Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Peşkeşi bir de Turanlı’dan dinleyin…

“Dünyanın en güzel plajları peşkeş çekiliyor. Yatırım için izin alan elindeki izni satmak için kapı kapı geziyor”…

Bunu söyleyen, Ercan’ı işleten Taşyapı’nın sahibi Emrullah Turanlı…

Hepimizden daha içerili.

Dönen dolapları biliyor.

Herhalde elinde, “yatırım amaçlı” tahsis edilen sahiller bulunan biri, onun da kapısını çalmış olacak ki, bu kadar net konuşuyor.

Turanlı devam ediyor; “Oysa yatırım yapmayanların izni iptal edilse, birçok ciddi yatırımcı Kıbrıs’a gelmeye hazır. Kıbrıs’ın malı Ahmet’in, Mehmet’in elinde. Onlar da Kıbrıs’ın malı üzerinden para kazanma derdinde. Yapmayana iptal edin, ülkedeki yatak kapasitesi 5 kat artacak“…

Sonra da, bugünlerde tartışılan bir konuyu dile getiriyor, arazi tahsislerinin kafaya göre, ön izinle yapılmasına son verilsin, ihale yöntemine geçilsin diyor.

Bundan önce en kıymetli yerler yatırım yapmasına olanaksız tiplere dağıtıldı.

O tipler ki, Turanlı’nın dediği gibi, milyon dolarlara o arazileri gerçek yatırımcıya devrettiler, havadan zengin oldular…

Şimdi geçmişte gözünü kırpmadan olura olmaza arazi dağıtanlar da, bugünlerde ihaleden bahsetmeye başladılar.

Benim anladığım, kıymetli topraklar dağıtıldıktan sonra, dostlar alış verişte görsün misali ihale yöntemine geçilecek…

Kırsal kesim sosyal konut arsaları için göstermelik olsun müracaat kabul edilirken, milyonlarca dolarlık kıymetli araziler, halkın kullanımından alınıp, doğayı katledersecine kafaya göre dağıtılıyor.

Hatta bugünlerde Vakıf malları da aynı durumda. İçindeki kiracı, babasından mirasmış gibi, hava parasına, hem de öyle böyle değil yine milyonlarca sterline Vakıf malını başkasına devrediyor. Yasası var, ama takan kim… Karşı çıkanın da hakkından geliyorlar.

Tamam geçmişte “yatırım, yatırım” diye bir yerlerimizi yırtarken, “aman gelsinler” diye önüne arkasına bakmadan verdik. Ama şimdi rağbet var. O halde ihale açacaksın… İmar planına uyacaksın, emirnameye uyacaksın, zorlamayacaksın… Zorlarsan, ben de “neden” diye sorarım…

Sanki Sovyetlerde, ya da bugünlerde Çin’de olduğu gibi, devlet eliyle zengin yaratmaya döndü bu iş…

İşte biz de bunun için çırpınıyoruz.

Bunun adı peşkeş değil de nedir?

Mide bulandırıyor artık…

Yıllar yılı yatırım yapacağım diye spekülasyona yatanlardan da o araziler geri alınmalı. Bu ranta bir son verilmeli…

Biz söyleyince, yatırım karşıtı oluyoruz.

İşte bu kez biz söylemiyoruz…

Burada yatırım yapan biri söylüyor…

Hem devlet eliyle halkın sırtından birileri zengin oluyor, hem de sahiller elden gidiyor, bir kere daha da geri dönüşü yok….

Gelip geçici bir siyasi iktidarın ülkenin geleceğine, halkın çıkarlarına bu kadar pervasızca zarar vermesini önlemenin bir yolu yok mu?

Kimse artık gerçekleri konuşmayacak mı..?

 


YERİN KULAĞI VAR

KİM BU İŞ İNSANI:

Bir ailenin yok olmasına neden olan ehliyetsiz kamyon sürücüsü birinci derecede suçlu olabilir ama, ehliyeti olmayan birisine kamyon emanet eden iş insanı da en az onun kadar suçlu değil mi? Kimdir bu iş insanı, onunla ilgili ne yapıldı veya yapılacak? Aslında cevap bekleyen soru bu olmalı…

 

ESAS SORUN DENETİMSİZLİK:

Bu ülkenin en büyük sorunu ne uyuşturucu, ne inşaat yağması, ne kaçak işçi sorunu, ne de trafiktir. En büyük sorunumuz denetimsizliktir. Eğer korkmadan, doğru dürüst denetim yapsak bu sorunların hiçbirisi yaşanmayacak ama, oy kaygısı, yandaş hatırı ile ne yazık ki bu denetimleri yapmıyoruz…

 

BAŞKA DERDİMİZ Mİ KALMADI:

Aylardır memurun çalışma saatleriyle ilgili bir tartışmadır gidiyor. Sonunda Meclis, kamu görevlilerinin haftalık çalışma süresini, Cumartesi ve Pazar günü tatil olmak kaydıyla yaz mesaisinde 35, kış mesaisinde ise 40 saat olarak kabul etmiş. Yahu bu ülkenin başka bir derdi kalmadı mı, özel sektör çalışnalarını düşünen yok. Vekillerin tek derdi memurun kaç saat çalışacağı mı? Ülkede çözüm bekleyen onlarca sorun dururken, her hafta başka mesai saati belirlemekle zaman geçiriyoruz…

 

ALLAH KERİM:

Ekonomi daha ne kadar dibe vurabilir ki? Döviz piyasayı darmadağın etti, borçlar ve kiralar ödenemez hale geldi. Elektrik zammı hepsinin tuzu biberi oldu.  Esnaf sinek avlıyor, memleket yangın yerine döndü. Peki tedbir alması gerekenler ne yapıyor? Onların yaptığı tek şey, gün geçsin da Allah kerim…

 

BİZDEN FARKLARI YOK:   

AKEL Milletvekili Aristos Damianu, “bazıları gelecek nesilleri düşüneceğine sadece gelecek seçimleri düşünüyorlar” diyerek, kopan görüşme süreciyle ilgili olarak liderini  eleştirdi. Bizde de durum farklı değil aslında. Bizim siyasiler de ülke geleceğini düşünmekten çok, kendi geleceklerini düşünmüyorlar mı? Onun içindir ki, yıllardır bu ada bir türlü huzur bulamıyor…

 

BU BİR REKOR:

2017 yılı trafik kazalarında kabusumuz oldu. Yeni yılın üzerinden henüz daha 3 ay geçmeden trafiğe tam on can verdik. Bu son yılların rekoru olsa gerek. Aşırı sürat ve dikkatsizliğe bir de bozuk yollar eklenince kazalar kaçınılmaz oluyor. Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin aldıkları “günü kurtarma” kararları da, ne yazık ki sadece günü kurtarmaktan öteye geçemiyor…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Emrullah Turanlı: “Dünyanın en güzel plajları peşkeş çekiliyor. Yatırım için izin alan elindeki izni satmak için kapı kapı geziyor. Oysa yatırım yapmayanların izni iptal edilse birçok ciddi yatırımcı Kıbrıs’a gelmeye hazır. Kıbrıs’ın malı Ahmet’in, Mehmet’in elinde. Onlar da Kıbrıs’ın malı üzerinden para kazanma derdinde. Yapmayana iptal edin, ülkedeki yatak kapasitesi 5 kat artacak…”.

 


DİPTEKİLER

Mustafa Naimoğulları: Hayvan üreticilerinin başı olarak, Hollanda’dan et ve süt ürünleri yasaklansın derken, bunu Hollanda’ya tepkiden çok, kendi sektörünün çıkarı için talep ettiği öyle açık ki… Yani  tuhaf günler yaşıyoruz, herkes kendi çıkarına siyaset öneriyor. Kör parmağım gözüne… Bu kadar da açık yapılmaz ki bu iş…