Köşe Yazarları

Pazar Sobetimdir. (Devlet Olmak!)

Zor günler geçiriyoruz. Belki bu zorlukların önümüzdeki günlerde  de devam edebileceği  bir döneme girdik.

Tabi ki ilk değildir.. Bizim gibi sürekli siyasi mücadelelerle yaşarken, varlığını dağılıp ufalanmadan  sürdürüp götürmek zorunda kalan toplumların sorunsuz yaşayıp ayakta kalabilmeleri kolay değildir..

Bu nedenle, sırtlarını hep güvendikleri için “dayanacakları” bir güce yaslamışlardır, bizim Türkiye’ye yasladığımız gibi..

Ne var ki bu kez Türkiye de netameli! Amerika gibi bir dünya devi ülkeyle siyasi tartışmaya girdi, ortaya çıkan kriz sonucunda da hem kendini hem sırtında taşıdığı KKTC zora soktu…                       Bu zor günler gelip geçecek tabi. Fakat bu “zuhuratı” hazır bizi felaketiyle sarmışken,  bir daha düşünüp konuşmak, tartıp karar vermek zorundayız. Şöyle ki:

YAŞADIĞIMIZ son  parasal ve ekonomik kriz, öncekilerde olduğu gibi bir kez daha göstermiştir ki KKTC’nin:                                                            Bir: Gerçek anlamda “devlet” olmaya ihtiyacı vardır.

İki: Çözümü bu devlet oluş  içinde gözetip ilkeleştirmelidir.                                                     Üç: Başarılı olunamadığı yerde Türkiye ile entegrasyona gitmelidir.           Bu şıkları biraz açalım: Mesela:                                                                                  *********

DEVLET OLMAK: Yıllardır iki arada bir derede kalmışlıkta, bir yandan siyasi sorunu çözmek için müzakerelerden müzakerelere koşarken; öte yandan  KKTC’e sosyoekonomik gelişmelerle ciddi anlamda  “devlet” kimliği kazandırmak  için uğraşıyoruz.          Fakat bu “ciddi devlet oluş uğraşı” devam ederken; öte yandan KKTC’i ayni zamanda çözüm masasında bir federal sisteme çevirmek için de Rum tarafıyla müzakeresini yapıyoruz!

Her halde böylesi bir çelişkili dava dünyadaki “siyasi sorunlar” arasında nevi şahsına münhasır tek olay olmalıdır!

Nitekim 1974’ü baz olarak alacaksak ve “mesela” diyeceksek eğer 2004’de Annan planı ile federal sistem kurulmuş olsaydı şimdi ne KKTC olurdu ne de Türkiye!

Çok iyi düşünmek gerekir: Çünkü olası federal çözümde Aramızdaki Rum halkı ile birlikte Kuzey’de ve Güney’de “yalnız” kalacaktık!

Ve hâlâ konumumuz AB üyesi olmak koşullarında çabalayan azınlıktaki bir toplum olacaktı!

*********

İLKELİ DEVLET: Yukarıda kendimize “devlet” derke aslında tanınmamışlığın dolayısıyla uluslar arası ilişkilerden kopuk siyasi yapımızla,  sadece “devletçilik oynamak” zorunda kaldığımızı hatırlatmak istediydim..                                                     Kaldı ki KKTC’e “ilke” katalımdı!

Halkı inandıracaktık ki çözüm olsa da olmasa da KKTC hep yaşayacaktır.

Oysa masadaki müzakerelerde bizim bu konuştuklarımız  konuşulmuyordu. Mesela yine konuşulmayacağı gerçeğinde  müzakereler başlasa, bu kez Guterres’in çerçevesi görüşülecek!

Halk dıştan bu kadar müdahaleye uğramış dolayısıyla bu kadar yamalama ve gelip geçici bir devlet durumuna düşmüş KKTC’e neden güven duysun? Neden devlet olduğuna inansın.

Zaten inanmadığındadır ki toplumca fedakârlık yapılması gereken son krizde mesela sendikalar adeta baş kaldırdılardı..

**********

TC İLE ENTEGRASYON: Yukarıda, “devletçilik oynamaktayız, zaten masada devletimizi değil federasyonu tartışıyoruz” dedikten sonra şunu söyleyebilir miyiz:

Federasyonu asıl Türkiye ile kurmamız gerekir.     Oysa biz Türkiye ile de anlaşmış değiliz! “Anlaştığımız, altına imza attığımız  protokolleri” bile bir inat politikasında uygulamazken; federal sistemi de (kimse düşüncesinin arkasına saklanmasın) TC’nin elinden kurtulmak için yeğlediğimizi görmezden gelemeyiz!

Eee! “Bu ahval ve şerait”  içinde Kıbrıs sorununu salâha götürebilir miyiz?

Neyse ki Türkiye sadece siyasi sorunun müzakere sürecini  değil.. Bizi de “idare” ediyor ve  içine düşmeye hazır hale geldiğimiz yanlış çözüm planlarının kıyısından köşesinden çekip alırken, sosyoekonomik yönden de katkılarını sürdürerek beterin beteri olmamızı önlüyor!

Ha, şu son krizde “Türkiye’yi kim çekip kurtaracak” durumlarına düşülmüş  ki  sonunda bir konuda kader birliğine varmışız! Varmışız ki her iki devlet olarak da TL’nin  döviz karşısında  kaybettiği değerden dolayı anca beraber kanca beraber “döviz zade” olmuşuz!

KISACA çare yok! Ya KKTC’e sahip çıkacağız ya gün gelecek bu diyardan gideceğiz! Yada Rum’un azınlığı olacağımız bir statüde talihimize küseceğiz!




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı