Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Partizanlığı görmek için belgeye ihtiyaç yok ki…

CTP Başsavcılığı göreve çağırdı; “Atun ve Küçük yargılanmalı”…

Mesele, Yenidüzen’in manşetinde yer alan, Sunat Atun’un hademe olmak isteyen “partililerinin” listesini bakanlık antetli kağıtla, Başbakan’a göndermesi.
Mektup, 2010 tarihli. Sunat Atun o tarihlerde siyasette de, devlet görevinde de yeni. Bu işi acemiliğinden yaptığı belli. Tabii bu yazının yazılmasında ve gönderilmesinde dahil olan bürokratlar, diğer memurlar niye seslerini çıkartmamışlar, orası belli değil.
CTP yazıyı anlaşılan arşivlerde bulmuş. Bence başka da bulur muyuz diye çok da fazla aramasınlar, çünkü minareyi çalan kılıfını hazırlar derler ya, Atun’dan daha tecrübeli olanların böyle bir hatayı yapmış olduklarını sanmıyorum.
Her neyse, olay gerçek… Şimdi CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, belgenin partizanlık konusunda ihbar niteliği taşıdığını belirtiyor ve Sunat Atun’la İrsen Küçük’ün yargılanması amacıyla Başsavcılığı göreve davet ediyor.
Yani Allah aşkına, 2009-2013 arası yapılan istihdamların tamamına yakınının bu yolla olduğunu bilmeyen kaldı mı..? O dönemde devlete yapılan istihdamların sayısı belli, ne kadarının Kamu’dan, ne kadarının el altından yapıldığı belli. Sonuçta yapılacak işlem de belli…
Şimdi bu mektup, kamu yönetimi kurallarına aykırı olabilir, partizanlığın delili olabilir, rezilliğin daniskası olabilir, önemli olan ne yapılacağıdır. Mektubu ihbar olarak Başsavcılığa sunmakla elde edilecek çok bir şey olduğunu sanmıyorum.
Yapılması gereken, kanayan bir yara gibi kamunun bağrında duran bu sorunu kökten çözmek, adaleti sağlamak olmalıdır. Yoksa, kamu reformu diyerek, dünya kadar danışmanlık kadrosu yaratmak değildir.
Halkın da beklediği budur…

Kendimiz karar vereceğiz…
Yaklaşan yerel seçimlerde, seçtiğimiz veya inandığımız partinin, programını ve adaylarını iyice incelemeden ve araştırmadan oy kullanmamalıyız. Bizi yönetmeye talip olanların, gerçekten yönetici vasfı olup olmadığı, bu görevi yapıp yapamayacağı hepimiz için çok önemli olmalıdır.
Yaşadığımız yüzyılda, genç, aktif, dinamik, çağı yakalayabilecek, sosyal yanları ve insan ilişkileri kuvvetli, güvenilir ve de en önemlisi sorunları çözebilecek bilgi ve birikime sahip bir adaylar tercih edilmelidir…
Yöneticinin eğitim düzeyi önemli olmakla beraber, yukarıda yazdığım vasıflar hepimiz için çok daha önem arz etmelidir. Geçmişte yaşadıklarımızı unutmadan, geleceğimizi şekillendirmede esas sorumluluğun bize ait olduğunu unutmadan karar vermeliyiz…
Görüşü ne olursa olsun, vatandaşların beklentileri farklı olsa da hepsinin sorunu aynı; hizmet. Sokaktaki vatandaş, siyasi görüşü ne olursa olsun, siyasi parti adaylarından bahane üretmek değil, hizmet beklediklerini söylerken, seçim öncesi verilen sözlerin, seçim sonrasında yerine getirilmesini istiyor…
Unutmamanız gereken tek şey. Önümüzdeki süreçte yaşadığımız yerleri yönetecek olanın kim olacağına başkaları değil biz karar vereceğiz…

YERİN KULAĞI VAR

İŞ YAPAN SEVİLMEZ:
Çatalköy Belediye Başkanı Mehmet Hulusioğlu ile birkaç kez karşılaştım, yani pek tanımışlığım yok. Ancak Çatalköy’de yaptıklarına baktığımda, bir değişim yaşandığını çok rahat söyleyebilirim. Bu dönem de bağımsız olarak seçmenlerinden oy isteyecek. Yani diyor ki Hulusioğlu, “Ben o partiye, bu partiye hizmet için değil, Çatalköy’e hizmet için adayım.” Ama belli ki Mehmet Hulusioğlu’nun bu dik duruşu birilerinin canını sıkmış. Öyle ki, destek olmak yerine, köstek olmayı tercih etmişler…

DURUMUMUZ GÜNEY’DEN BETER:
Güney Kıbrıs’taki “genç diplomalı işsiz” oranının yüzde 25 olduğu bildirildi. Bu rakam, krizin devirdiği, binlerce insanın bir günde işsiz kaldığı bir ülkeden. Bir de bize baktım, bulabildiğim en son rakam, KKTC İş Bulma Merkezi’nin Şubat 2012’de açıkladığı bir rakam ve buna göre KKTC’de üniversite mezunu işsiz oranı yüzde 41… Ölmüşüz de ağlayanımız yokmuş. Hükümetler tüm enerjilerini bu yakıcı sorunu gidermek üzere harcamalıdır, ama bizde herhalde hükümetlerin ilgi alanlarına bile girmiyor…

DOĞA SİYASETİN KURBANI:
Turizm Bakanlığı geçen yıl bugünlerde Karpaz’daki birtakım kaçak yapıların yıkılması için İçişleri Bakanlığı’na başvurmuş, Bakanlık bir kaçını yıktıktan sonra, diğerlerini görmezden gelmişti. Malum seçim vardı. Kuzey Kıbrıs Çevre Platformu konuyu yine gündeme taşıdı. Demek ki yapılar hala duruyor. İşte bu yeni hükümetten beklenti bunlardı. Yoksa doğa bu defa da mı seçime kurban edilecek…

SİBER AÇIKLASIN:
Asım Akansoy, ortak metnin imzalanmasından bu yana bir aydır yapılan temaslarla ilgili olarak, Meclis’in bilgilendirilmediği iddiasında bulundu. Meclis’e gelen son bilgi notunun da 11 Şubat tarihli olduğunu söyledi. Dün Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, sürece ilişkin tüm temasların bilgi notuyla Meclis’e eksiksiz olarak gönderildiği duyuruldu. Durum açıklamaya muhtaç. Bunu da başkan Sibel Siber’in yapması doğru olacak…

DÜŞÜNCEYE SAYGI:
Eğitim Şurası’nda alınan ve andımızın okullardan kaldırılması kararına tepki gösteren bazı derneklerin KTÖS’ü protesto etmesine genel sekreter Şener Elcil tepki gösterdi. Elcil, “Çok kültürlülüğe, çok dilliliğe ve farklı inançlara saygı” gösterilmesini istedi. Ama unuttuğu bir şey var, andımızın kaldırılmasını istemesi ne kadar demokratik bir talepse, bunun tam tersini savunmak da demokratik bir hak… Ülkemizde her konunun siyasi malzeme yapılması ne kadar kolay…

NE OLDU O RAPOR:
Tüp gaz fiyatlarındaki artışlar ve haksız rekabeti soruşturmak, bu konuda rapor hazırlamakla görevlendirilen Rekabet Kurulu, Ekim ayından beridir, söz konusu raporu açıklayamadı. Şikayet edilen, şirketlerin hep bir anda zam yapmasıydı. Ülkede topu topu 3 adet gaz dağıtım şirketi olmasına rağmen, 6 aydır bu raporun çıkmamasını anlamak mümkün değil…

ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: Sunat Atun’un “partililerinin hademe olarak istihdam edilmesi” konusunda zamanın Başbakanı İrsen Küçük’e yazdığı “resmi” yazı hakkında bakın ne diyor Özersay: “Devlet kurumsallaşacağına partizanlık kurumsallaştı! ‘Partililerimiz’ kavramı devletin resmi yazışmalarına kadar sokuldu, yazıklar olsun…” Parti-devlet bütünleşmesi bu olsa gerek…

DİPTEKİLER
Duygu Sömürücüleri: Ülkemizde izinsiz doktor, izinsiz berberlerden sonra, şimdi de insanların duygularını sömürerek, milyonları götüren yeni bir sektör oluştu. Havadis gazetesinin dünkü manşetindeydi olay. Engelli dernekleri adını kullanarak, kapımızı çalan, süpermarket girişlerinde konuşlanarak, kendilerine haksız menfaat sağlamaya çalışan bu açıkgözlere dikkat…

Foto Gündem…

Öğretmen sendikaları Cumhurbaşkanlığı önünde eylem yaptı. Eyleme bazı sivil toplum örgütleri ile siyasi partiler de destek verdi. Eylem’de Cumhurbaşkanlığına mesaj verildi