Aniden krize dönüşen, Türkiye’den gelecek suyu kim yönetecek konusu ve ay sonu yapılacak UBP kurultayı, diğer tüm dertlerimizi unutturdu sanki.
Oysa daha geçtiğimiz ay, dövizin yükselmesini tartışıyor, çare talep ediyorduk. Hala en can alıcı sorunumuz bu olması gerekirken, dövizin durumunu soran, ilgilenen biri var mı…
Asgari ücretiye layık görülen artış konusunda mangalda kül bırakmayanlar nereye gitti…
Olası bir anlaşma sonrası evlerinden atılacak olanların isyanını, “Rumlar mallarına geri dönüyor” başlıklarını görüyor musunuz bugünlerde gazetelerde…
Dünkü Meclis birleşiminde konu olunca tekrardan hatırladık. Ejder Aslanbaba’nın Meclis kürsüsünden salladığı dolarların akıbeti, ortaya attığı iddiaların sonucu ne oldu, bilen, ya da hatırlayanımız var mı..?
Hepsini unuttuk gitti…
Aslında unutmadık tabii… Bu sadece çaresizliğimiz. Baktık, gördük, fakirleşmemizin önüne geçecek, nefes almamızı sağlayacak herhangi bir umut yok… Kaderimize razı olduk, sustuk oturduk… Halbuki hiç birimizin derdi, ne suyun kimin tarafından yönetileceği, ne de UBP kurultayında, kimin kazanacağıdır…
Eğer konu suysa, vatandaşın derdi, gelen suyu kaliteli ve ucuza alma, içilebilir nitelikte evlerimizin musluklarından akması olabilir. Yoksa, o yönetmiş, bu yönetmiş gibi bir derdi yok vatandaşın. Siz bakmayın sosyal medyada suyu bahane ederek, konuyu başka mecralara çekmeye çalışanların yazdıklarına. İnin sokağa ve sorun vatandaşlara, suyu kim yönetecek diye, inanın kimsenin umurunda bile değil. Tek istedikleri, tek dertleri, musluklarından kesintisiz ve içilebilir suyun akmasıdır… Bir de, buna karşı ödeyecekleri fiyat tabii ki…
Vatandaş bu gibi sorunların çözümü için başına birilerini getiriyor. Oysa o getirdikleri de, şaşkın ördek misali ne yapacağını bilmiyor. Her biri bir taraftan çekiyor, bir konuda daha çözümsüzlükle zaman öldürülüyor…
Ve gelelim sun’i gündemin diğer konusuna, yani UBP kurultayına…Olaylı son kurultayın üzerinden yaklaşık 2-3 sene geçti. O kurultayda yaşananlar henüz belleklerimizden silinmeden, kurltay sonrası yapılan ilk seçimlerde partinin ne hallere düştüğünü bilmezmiş gibi, koltuk ve makam sevdasına düşenler, partiyi uçuruma sürüklediklerinin farkındadırlar sanırım…
UBP tarihinde ilk kez bu kadar çoklu bir seçim yaşanacak. Kimin kazanacağından çok, kaybedenlerin belli olduğu bu süreçte, adayların birbirlerine yönelik suçlamaları, hem UBP’nin geleceği, hem de toplumda yaşanan gerginlik açısından yeni bir sıkıntılı bir dönemin müjdecisi…
Adayların tümü de, yıllardır partilerine hizmet vermiş isimler. Peki ama, paylaşamadıkları ne? Partine, inandığın ideolojiye hizmet etmek için ille de bakan veya başkan olmak mı gerekiyor. Hepsi de partinin kötü yönetildiğinden bahsediyor ama, kimse de çıkıp, kazanması halinde neleri değiştireceğini söylemiyor. Bir diğer ilginç olan ise,Güzelyurt hariç diğer tüm İlçelerin kurultayda en az bir adayı olması. Sanki belli bir senaryo içerisinde ve bilinçli yapılmış bir düzenleme gibi… Yeni üye yapılanlar, yapılmayanlar, üye olan ancak haberi olmayanlar. İşte UBP böyle bir karmaşanın içinde 20 gün sonra bir kurultaya gidecek. Sonuç ne olur bilemeyiz ama, kazananın değil, kaybedenin olduğu bir kurultay olacak. Sonuçta bu kurultayın elbette bir kazananı olacak ama, kaybeden UBP olacak…
E, sonra? Biz yine sorunlarımızla baş başa kalacağız. Hatta belki de kısır çekişmelerle bir hükümet krizi bile gelecek…
Yazımın başlığında da dediğim gibi, ne vatandaşın ne de siyasetin gündemi bunlar olmamalı. Asgari ücretlinin sıkıntıları, okullardaki eksiklikler, sağlıkta yaşanan sıkıntılar ve de unutturulmaya çalışılan dövizdeki artış nedeniyle hergün biraz daha fakirleşen toplum.
Hani diyorum, acaba incir çekirdeğini doldurmayan, toplumun büyük bir bölümünü ilgilendirmeyen suni gündemleri tartışmak hoşumuza mı gidiyor? Hani insanları uyutan, dertleri unutturan, pembe diziler gibi…
YERİN KULAĞI VAR
GÜÇ KİMDE:
Daha birgün önce oy birliği ile yapılan değişikliğin ardından, ana muhalefet olarak DPUG’ye bırakılan Meclis Başkan Yardımcılığı için dünkü oylamada yaşananlar, pek de etik olmadı sanırım. Yapılan 4 tur oylamada, yeterli 26 sayısına ulaşamayan ve 23 oyda kilitlenen Hüseyin Alanlı, 5. turda da yine 23 oy aldı ancak, salt çoğunluk aranmadığı için otomatikman kazanmış oldu. Öyle anlaşılıyor ki, birileri gücün kimde olduğunu hatırlatmak istedi…
SORUN ALANLI İSMİNDE:
Dün Meclis’te yaşanan Başkan Yardımcılığı seçim krizinin ardındaki gerekçenin, Hüseyin Alanlı ismi olduğu iddia edildi. DPUG’nin Alanlı dışında önereceği başka bir ismin ilk turdan kazanabileceğini söyleyen siyasi kaynaklar, Meclis’te devamsızlık konusunda sıkıntılı olan Alanlı’nın aday gösterilmesinin, dünkü tablonun nedeni olduğuna işaret ettiler…
“SUYU UBP YÖNETSİN”MİŞ:
Son günlerin en tuhaf açıklaması, Ünal Üstel’den geldi. Üstel, Türkiye’den gelen suyun yönetiminin UBP’ye verilmesini istemiş. Millet özele mi, kamuya mı, belediyelere mi diye tartışırken, Üstel konuyu particiliğe dökmüş. Partisinin halihazırda bir koalisyonda olduğunu unutmuş gibi… Keşke şu UBP adayları geçmiş saplantılarından kurtulup, vizyona dair bir şeyler söyleyebilselerdi…
PROJE SORUNU HER YERDE:
Dün Yenidüzen’de TC Yardım Heyeti’nin Lefkoşa Türk Belediyesi için ayırdığı 12,5 milyon liralık yardımın, sadece 255 bin lirasının kullanılabildiğini okuduk.. Diğerleri için bir türlü projeler hazırlanamamış. Bunların arasında Ortaköy köprüsü, Sanayi Bölgesi drenajı, asfalt yamalama, Ecvet Yusuf Caddesi’nin düzenlenmesi var. Hepsi de acil konular. Maaşları zar zor ödeyen belediye, hazır yatırım kaynağı bulmuşken, neden elini çabuk tutmaz, bunu da anlamak mümkün değil. Aynen devletin geneli gibi…
HAYBEYE PARA:
Bir üniversitemizin kayıt harcı dışında,“sosyal faaliyet” adı altında öğrencilerinden 1000 TL’ye yakın ek ücret talep etmesi tepkilere neden oldu. Zaten okul harçlarını artan döviz nedeniyle ödemekte zorlandıklarını belirten öğrenciler, bir de hiç faydalanmadıkları hizmetler için kendilerinden böylesi bir para talep edilmesine anlam veremediklerini söylediler. Dedik ya, bizde ne yazık ki bazı üniversiteler, eğitim kurumu değil, ticarethane gibi çalışıyor…
SEÇME TAMAM DA SEÇİLME ZOR:
Yurtdışı Kıbrıs Türkleri Birlik Platformu gerçekleştirdiği Anayasal Haklar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesinde, yurt dışında yaşayan KKTC vatandaşlarının seçme ve seçilme hakkından yararlanması için yasal düzenlemeye gidilmesi istendi. Seçme hakkı verilmesine bir itirazım yok ama, Anayasamıza göre birisinin seçilebilmesi için belli bir süre adada ikamet etmesi şartı var. Bunu nasıl aşacağız. Ha,sırf birileri kontenjandan banko seçilsin diye Anayasa değiştirilecekse, kusura bakmayın ama bu hiç de adil değil…
ZİRVEDEKİLER
Paranın Milliyeti Yok: Turizm ve denizcilik alanında Kuzey ve Güney arasında ufaktan başlayan sermaye işbirliği, inşaat sektöründe de resmiyete döküldü. Malum, bir süre önce Rum basını, Kuzey’de inşaat ortaklığı yapan Rum şirketlerin varlığından bahsetmekteydi. Talepleri, ekonomi ve mülkiyet komitelerinde temsiliyet, anlaşma sonrası yerli müteahhitlere pozitif ayırımcılık…. Bakarsınız siyasilerin yapamadığını, iş insanları çekip götürür…
DİPTEKİLER
Kafadan İstimlak: Müteahhit su borularını, “iş çabuk bitsin diye”, kamuya ait olmayan bir araziden geçiriyor. Ortaya çıkan istimlak bedeli fahiş… Yaklaşık 700 bin sterlin olduğu söyleniyor…. 3 milyon liradan fazla…. Müteahhit, Tapu Dairesi’ne de Şehircilik Dairesi’ne de sorduğunu, onların da “Girebilirsin” dediklerini söylüyor. Böyle bir harcamayı devlete yükletmek bu kadar kolay mı? En küçük istimlak olayında bile Bakanlar Kurulu kararı çıkarken, bu olayda nasıl sözlü onay verilmiş ki? Ortada yazılı bir evrak bile yok. Peki bunun hesabını kim verecek..?
































