Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde liderler bugün mülkiyet konusunu ele alacaklar.
Bu arada liderler arasında bundan önce yapılan yoğunlaştırılmış iki görüşmede yönetim ve güç paylaşımı konusu görüşülmüştü..
Gelinen aşamada Rum tarafında federasyon konusunda galiba kafalar net değil.
Federasyon denilince akıllara nedense konfederal çözüm modeli geliyor.
Rumlarda böyle bir fobi oluştu.
Belki de bu nedenden dolayı Rum tarafı federal çözüme ulaşacak öneriler ortaya koymak suretiyle süreci hızlandıracak adımlar atacak yerde, üniter devlet yapısını koruyacak bir refleks ile hareket ediyor.
Böyle olunca da işler istenilen hızda ilerlemiyor.
Süreçte istenen ivme yakalanamıyor.
Patinaj yapan bir araç misali kendi kendini tekrar eden bir durumla karşı karşıya kalınabiliyor.
Halbuki Kıbrıs Türk tarafı gerçek anlamda bir federal çözüme ulaşılması için çalışıyor.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı bu konuda çok net.
Kafalarda soru işareti bırakacak herhangi bir şey yapmış ya da yapacak olan bir siyasi lider değil.
Müzakere masasında özellikle Yönetim ve Güç Paylaşımı konusunda daha önce Annan Planı’nda tanımlanmış bir örnek var.
Elbette ki Annan Planı döneminden bu yana bir çok gelişme yaşandı.
Kıbrıs AB üyesi oldu.
Durum değişti.
Bu nedenle yetkiler belirlenirken Annan Planı koşullarından farklı ihtiyaçlar söz konusu olabilir.
Ve Annan Planı içerisinde tanımlananlara ekler yapılabilir.
Ama bu yapılacak diye Federal modeli üniter bir modele çevirmeye çalışacak şekilde talepler ortaya konması doğru olmaz.
Önemli olan ortaya dengeli ve çalışacak, paylaşım ve işbirliğine dayalı Federal bir model çıkarılmasıdır.
Türk tarafının konfederal bir yapı peşinde olmadığını Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı her platformda dile getirmekte, ortaya koyduğu eylemlerle de bunu göstermektedir.
Benzer bir irade ve tutumu federal bir yapıya ulaşmak için Rum Lider Nikos Anastasiades de ortaya koymalıdır.
Müzakere masasında liderler ve müzakerecileri federal yetkiler konusunda ayrılıkları ortadan kaldıracak hızlı adımlar atmaya başlamalıdırlar.
Liderler mülkiyet konusunu ele alırken federal yetkiler konusundaki sıkıntıların aşılmasını sağlayacak yeni bir anlayış masaya yansımalıdır.
Kafalar bu konuda artık netleşmeli, farklı arayışlar bir yana bırakılmalıdır.
Temmuz sonuna kadar liderler tarafından çok iyi bir şekilde takvimlendirilmiş bir müzakere süreci vardır.
Önemli olan bu sürecin doğru ve sonuç alıcı bir şekilde kullanılmasıdır.
Temmuz ayı sonu geldiğinde müzakerelerde ilk dört konu başlığı konusunda ayrılıkların yok denecek kadar az olacağı bir noktaya gelinmesidir.
Bu arada Güvenlikle Garantiler ve Toprak konularında da tarafların birbirini anlamak için çaba göstermeye başlamasıdır.
Taraflar bunu başarabilirlerse 2016 bitmeden referanduma gidilebileceği konusu söylem olmaktan çıkar, eyleme dönüşür.
Başaramazalarsa bir müzakere süreci daha hüsranla sonuçlanabilir.
































