Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Paralel Lefkoşalar

Paralel hayatlar var Lefkoşa’da.

Hiçbir zaman birbiriyle kesişemeyen.

Kesişse de kesişmiyor(muş) gibi yapan.

Örneğin surlar içinde yaşayan çocuklar için Dereboyu yabancı bir diyar gibidir adeta.

Oraya gitmek için özel bir hazırlık yapmaları gerekir.

Bisikletin pedallarını daha hızlı çevirerek, daha dik bir duruş sergilemek isterler.

Bayramlık elbiselerini giyerler, berberde Tarkan stili saçlarını kestirdikten sonra.

 

Oradaki lüks arabalara hayrandırlar! Ama onları kullananlardan da bir nebze nefret ederler.

Diğer yandan bir gün benzeri bir arabaya sahip olmak arzusuyla da yanarlar hep.

Abileri ise Kıbrıslı Türk orta sınıflara yol boyunca sıralanmış  lokantalarda ve kafelerde servis yaparak bir çeşit sızma yapmayı becermişlerdir bölgeye.

 

Onlar için anlık yakınlaşmalar mümkündür bu tip karşılaşmalarda.

Hatta herkes birbirinin ismini öğrenir bir süre sonra.

Fakat pozisyon genellikle aynıdır: “Onlar” hep çalışan bizler ise hep “müşteriyiz.”

 

Öte yandan Surlariçi’ne Kıbrısların gitmesi için de özel bir hazırlık gerekir.

Yıllar önce kendilerinin veya büyüklerinin terk ettiği bu yerlere gitmek her zaman duygulandırır onları. “Melankoli” sarar havayı.

Çoğunlukla Surlariçi’ne “geçmişi” aramak için gidilir.

Nostaljidir kılavuzluk eden onlara.

Bugün sanki yoktur veya gereksiz siluetler olarak dolaşır onların önlerinde.

Yıkılmış ve terk edilmiş binaların önünde zaman zaman durup gözyaşı dökerler.

Ama aynı binaların içinde yaşayanlardan korkarlar hatta bazen tiksinirler.

 

Onlar devamlı geçmişten gelen hayaletlerin peşindedir.

“Nerde o Çoronik?” “Ahaa işte buradaydı boyacı Rauf” der dolaşırlar.

 

Aynen Dereboyu’nu ziyaret eden Surlariçi çocuklar gibi giderler oralarda bugünün orta sınıf Kıbrıslıları. Tek fark ise Surlariçi çocukları hep geleceği hayal eder, onlar ise sadece geçmişi!!!