Seyahat

PETERSBURG


Temmuz ayında çıktığımız Baltık Ülkeleri gezimizin rotasında Helsinki limanından sonra bir başka ülke ve bir başka şehir vardı. Yine martılar eşliğinde gemimiz bu kez Rusya’nın en kuzeyinde bulunan St. Petersburg limanına demirlemişti.

Önceden kararlaştırılmış olan tura katılabilmemiz için rehberimiz bizi limanda bekliyordu. Bizler de bir an önce tura başlamak için sabırsızlanıyorduk. Biz bu şehre deniz yolunu kullanarak gelmiştik. I. Petro tarafından 1703 yılında Neva Nehri üzerinde kurulan St. Petersburg Rusya’nın 2.ci Avrupa’nın ise 5.ci büyük şehri olma özelliğine sahiptir.  Şehir 200 yıl boyunca Rus çarlığına başkent olmuştur. Ancak 1917 devriminden tam 1 yıl sonra yani 1918 yılından itibaren ise ülkenin başkenti St. Petersburg’dan Moskova’ya taşınmıştır. St. Petersburg, 1924-1991 yılları arasında kısaca Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak biliniyordu. Şehrin ismi 1991 yılında Boris Yeltsin tarafından Sankt-Peterburg olarak değiştirilmiştir.  ’Peter’ kelimesi Çarın isminden ‘burg’ kelimesi ise Almanca kale kelimelerinden türemiştir. Günümüzde 5 milyon civarı nüfusu olan şehir kurulurken İtalya’nın Venedik ve Roma şehirlerinin köprü ve geniş caddelerinden esinlenilerek kuzeyin Venedik’i olarak tasarlanmıştır. Pulkova Havalimanına (LED) St. Petersburg şehrinin havalimanıdır. Ercan çıkışlı ancak İstanbul aktarmalı farklı havayollarının uçuşları ile bu şehre uçabilirsiniz. Aktarma sırasındaki bekleme süresini hesaba katmazsak 3 saat 30 dakika süren bir uçuşla yolculuğunuzu yapmış olursunuz. Bir başka alternatifiniz ise Larnaka Uluslararası havalimanından gidiş dönüş takribi €300’a uçarak yapabilirsiniz. İstatistiklere göre 2017 yılında  Pulkova(LED) Havalimanını 16 milyon yolcu kullanmış. Bu arada Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu hamiliyseniz internet üzerinden belgelerinizi tamamlayarak Rus Elçiliğine önceden vize başvurunuzu yapıp ülkeye girişinizden önce vizenizi almanız gerekmektedir.

Aracımız St. Petersburg’un en ünlü caddesi olan Nevsky Caddesinde ilerlerken sırasıyla gezeceğimiz yerleri rehberimiz Hermitage Müzesi, St. Basil Kilisesi, Kazan Katedrali diye sıralamaya başlamıştı. Nevsky Caddesi adını Rusların milli kahramanı Alexander Nevsky’den almıştır. Bu Cadde üzerindeki binaların tümü tarihi olup Çarlık döneminden kalmadır. 1724 yılında Rusya’nın ilk üniversitesi olan St. Petersburg Devlet Üniversitesi de bu şehirde kuruldu. Şehirde 30 üniversite, 15 akademi ve 29 enstitü bulunmaktadır.

 

PETERSBURG’DA GEZILECEK YERLER

Hermitage Müzesi: Dünyanın en eski ve en büyük müzelerinden biri olan ‘Hermitage Müzesi’ 1764 yılında Çariçe II. Katerina tarafından kurulmuştur. Çariçe, Berlin’deki bir tüccardan 300 tablo satın alarak kolleksiyona başlamış ve sonrasında ise bu rakamı artırarak müzeyi 1852 yılında halka açmıştır. Müzenin içerisinde 1058 oda olup dünyanın en büyük resim koleksiyonuna sahip olan bir müzedir. Güvenlikten geçtikten sonra tavan süslemeleri arasından merdivenlerden çıkıp odaları rehberiniz eşliğinde gezebilirsiniz. Ancak zamanımızın kısıtlı oluşundan ötürü ben gurubumdan ayrılarak daha çok odayı gezmeyi hedefledim. Elimdeki broşür ve planlara bakarak yönümü bulmaya çalıştım. Girdiğim her odada inanılmaz güzellikte ve paha biçilmez değerde eserler vardı. Küçük bir koleksiyon ile başlayıp büyüyen müzede günümüzde 3 milyonun üzerinde sanat eseri vardır. Bu sanatçılardan Rembrandt, Rubens, Leonardo da Vinci, Vincent Van Gogh, Raphael en çok bilinenlerdir. Bu eserler İtalyan Rönesans dönemi ressamlarının, Fransız empresyonist ve Neo-klasik eserlerinin yanı sıra Mısır ve prehistorik dönemlere ait eserlerdir. Micheal Angelo ve Rodin’in heykelleri, muhteşem süs eşyaları, Orta Çağ’a ait şövalye zırhlı askerleri, lahitler de vardır. Bu arada Osmanlı Rus savaşı sırasında alınan ganimetler arasında kılıçlar, hançerler de yine müze içerisinde sergilenmektedir. Ancak bana en ilginç gelen ise kayıtların James Cox tarafından tasarlanıp som altından yapılmış olan ve kurulduğu zaman ise figürlerin canlandığı ‘Pavlin’ (Tavus kuşu) olan mekanik saat olmuştur. (James Cox’un tasarlamış olduğu ‘Silver Swan’(Gümüş kuğu) ise yine görenlerin hayretler içerisinde kaldığı bir başka müzede bulunan eseridir.)Günümüzde müzede bulunan koleksiyonunun sadece çok az bir bölümü halka açık olup müze içerisinde eserler sergilenmektedir. Her ayın ilk perşembe günü müzeye giriş ücretsizdir. Ancak siz müze giriş biletinizi kuyrukta beklemeden internet üzerinden de önceden alabilirsiniz. Giriş ücreti €18 ‘dur. Hermitage Müzesi diğer müzelerle kıyaslandığı zaman içerisinde en çok tablo koleksiyonunu bulundurması nedeniyle Guinness Rekorlar Kitabında yer almıştır. Bence bu müze St. Petersburg’da kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir. Devlet istatistiklerine göre 2017 yılında bu müzeyi 42 milyon kişi ziyaret etmiş. Milliyetlerine göre bu ziyaretçiler sırasıyla Çinliler, Amerika’lılar ve İngilizler olmuştur.  Hermitage Sarayı, 1732-1917 yılları arasında Rus İmparatorlarının kaldığı saraydı. 1917 yılında Bolşevikler tarafından ele geçirilince de İmparatorluğa son verilmiş oldu.

Voskresenia Khristova Kilisesi:1883 yılında Sankt-Peterburg’ da yapımına başlanan Ortodoks Kilisesi 24 yıl gibi uzunca bir sürede tamamlanmıştır. Kilise yapıldığı zaman içi ve dışı III. Aleksandr’ın kilisenin hemen yanında bir suikast sonucu öldürülmesinden dolayı ‘kırmızı’ renge boyanmıştır. Voskresenia Khristova Kilisesi 1997 yılında yeniden restore edildikten sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Başta çatısı olmak üzere kilise Kremlin’e benzetilmektedir.

Kazan Katedrali: Nevski Caddesi üzerindedir. Katedralin yapımına 1801 yılında başlanmış ve tam 10 yıl sonra da yapımı tamamlanmıştır. Katedral Napolyon Bonaparte’ a karşı kazanılan zafer sonrası inşa edilmiştir. 80 metre uzunluğunda olan yapı Roma’daki St. Petro Katedraline benzetilmektedir.

Peterhof Sarayı: 18.ci yüzyılda İsveç’e karşı kazanılan zaferin ardından Çar I. Petro’nun emri ile yapılmıştır. UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan saray Paris’teki ‘Versailles Sarayı’na benzetilmektedir. Sarayın bahçesinde birbirinden güzel 250 civarında heykel bulunur.

St. Isaac Katedrali: 1818-1858 yıllarında inşa edilen Katedral dünyanın 4.cü en büyük Katedrali olma özelliğini taşır. Katedralin kubbelerinin yapımında 100 kilogram saf altın kullanılmıştır. Ancak ne var ki II. Dünya Savaşı sırasında bu kubbeler düşman uçakları tarafından görülüp hedef alınmaması için gri renge boyanmıştı.

Romanov ailesinin adını belki duymuşsunuzdur. Kısaca II. Nikolay olarak da bilinen Nikolay Aleksandroviç Ramonov Rus İmparatorluğunun son imparatoruydu. I. Dünya Savaşında 3 milyonun üzerinde Rus’un ölümüne, Rus -Japon savaşı sırasında ise büyük bozguna uğramıştı. Bolşevik veya Ekim Devrimi olarak da bilinen 16-17 Ekim 1918 tarihinde başta İmparator olmak üzere Çariçe Aleksandra, kızları Olga, Tatyana, Anastasia, Maria ve oğulları Aleksey aile doktorları, hizmetkarları ile birlikte saklandıkları evin bodrum katında önce kurşuna dizilerek öldürülmüşler daha sonra ise cesetleri yakılarak ormanlık araziye gömülmüştü. Ancak ne var ki Anastassia’ nın bu katliamdan sağ kurtulduğu ve kimliğini saklayarak saklandığı da ağızdan ağıza dolaşan ve bilinen söylentiler arasındadır. Adına yazılmış birçok kitap bulunan ‘Anastassia’nın ‘The Lost Princess’ adlı 1991 yılında ‘James Lowell’ tarafından yazılan kitabını bir çırpıda okuyup bitirmiştim. Lowell, bu kitabını yazarken birçok kanıtta göstermeyi ihmal etmemişti. Nitekim 1956 yılında ‘Anastassia’ adlı filim çekilmiş ve bu filmin baş rolünü Ingrid Bergman ve Yul Bryner oynamıştı. İşte bu şehri gezerken benim için ‘Romanov’ ların mezarlarının bulunduğu bu kilisenin de ayrı bir yeri vardı. Ailenin mezarları birçok kez açılmış ve son olarak 1998 yılında devlet töreni ile St. Peter ve Paul Katedraline gömülmüşlerdi. Bu yer birçok kişiyi etkilediği gibi beni de derinden etkilemiştir.

St. PETERSBURG’DA ULAŞIM

Şehirde tramvay ve otobüs taşımacılığının yanı sıra metro hattı da bulunmaktadır. 69 duraktan oluşan St. Petersburg metro hattının uzunluğu 118 kilometre olup dünyadaki en şık ve güzel metrolar arasında sayılır. Şehirde 1899 yılında metro yapımına karar verilmişti. Ancak Ekim Devrimiyle başkent Moskova’ya taşınınca bu proje 10 yıl gibi bir süre ertelenmek durumunda kalmıştı. 1940 yılında yapımına yeniden başlanmış ancak bu seferde II. Dünya Savaşı nedeniyle yarında kalmıştı. 1955 yılında proje tamamlanarak kullanılmaya başlanıldı. 2014 yılında ‘The Guardian’ bu duraklardan ‘Avtovo’ durağını dünyanın en güzel 12 metro durağı arasında saymıştır. Bu durak; devasa kristal avizeler, mermer döşemesi ve camdan yapılmış işlemeli kocaman sütunları ile bir sarayı andırmaktadır. Günlük 3 milyon civarı yolcu taşıyan bu metro ağı dünyadaki en kalabalık 11.ci metro ağı sayılmaktadır.

 

PETERSBURG’DA NEREDE KALINIR

Şehir merkezi başta olmak üzere pek çok alternatifler vardır. Örneğin nehre yaklaşırsanız otel fiyatlarının arttığını gözlemlersiniz. Eğer şehir de 3 günden fazla kalacaksanız ve bütçenize uygun fiyatlı konaklama arayışı içindeyseniz sizin için pek tabii ki en uygunu günlük olan kiralık daireler olacaktır. Kalite ve ultra lüks hizmet isteyenler için Belmond Grand Hotel, Akyan St. Peterburg, Astoria Hotel’ i sayabiliriz. Hotel Vera ise uygun fiyatlı otellerin başında gelmektedir. Bu fiyat aralıkları genelde oteline göre olmak kaydı ile gecelik €80- €350 aralığında farklılık göstermektedir. Özellikle de ‘Beyaz Geceler’ olarak tabir ettiğimiz dönemler için talep yüksek olduğundan erken rezervasyon yapmanız tavsiye olunur.

 

PETERSBURG’ DA NE YENİR

Yerel restoran ve tatların yanı sıra Uluslararası bilinen yemeklerden sayılan İtalyan, Kafkas, Özbek, Japon mutfaklarından örnekler sayabiliriz. Lüks sayılabilecek restoranların başında Palkin, Troika, Severyanin, Tsarı sayabiliriz. Khorosholl Restoran ise vasat sayılabilecek restoranlara en güzel örnektir.Yerel yemekler arasında ise:

Pelmeny: Mantar sosu veya domatesi ile servis edilen mantı çeşididir.

Oladi: Krep çeşididir.

Borsch: parça tavuk, havuç, lahana, pancardan oluşan soğuk veya sıcak içilen çorbadır.

 

PETERSBURG FESTİVALLERİ

Kış aylarında, dereceler -35’ i gösterdiğinde genelde müzeler kapalı oluyor. İşte bu dönemlerde ise opera, bale ve tiyatro gibi farklı sanat dallarına yoğun ilgi olmaktadır. Uluslararası Müzik Festivali, Beyaz Geceler Festivali, Mariinsky Bale Festivali, St. Petersburg Bira Festivali gibi belli başlı festivaller yıl içerisinde bu şehirde yapılmaktadır.

 

 

 

PETERSBURG’DA ALIŞVERİŞ

Şehirden alacağınız hediyeler arasında tahtadan yapılmış ve farklı boyutlarda olan matruşka bebekler, şapkalar, kalpaklar, kürkler veya taşıması kolay buzdolabı magnetleri seçenekler arasındadır. İçkiyi sevenler için ise Rusların olmazsa olmazları Rus votkası ve Rus havyarı da sizler için bir başka alternatiftir. Eğer pazarlara değil de alışveriş merkezlerine gitmek istiyorsanız bu yerler arasında en çok bilineni Bolshoy Gostiny Dvor’dur. Şehre, kruz gemileri ile gelenler için bir başka alternatif de hemen gemilerin bulunduğu limana yakın yerlere kurulan açık pazarlardır. Hele hele seyahatinizi bizler gibi ‘Beyaz Gecelere’ denk getirmişseniz aydınlık bir gecede hediye seçiminizi çok daha kolay yapabilirsiniz.

Bu güzel şehirden ayrılma vaktimiz gelip çatmıştı. Arkadaşlara verilmek üzere aldığımız çeşitli magnetleri çantalarımıza yerleştirdikten sonra gemimize doğru yürüdük. Yolcularını alan gemimiz Baltıklar üzerinde bulunan son destinasyona doğru gitmek için yola çıkmıştı bile….

Haftaya Şirin’ce GEZİyorum yazı dizimde bir başka yerde buluşuncaya kadar sevgiyle kalın…..

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı