Son günlerde partilerin “erken seçim” çağrıları oldukça dikkat çekici. Hiçbiri, “seçimden korktular” damgasını yememek için “hodri meydan” çekiyor. Ama partilerin durumuna baktığınızda bu hodri meydanların, biraz da mecburiyetten çekilidğini görmek mümkün…
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın dediği gibi, halkın iradesi Meclisin dışında. 4 yılın içinde, CTP,UBP ve DP hepsinin iktidarlarını gördük… Ne sözler, ne vaatler, hatta hangi icraatın ne zaman yapılacağını gösteren panolar bile asmışlardı parti binalarına. Sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır. Ülkenin kaderini değiştirecek, dişe dokunur tek bir adım yok. Kısacası hepsinin karnesi de kırıklarla dolu…
Peki ama, partilerimiz gerçekte, olası bir erken seçim için ne kadar hazırdırlar acaba..?
İktidardaki UBP ve DP ile başlayalım. Büyük ortak UBP yıllardır yarattığı kemik oylar sayesinde, olası bir seçimde, oy kaybetse de ilk üç parti içerisinde yer alır. Partideki en büyük sıkıntı, hükümete dıştan destek veren bağımsız milletvekillerinin adaylıkları olacak. Bağımsızlara desteklerine karşılık nasıl bir söz verildi bilemiyoruz ama, aday olacakları kesin. Onların adaylığı, bazılarının liste dışı kalmasına veya seçim kaybetmesine neden olacak. Bence seçimde bu unsur UBP’yi zorlayacak, hatta partide krize neden olacak… Onun dışında, yüzde yirmiye yakın kemik oylarından, başka partilere oy kaçması pek mümkün görünmüyor. Aksine, iktidarda olması, UBP için bir avantaj dahi olabilir. Kısacası UBP’nin bugün hükümetteki performasına bakarak kimse büyük oy kaybedeceği hesabını yapmasın…
İkitdarın küçük ortağı DP için ise aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Zaten erken bir seçim için pek hevesli olmadığını biliyoruz. Kadrolarının birçoğu ya partiden ayrıldı veya küstürüldü. Bugün yanında olanlar da iktidarın nimetlerinden faydalananlar, hepsi o…Böyle bir partinin olası bir seçimde ne yapacağı ise tam bir muamma. Baraj sıkıntısı yaşayacağını söylemek yanlış olmaz sanırım. Barajı geçse bile kıl payı bir başarı olacak bu. Sonuç olarak olası bir seçime ikitdarda girip de zararlı çıkacak parti görüntüsünde Demokrat Parti…
Gelelim muhalefetin durumuna. Ana muhalefet CTP, yıllardır parti içi çekişmelerle uğraşıyor. Ve son seçimlerde de bunun faturasını ödüyor. Soyer, Yorgancıoğlu ve Mehmet Ali Talat… Hiçbiri bu “hücreleşme hastalığına” çare olamadılar ne yazık ki. Şimdi yeni bir başkanla, yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyorlar. Tufan Erhürman bugüne kadar, iyi bir performans gösteriyor. Tufan hocanın bu performansı CTP’yi o eski günlerine götürür mü bilinmez ama, partiye bir ivme kazandırdığı da kesin. Mağusa’daki çekişmeler sonucu partiden ayrılan Sonay Adem ve arkadaşları bölgede CTP oylarını bir miktar etkileyecek. Yıllarını partiye vermiş ve bölgelerinde sevilen bu isimlerin CTP oylarından ne kadarını götüreceklerini ise ancak yapılacak olası bir seçimde göreceğiz. Başta söylediğim gibi, ne olursa olsun, CTP ilk üçe girecek partilerden birisi. Sıralamadaki yeri ise, Tufan Erhürman’ın performansı ve aday listesi ile belirlenecek…
TDP, yıllardır beklentilere cevap veremeyen bir parti görünümünde. TKP kültürü ile başlayıp, BDH mecerası ile devem eden, ardından TDP’de karar kılan parti, her seçimi bıçak sırtında geçiriyor. Sayısal küçüklüğüne rağmen, kendinden büyük krizlerle boğuştu yıllardır ve geçiş dönemleri hep sancılı ve kopmaların yaşandığı dönemler oldu. Tam, bitti, taşlar yerine oturdu derken, yeni bir krizle karşı karşıya kaldılar. Partinin Genel Başkanlığını da yapan Mehmet Çakıcı ve bazı arkadaşlarının partiden ayrılmaları, TDP’de yeni bir sarsıntıya neden oldu… Şu an bu kopmaların etkisinin sadece Mağusa bölgesi ile sınırlı kalıp kalmayacağını bilemeyiz. Bugünlerde BKP ve SDP ile bir güç birliğini tartışıyorlar. Böylesi bir “ortaklık”, baraj kabusu görmelerini engelleyebilir bana göre… Ancak bu haliyle baraj sorunu yaşayacak partiler arasında bulunuyor TDP…
Ve bir milletvekili ile Meclis’te temsil edilen en yeni parti TKP-YG için birşey söylemek için henüz çok erken. Şimdilik Mağusa ağırlıklı bir parti görünümünde. Henüz örgütlenmesini tamamlamamış olması onlar için dezavantaj. O da bugün için baraj sorunu yaşamaya aday bir parti…
Meclis dışındaki partiler, olası bir seçimde Meclis yapısını değiştirecek bir görüntü veriyor. Özellikle Halkın Partisinin ilk seçiminde ne yapacağı toplumda merak ediliyor. Kudret Özersay’ın popülaritesi etrafında oluşmuş yeni yüzler. Anketler onları ilk sırada göstermesine rağmen, seçim ortamının çok farklı olduğunu bilmeleri gerekir. Hedef kitlesi UBP ve DP tabanı yanısıra, sol partilerin küskünleri olacak. O nedenle, HP’nin performansı, hem kendisi için, hem de diğer partiler için sonucu belirleyecek… Çakıcı’nın dediği gibi “balon” mu, yoksa Gezici anketinde çıktığı gibi, ikitdarın en büyük adayı mı göreceğiz…
Ve son parti özellikle Türkiye kökenli seçmenin oylarına güvenen YDP… Zaten bugüne kadarki propagandalarını da bu temel üzerine oturtmuş. Söylemleri ile Kıbrıs Türkünün tepkisini toplayan YDP’nin başarısı, eski seçimlerde yoğun olarak UBP ve DP’ye giden Türkiyeli seçmenlerin tavrına bağlı. Yine de ilk seçimlerde başarı elde etmesi sürpriz olur…
Henüz bu yorumları yapmak için çok erken olduğunu biliyorum ama, bunlar benim şahsi düşüncelerim, katılır veya katılmazsınız.
Unutmayın ki bu ülkede yıllardır seçimler son gece kazanılır veya kaybedilir…
YERİN KULAĞI VAR
HAYDİ SANDIĞA:
Başbakan Özgürgün seçim çağrılarına son noktayı koyarak, “Maksimum 9- 10 ay içinde bir seçim kaçınılmaz. Seçim çağrısı yaptım, muhalefetten ses çıkmadı. Ortaya bir tarih koysunlar anlaşalım” dedi. O zaman iş muhalefete düşüyor. Başbakan Kasım-Aralık diyor. Siz eğer gerçekten seçim istiyorsanız, bir tarih belirleyip getirin Meclise. Yoksa, sağda solda “hodri meydan” çekmek kolayınıza mı geliyor…
NE KIZARSINIZ:
Emrullah Turanlı, Kıbrıs Türkünün kuşkuyla takip ettiği biri… Ercan’ı alışı, aldığı günden bu tarafa yaşanan rezaletler, havalalanını bugüne kadar milyonlarca dolarlık kazanca çevirmesi, ama sözleşmede gösterilenlerin bir tekini bile yerine getirmeyip, mahkeme yoluyla sorumluluklarından yırtmaya çalışması… Şimdi devlete geri ödeme vakti yaklaşınca, toplamış Hürriyet’i getirmiş. Aklınca tanıtım yapıyor. O anlı şanlı Hürriyet yazarları da nasıl peşine takılmışlar, o ayrı konu… Turizmcisi de, medyası da bağırınıyor. Ne kızarsınız? Baksanıza ‘söküp atacağım, sözleşmesini iptal edeceğim’ diyenlerden ses çıkıyor mu? O da çözmüş bu ülkeyi…
TOPRAKSIZ DA KALMAK ÜZEREYİZ:
Doğru dürüst turistin gelmediği bu memlekete yapılan lüks otel harcamaları dudak uçuklatıyor. Girne’den doğuya ve batıya boş sahil kalmayacak neredeyse. Talebin çok üstünde yatırımlar. İşin gerçeği olayın turizmle ilgisi yok. Kumar merkezlerinden başka bir şey değil. Onlar da otelleri doldurmuyor zaten. Ama kumarhaneci için karı büyük… Piyasaya da bir faydası yok, devlete hiç yok… Üstelik Ülkesel Fiziksel Plana göre de ihtiyacın üstünde… Yine de devlet, her gün yeni birilerine teşvikleri, arazileri gözünü kırpmadan veriyor… İşin nereye gittiğini düşünürseniz, hiç de iç açıcı değil. Halkın onayı olmayan bir hükümet, ne var ne yoksa dağıtıyor. Buna bir an önce ‘dur’ demek zorundayız.
GÜVENCEYİ ALMIŞTIR:
Rocks Otel denizin içine iskele yapma işini her dönem dener, inşaata başlar, durdurulur. Ama bu dönem, “bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler” dönemi. O da bunu bildiğinden, gereken güvenceyi almış görünüyor. Merakla bekliyorum, en azından Girne Belediyesi ya da Kaymakamlık bu kez de durdurma cesaretini gösterebilecek mi…
ZOR TABİİ:
Başbakan en zorlandığı dönemi yaşadığını söylüyor. Kolay iş değil tabii… Verilen vaadler, protokollerin altına atılan imzalar var. Diğer taraftan, halk perişan, bırakıp gitmek de kolay değil. O da biliyor ki, şu anda bir seçim olsa mevcudunun altına düşecek. İki ucu pis değnek… Keşke vakitlerini şuna buna milyon dolarlık kıyaklar çekmek için harcamasalardı da, cesur davranıp önlerine konulan paketi uygulasalardı. En azından vatandaş da dürüstlüklerine oy verirdi…
KRİZ SÜRÜYOR:
Cumhurbaşkanı Akıncı ile Başbakan Özgürgün arasındaki kriz henüz bitmemiş olacak ki, Özgürgün Akıncı’nın dünkü bilgilendirme toplantısına katılmadı. Birisi devletin, diğeri ise hükümetin başı. Onların kavga etme lüksü yok. Hele de ülkede bu kadar sorun varken, kavga etmenin, birbirine küsmenin anlamı yok…
ZİRVEDEKİLER
Sibel Siber: “Güveni imzayla yaratamazsınız” diyen Meclis Başkanı Siber, siyasi eşitliği olan, güvenlik ve garantilerin kayıt altına alınacağı, güvende hissedilebilecek, yaşayabilir bir çözüme ulaşılmasını istediğini, bunun için de tek taraflı iyi niyetin yeterli olmadığını kayderek, “dolayısıyla biz kendimiz haklarımızı savunarak iyi bir çözüme ulaşma gayretini sürdürürken, bunun tek taraflı olamayacağını belirtmek ve temkinli iyimserliğimi sürdürdüğümü bilmenizi isterim” şeklinde konuştu…
DİPTEKİLER
Hiç Bir Şey Olmaz Yanılgısı: Emrullah Turanlı’nın peşine takılıp gelen Hürriyet yazarlarından Murat Yetkin, objektif bir yazı yazmış. Diyor ki, eğer anlaşma olmazsa, Türkiye ve Kıbrıs Türkleri bölgede çizilecek yeni politikaların dışında kalacak. Bunu Özgürgün’e de sormuş, aldığı yanıt, “Hiç bir şey olmaz”… Maalesef Kıbrıs Türkünün yarıya yakını da bu yanılgıyı paylaşıyor…
































