Türkiye’de Nisan ayında yapılan BAŞKANLIK REFERANDUMUNDAN sonra, Salı günü ilk önemli adım atıldı.
Daha önce, Türkiye’yi tarafsız Cumhurbaşkanlarının yönettiği iddia edilirken, artık bu sahtekarlığa son verilerek, Partili Cumhurbaşkanlığı dönemi başladı.
Erdoğan, AK PARTİ’nin başına yeniden getirtildi.
Türkiye’deki her gelişmeden artık Tayyip Erdoğan sorumlu olacaktır. Yapılan her iyi veya kötü uygulama, Erdoğan’ın defterine yazılacaktır.
Bu yeni dönemde, Erdoğan’ın en büyük çabası, modern yaşam alanlarında KAYBETTİĞİ GÜCÜ tekrar kazanmak olacaktır.
Erdoğan bunu yapamazsa, ekonomik ve kültürel merkezlerde güç kaybetmeye devam ederse, yıkılış süreci de iyice yakınlaşacaktır.
Dizginleri eline alan Tayyip Erdoğan’ın, dünyadaki sayılı Makyavelist politikacılardan olduğu unutulmamalıdır.
Politikada DÜN DÜNDÜR sözünü Süleyman Demirel meşhur etmesine rağmen, Erdoğan bu politikanın en büyük uygulayıcılarından biridir.
Rusya ile olan büyük kapışmasının hemen ardından, Rusya ile olan yakınlaşması, İsrail ile olan ipleri kopartma siyasetinden, yeniden ortak politikalarda uzlaşması, Makyavelist politikalarına örnek olarak gösterilebilir.
Özellikle orta sınıfın desteğini tekrar alabilmesi için,Erdoğan , BATI ile olan ilişkilerini geliştirmek zorundadır.
Ekonomik, kültürel ve siyasi yönelim, BATILI yaşam tarzını gerekli kılmaktadır.
Anadolu insanının 200 YILLIK YÖNELİMİNİ herhangi bir liderin TERSİNE ÇEVİRMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Tayyip Erdoğan da, kitlelerin desteğiyle bulunduğu yere gelen bir liderdir. Bunu koruyabilmek için, dün kara dediğine bugün ak diyebilecek kadar da manevra kabiliyeti vardır.
Tayyip’in önündeki en önemli sorun, BATI ile bozulan ilişkileri, manevralarla yeniden kurmak olacaktır.
İngiltere bile AB den çıkış sürecinde yavaş ve temkinli adımlar atarken, Tayyip’in içinde bulunduğu siyasi gerileme pozisyonunda, Batı ile çatışmayı arttırması mümkün değildir.
Dünya ile yeniden doğru ekonomik ve siyasi ilişkiler kurmadan, Türkiye ekonomisini büyütmek mümkün değildir.
Durağanlaşacak bir ekonomi ise Tayyip Erdoğan’ın yıkılma sürecini arttıracak en önemli faktördür.
Batı ile olan ilişkilerin yeniden yola koyulabilmesi için, kilit noktalardan biri de Kıbrıs’tır.
Tayyip Erdoğan’ın BATIDAN TALEP ETTİĞİ yeni başlıkların açılabilmesi için, Kıbrıs konusunda ilerlemelerin sağlanması ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin koyduğu itirazların ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti de Türkiye ile uzlaşmadan, Doğu Akdeniz’deki ENERJİ OYUNUNUN aktörlerinden biri olamayacağının farkındadır.
Ekonomik ve siyasi çıkmazlar, yeni ve köklü politikaları gerektirmektedir.
Erdoğan’ın Partili Başkan pozisyonunda, başarılı olmaktan başka bir çıkış yolu yoktur.
Tarihte inişe geçen bütün liderler, ya bunu değiştirmek için, yeni politikalar üretmekte veya yıkılıp gitmektedirler.
Kitlelerin desteğini alarak bulunduğu yere gelen Tayyip Erdoğan, güç kullanarak ayakta duramayacağını en iyi bilen liderlerden biridir.
Bu yeni dönem, Tayyip Erdoğan ekibinin DÜN DÜNDÜR söylemini sık sık hatırlatacakları bir dönem olacaktır.
































