Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Peyzaj: Maksat ortalık güzel görünsün

Başkan yardımcısı Biden’ın yaptığı Kıbrıs ziyaretiyle ilgili bir yazı yazmak için oturdum. Fakat bir türlü kafamı toplayıp yazamıyorum. Pencereler kapalı olmasına rağmen dışarıdan gelen o kadar çok gürültü var ki, mümkün değil. 
* * *
Ev sahiplerinin kış bitip mevsim bahar olunca ağır ağır başladıkları ve havaların ısınmasıyla iyice artırdıkları bahçe bakım ve güzelleştirme aktiviteleri dayanılmaz bir hal almış vaziyette.
* * *
İlk başlarda yeni mevsimlik çiçekler ekiliyor. Dekoratif amaçlı çalılar, ağaçlar tazeleniyor. Yüklüce bir para ödenen peyzajcılar önce bu işleri yapmak için sadece 4X4 kamyonetleri ile geliyorlar. Birkaç gün öncesine kadar herkes işte veya okulda olduğu için, posta arabası ve işe gitmediği için evde olan birkaç komşu ve onların tek tük ziyaretçileri dışında neredeyse hiçbir araba trafiği görmeyen sokak bir anda hareketleniyor. Fakat esas sorun peyzajcıların 4X4 kamyonetlerine takıp çektikleri vagonlarıyla gelmelerinden sonra başlıyor. Vagonların içinde değişik boyutlarda çim kesme, çalı budama makineleri, yaprak üfürme ve toplama aletleri ve benzeri bahçe bakım araç gereçleri oluyor. Dört beş kişilik takımlar halinde benzinle çalışan süper gürültülü makinelerini kullanıp işlerini görüyorlar. Her sokakta her gün değişik birkaç evde çalışan takımlar oluyor.
* * *
Bizim yaşadığımız ve çevredeki kasabalara servis veren peyzaj şirketlerinin çoğunun sahibi İtalyan Amerikalılar. Sahipleri İtalyan Amerikan olan peyzaj şirketlerinde çalışanların neredeyse tümü Hispanikler, yani İspanyolca konuşan Meksika veya Güney Amerika kökenliler. Biraz kulak verip dinlediğinizde çalışanların kendi aralarında İngilizce konuşmadıklarını duyarsınız. Gerçi duymasanız bile görüntülerinden etnik kökenlerinin ne olduğunu anlarsınız. Anlayamadığınız ise Amerika’da yasal olarak bulunup bulunmadıkları. Ama tahmin etmeniz gerekirse yasal değiller dersiniz; çünkü bu sektörde çalışanların çoğunun illegal olarak Amerika’da bulunan göçmenler olduğu herkes tarafından biliniyor.
* * *
İşin kötü tarafı, yasal olarak Amerika’da bulunmayan bu insanların ciddi bir sömürüye tabi tutuldukları da biliniyor. Bu insanlar haksızlığa uğrasalar da—örneğin, kendilerine ödenen ücret asgari ücretin altında olsa, ya da sağlık hizmetleri için gerekli yardım kendilerine işverenleri tarafından sağlanmasa—seslerini çıkaramıyorlar. Çünkü ne sendikaya üye olabiliyorlar ne de ilgili devlet otoritelerine gidip şikâyette bulanabiliyorlar. Ben biraz da bu sebepten bahçemizin bakımını kendim yapıyorum.
* * *
Bahçemizin bakımını bir peyzaj şirketine yaptırmıyor olmamın bir diğer sebebi ise bu şirketlerin çimlerin daha yeşil ve sık görünmesi, çiçeklerin ve ağaçların daha büyük ve canlı olması için kullandıkları kimyasal gübre ve benzeri bakım ilaçlarının tarım sektöründeki çiftçilerin kullandığından daha fazla olması. Yani peyzaj şirketleri başta bahsettiğim ses kirliliğine ek olarak çok ciddi bir çevre kirliliğine de yol açıyorlar. Anlayacağınız peyzajcılarla yazımı yazmama engel olmaları dışında başka problemlerim de var.
* * *