Yarın Kurban Bayramı.. Gitgide bayramların ne kadar bayram ne kadar tatil ve ne kadar bayram tatili fırsatında yurt dışı “turlama” olduğunu bilemiyoruz.
Zaman değişirken, “bayram” kavramı da değişiyor. Nitekim çoktandır “neydi o eski bayramlar” anlatımlarının nostaljisi oluverdi bayramlar…
Bilir misiniz insan “duyguları” ile yaşayamaz. Fakat yaşadığı için bilir “duyguları.” Mesela biz geçmişte “bayram sevinci” yaşardık.. Fakat olmasaydı eğer o “bayramlar” “sevincini” hissedemeyecek, duyamayacaktık..
Tıpkı “aşk” gibi! “Onu yaşayabilmek” için aşk duygusunu hissedeceğiniz bir insanı sevmeniz gerekir. Çünkü tek başına aşk olmaz. Aşık olmanız için mutlaka bir başka kişi daha gerekir.
Geçen gün bir kitap okuyordum. Bir yerinde şöyle yazıyordu. “Peygamberlere Allah’ın sevgili kulları denir. Oysa kadınlar peygamberleri Allah’tan değil, diğer kadınlardan kıskanır!”
Tabi ki duygular ne her zaman güzeldir ne de sanıldığı kadar özeldir. Hatta bazı hallerde dayatmacı gelenektir. Mesela Arife ve bayram günlerinin mezarlık ziyaretleri.. Önce bir dini vecibedir, çoğu insan yakınını ziyaret etmediğinde Allah kartında cezalandırılacağını sanır. Oysa öyle değil. O ziyaretlerde okunan bir Fatiha, mezarların üzerine bırakılan bir iki çiçek, okunmuş üflenmiş serpilen bir şişe su; insana Sevgilerle vefada harmanlanmış müthiş bir ruh dinliği ile huzur verir.
Küçüklerin büyüklerin ellerinden öpmeleri de farklı bir olay değildir. Büyüklerin de küçüklere “para” vermesi gibi..
DEĞİŞİM VE DEVİNİM. Çocukluğumuzda bayramların 2. Günü Mağusa’dan kalkan trenle Lefkoşa’ya gitmişliğimiz vardı. Hisar altında çocuklar için cinciraklar, salıncaklar, tahtaravalliler kurulurdu. El arabalarında şişkebabı, fındık fıstık leblebi satılırdı.
Geride kaldılar! Artık insanlar çoluk çocuk “turlarla dış ülkelere seyahat ediyorlar..”
Ve Kurban Bayramında kurban kesilirdi hem de çok.. Artık o gelenek de kalmadı. Çoğu insan için “kurbanlıkların pahalı olmasından” dolayı değil; gereksiz gördükleri için..
Düşüncelerimle buraya kadar gelirken Marx’ın bir sözünü hatırladım. “Egemen düşünce diyordu ideolojiktir.”
Yoksa “dayatılan” düşünce mi demek istiyordu? Eğer öyleyse KKTC’de yaşıyoruz hem de dolu dolu, birbirimize dayata dayata! Adını da “sağda ve solda vuruşanlar” diye koyuyoruz!
“Çağların bile diyor Marx egemen düşünceleri vardır ve bunlar egemen sınıfın düşünceleridir..”
Öyle olmasaydı mesela ölene kadar neden Denktaş’la uğraşsınlardı? Yahut neden şimdilerde Akıncı ile uğraşılsındı, biat etmek varken!
Kısaca sürekli değişiyoruz da ne kadar “olumlu ve faydalı ne kadar olumsuz ve zararlı olduklarını bilemiyoruz..
Mesela derler ki 18. Yüzyılda sosyetede yeni bir moda almış başını gidiyordu. Kadınlar halkın içinde ve nerede olurlarsa olsunlar memelerini çıkartıp sere serpe herkesin gözleri ve bakışları önünde çocuklarını emziriyorlardı.. Aslında hiç etik değildi. Hatta “kutsal olması gereken annelik ve duygularını da iyice rencide ediyordu. Kimler mi kaldırdırttıydı bu modayı? Yayınları ve çizgileri ile mizah yazarları ile karikatüristler..
HER NEYSE: Yarın Bayram. Kimileri için sevinç, kimileri için acı! Kimileri için gerekli kimilerince fuzuli! Garip bir dünyada yaşıyoruz zaten. Daha dört beş yıl önce Türkiye ile Suriye barışmış, birbirlerine akraba insanlar sınır kapılarından gelip geçip birbirlerinin bayramlarını kutluyorlardı. Şimdi her taraf kan gölü!
Ha unutmadan yazayım. Kendimize acıdığımızdan değil, gerçek olduğundan yazıyorum. “Artık yaşlı denilen bizim kuşak çok uzun yıllar “bayramlarını” yaşayamadılar! Belki bir Suriye olmadıktı ama “kendi topraklarımıza kapatılan esirlerdik” kısaca. Bayramlardan bayramlara devam ama…
































