsü bazı ülkelerin, Yunanistan başta olmak üzere, borçlarını ödeyemeyecekleri iddia ediliyor.
Uzmanların dile getirdiği birkaç çarpıcı gerçeği aktarmak yararlı olur sanıyorum. Portekizli uzman mealen şöyle dedi: “Bizlere ekonominizi rekabetçi duruma getirin dendi. Biz de öyle yaptık ama bu defa da mallarımızı satın alacak birilerini bulamadık. Portekiz ihracatının büyük bir kısmını İspanya’ya yapıyor. İspanya’nın durumu meydanda. Bir şeyler satın alacak durumda değil. Satın alacak durumda olanlar da satın almıyorlar.” Burada kuşkusuz Almanlara ve öteki Kuzeylilere dokunduruyor.
İtalyalı uzman ise mealen şöyle dedi: “Brüksel bize ‘Merak etmeyin, işler yoluna giriyor. Uzun vadede her şey düzelecek’ diyor. İyi de Keynes’in dediği gibi uzun vadede hepimiz de ölü olacağız. Ben çocuğuma ‘Merak etme evladım, 20-25 sene sonra ülkenin ekonomisi düzelecek, sen de rahat edeceksin’ demem mi bekleniyor?” Hayati bir soru.
Geçenlerde, hasbelkader, bu konuyla ilgili “Para Sihirbazı” olarak nitelendirilen George Soros’un bir makalesini okudum.
Soros’a göre, bu ülkeler Avro bölgesinde olmasalardı milli paralarının değerini düşürerek ekonomik krizin üstesinden gelebilirlerdi. Ne var ki Avro, ekonomisi en güçlü üye olan Almanya’dan sorulur. Borçların büyük bir kısmını veren Almanya, borçlanacak olan ülkelere insafsız bazı koşullar koyuyor. Kemer sıkma politikaları, bir ülkenin ekonomisini kurtaramaz. (En insafsız koşul, “tıraş” adı altında Kıbrıs’a konmuştu.)
Yeniden seçilen ve daha güçlü olarak hükümete gelen Merkel’in bu politikalardan vazgeçmesi gerekiyor. Almanya’nın daha anlayışlı ve daha cömert davranması, Avro’nun ve AB’nin geleceği için yararlı olacak.
Soros’a göre, Almanya kemer sıkma politikalarının uygulanmasında ısrar etmesi halinde bazı ülkeler önce Avro bölgesinden sonra da AB’den ayrılmak zorunda kalacaklar. Bu süreç rahatlıkla Avrupa Birliğinin sonunu getirebilir.
Konularında uzman olan altı kişinin yazılarını okuduktan sonra kanaatim şudur ki kemer sıkma politikaları insanları isyan ettirecek ve popülist politikacıları iktidara getirecektir. Merkel’in ise bu politikayı terk edeciğine ihtimal vermiyorum.  
Popülist iktidarlar çoğaldıkça AB’de büyük bir kargaşa yaşanacak. Bu kargaşa, AB’nin sonunu getirebilir. Brüksel’in Soros’a kulak vermesi gerekir.
Yalnız PICGS’in değil, AB’nin başı da belada.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis