Köşe Yazarları

Perdeler Kapanmadan Önce (Görüşmelerde Gelinen Nokta)






Bir atasözü şöyle der;

Şişman adam (veya kadın) sahneye çıkmadan perdeler kapanmaz…

Opera için söylenmiştir ve güçlü assolistleri tarih eder.

Konserin bitmesi için onun mutlaka sahneye çıkması ve şarkısını söylemesi gerekir.

Kendisi her ne kadar ipince ise de bu deyimi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon için kullanabiliriz dünden itibaren.

Bana göre ikinci tur görüşme sürecini dün tamamlayan Akıncı ve Anastasiadis’in aldıkları en önemli karar Genel Sekreter Ban ki Moon’dan şahsen devreye girmesini isteyecek olmalarıdır.

Anastasiadis’in kendi iç siyasetine ayar şeklinde yorumladığım “hakemlik vermeyeceğiz” açıklamasına rağmen Genel Sekreter’in devreye girecek olması perdelerin kapanma aşamasına yani bir sona yaklaştığımızın en önemli işaretidir.

Anastasiadis kendine yönelecek saldırıları kestirebildiği için “hakemlik vermeyeceğiz” diye izahat yapmaya çalıştı.

Ama zaten Akıncı ile sürdürdükleri müzakerelerin hakeme ihtiyacı yoktur ki.

2004’te o dönemin Genel Sekreteri Kofi Annan’a hakemlik ve boşlukları doldurma yetkisi verilmişti. Çünkü masada bırakınız anlaşmaya federal çözüm modeline bile inanmayan Denktaş ile Papadopulos vardı.

Denktaş’ın Türkiye ve dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından nasıl “ikna” edildiğini 2004 sürecini belgelerle anlatan Pilatus’un Gölgesinde isimli kitabımda bizzat Denktaş’ın kendisi uzun uzun anlatır.

Aradan 12 yıl geçti.

2004’teki aktörlerin hiçbiri şimdi görev başında değildir.

Ve yine Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin şahsen devreye gireceği bir sona doğru gidiyoruz.

Kişisel değerlendirmem şudur;

Konunun bu aşamaya gelmesinin mimarı iki liderdir.

Akıncı’nın ve Anastasiadis’in kararlı ve inançlı çabaları Kıbrıs sorununu yeniden görüşmeler yoluyla çözebilme olasılığını artırdı.

Perdeler kapandığında umalım ki elimizde bir anlaşma olur.

Yoksa o perdeler bir daha açılmayacak…








Başa dön tuşu