Köşe Yazarları

PARTİLER BAHANE, HIRSLAR ŞAHANE







Huyumuzdan mı, suyumuzdan mı bilinmez ama, rahat durmayı, huzuru pek sevmiyoruz galiba. İnsanlara dertsiz, tasasız yaşamak iyi gelmiyor. Yıllar, kavga, gürültü ve savaşlarla geçti. Gün yüzü görmek nasip olmadı bizim kuşağa. Sonra devlet kurduk, kurum ve kuruluşlarımızla bize ait bölgede huzurlu bir yaşamı hayal ettik durduk. Kurduğumuz devlete sahip çıkmayı, onu insanlarının huzurlu yaşadığı, yüzlerinin güldüğü bir ülke yapmayı da başaramadık. Ve bugün geldiğimiz nokta, mutsuz insanlar, bitmek bilmeyen sorunlar ve yarınından endişe duyan bir toplum olduk… Kıbrıs bir barış adası olsun dedik ama başaramadık. Dünyadan izole olmuş, elimizdeki tek çıkış kapısı ile yıllarca dövündük durduk. Yılmadık, varsın dünya bizi tanımasın, biz yaptıklarımızla bu ülkeyi herkesin gıbta ile, kıskançlıkla baktığı örnek bir hale getirelim dedik. Onu da beceremedik.
Herkesin umudu, masadan çıkacak bir anlaşmaya bağlı. 2015 olmadı, 2016’ya inşallah dediler. Ama şimdilerde ağızlarda 2017 yılı dolaşıyor…   
40 sene bekledik, varsın bir iki yıl daha bekleriz ne olacak. Bu arada bunu fırsat bilerek, kendi evimizin içini düzeltir miyiz dedik ama, bırakın düzeltmeyi, daha da dağıtmak için elimizden geleni yapmaktayız…
Bakıyorum da bu ülkede son kırk yıla  damgasını vuran tek bir şey var; iç politika… şark politikası, kasaba politikası. Halkı da ülkeyi de hiç bir yere götürmeyen beyhude işler…
Siyasi hırs ve ihtiraslarla ülkeyi siyasi bir çöplüğe dönüştürdük….
Son günlerde yaşanan istifalara bakın. Bunların hiçbiri, ideolojik bir temele dayanmadığı gibi, büyük fikir ayrılıkları nedeniyle de yaşanmış değil. Tam bir rezalet… Sadece seçildikleri partiye değil, onlara oy verip seçtiren seçmenlerine de ihanet ettiler…
Yarın hangi yüzle gidip, o seçmenden, hangi gerekçe ile yeniden oy isteyecekler. Ama daha da önemlisi, hala bu insanlara oy verecek seçmen olacak mı..?  Unutmamak lazım ki, iktidarlarını da gördük…
Dün Başaran Düzgün yeni bir partinin kurulması için çalışmaların başladığını, belli bölgelerde bazı vekillerle dirsek teması kurulduğu, buluşmaların başladığını yazdı. Partilerinde istediklerini alamayanlar, “bir bilene biat edenler” yarın bu yeni partiye geçmek için tıpkı bugün olduğu gibi kendilerince gerekçe üretmeye başlayacaklardır…
Haftalar önce bu sütünlardan yazmıştım. Yine yazmakta fayda var. Bu süreçte hedefte UBP var. özellikle de son kurultayda Hüseyin Özgürgün’e karşı aday olan isimlerin birçoğu, bu yeni oluşuma destek vereceklerdir. UBP içinde bulamadıkları mevki ve makamı bu sayede elde edeceklerine inanmaktadırlar. Çok değil, yakında gerçeği göreceğiz… Göreceğiz ve şaşırmayacağız. Çünkü ne yazık ki, bu çirkinliğe, bu pişkinliğe alıştık…




   
OKUR UYARIYOR



SİT ALANI…
21 Mart tarihli köşemde, “Lefke Avrupa Üniversitesi’nin ek bina yapmak maksadıyle 600 bin sterline aldığı, fakat çeşitli nedenlerle inşaatına başlamadığı arazi, Lefke’de günün konusu oldu. Arazi sahibinin LAÜ yönetimindeki bir kişiye yakınlığı olduğu iddiaları ise, gözlerin 2.5 milyonluk bu satışa çevrilmesine neden oldu…” demiştim. O yazıya Lefke’den yanıt geldi. Meğer sit alanına inşaat başlamış bile… İşte okurun mesajı;
“Havadis gazetesindeki köşenizde çıkan yazıda, 600 bin sterline LAÜ’ye satılan arazi, LAÜ mütevelli üyesi CTP Lefke Örgüt Başkanı avukat Vehit Nekipzade’nin yeğeni olan LAÜ öğretim görevlisi Suphi Paşazade ailesinin arazisidir. Bu arazinin üzerine LAÜ tarafından 4 katlı LAÜ yurtları yapılması planlanmaktadır. İnşaat 3-4 ay önce başladı ve şu anda üçüncü katın betonarmesi dökülmüş durumda. Ancak söylentilere göre konu, 4 kat yapılması gereken bu binanın daha önce SİT alanı ilan edilmiş bir bölge içine yapılması olayıdır. Her ne hikmetse bu binanın inşaat izinleri alınırken son şekli ile SİT alanı ilan edilen plan değil de, SİT alanı ilan edilmeden önceki plan yetkililere verilmiş ve inşaat başlamış iddiaları vardır…”.
Okur, uyardı, biz de yazdık. LAÜ’den de, Şehircilik’ten de, eski Eserler’den de, Lefke Belediyesi’nden de yanıt bekliyoruz. Yanlışsak, ‘yanlışsınız’ desinler.

YERİN KULAĞI VAR
AYAKTA ALKIŞLAYIM:

Son bir ayada partilerde 4 istifa yaşandı. Bir o kadar da ondan önce. Ancak bir kişi de çıkıp, “ böyle bir siyasetin içinde daha fazla yer almak istemiyorum, sadece partimden değil, siyasetten de isitfa ediyorum, ben artık yokum” deme cesareti gösteremedi. Tam tersi, daha şimdiden herkes yeni bir kapı bulabilme telaşına düştü…
  
SUÇLU DENKTAŞ:

DPUG Onursal Başkanı Hakkı Atun da partideki istifalar nedeniyle Genel Başkan Serdar Denktaş’ı sorumlu tuttu. Atun Denktaş’ı, “istişareden uzak, kendi kafasına göre karar almakla” suçladı. UG kanadının parti içinde hep eğreti durduğunu da söyleyen Atun, iki tarafın da birbirlerine ısınamadığını ifade etti…

İŞLER KARIŞTI:
Peş peşe gelen istifalarla Meclis’te beşe düşen sandalye sayısı DP için kritik. Olası yeni bir istifayla  Meclis’teki grubunu kaybedecek. Son seçimlerden 12 vekille çıkan partinin düştüğü hale bakın. Bırakın ana muhalefetliği, grup olma saysını bile kaybetmekle yüz yüze kaldı. Belki de Meclis Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren Avkıran Alanlı’nın bile bu görevi tehlikeye düşecek…

HALKIN PARTİSİ ZOR:
Partilerinden istifa eden vekillerin bundan sonra atacakları  adımlar için yorumlar yapılmaya başlandı bile. Yeni bir parti çatısı altında buluşacakları kadar, Halkın Partisi’ne de gidebilecekleri konuşuluyor. Bence bu ikinci şık imkansız gibi görünüyor. Çünkü Özersay bu tür katılımlara karşı olduğunu partinin kurulduğu ilk günlerde açıklamıştı. Onun için, yeni bir parti fikri daha ağır basıyor…

ANDREZ:
Havadis’in dünkü sürmanşeti “İstifa var, gidecek yer yok” şeklindeydi. Başlıktaki yorum, Halkın Partisi’nden gelen açıklamaydı. Hani “hiç birini almayacağız” açıklaması. Oysa istifa edenlerin öyle bir niyeti yok ki. Onlar senelerdir çift kapılı andrez oynuyorlar… Ne yasa değişikliği, ne kınama bu alışkanlıklarından vazgeçirmiyor. Tek çaresi var, sandıkta bırakmak. Onun için de hepimizin bir zihniyet devriminden geçmemiz gerekiyor…

TANIMA MI:
Türkiye ile AB arasında varılan son anlaşma ile Türkiye’nin Rumlara uyguladığı vizenin de kalkacağı iddia ediliyor. Bugüne kadar Türkiye’ye giden Rum vatandaşları için farklı bir uygulama yapılıyordu. Bu karar ile dolaylı bile olsa Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de  tanımış mı olacak. Zaten birçok uluslararası sportif müsabakalarda tanıyordu. Yarın limanlarını da açarsa, kimse şaşırmasın…

ZİRVEDEKİLER
Lefkoşa Belediyesi:
İki ayda 954 işyeri denetimi yapılmış. Büyük rakam. Demek ki, istenirse yapılabiliyormuş. Yeter ki, yönetimler ve çalışanlar, görevlerinden başka şeylerle uğraşmasın… Dün iki de fırın mühürlemişler. Mühürlenen fırınlar, Lefkoşa bölgesinde en çok satışı olan yerler. Daha bu denetimler başlamadan neler yeyip içtik, Allah bilir…

DİPTEKİLER
Bireysel Siyaset:
Son istifalara bakın lütfen, ülkenin ya da halkın çıkarlarıyla bir alakaları var mı? Herhangi bir kitlenin, bir ideolojinin çıkarına mı? Ya da politik bir temeli var mı? Sosyal, ekonomik, Kıbrıs konusu, ya da başka bir konuda fikir ayrılığı falan gibi…? Yok! Bugüne kadar da yoktu zaten. Bunun adı “bireysel siyaset”. O da ancak bu kadar sığ olabiliyor… Sığ ve seviyesiz…









Başa dön tuşu