Para, borsa, tahvil ve kur hareketleri

10 Haziran 2018 Pazar | 09:50
Onur Borman

Bu hafta TCMB’nın, 7 Haziran PPK toplantısıyla geçen haftaki yüksek faiz artışına ilave olarak %1.25 daha faiz artışı yapmasına gerek duyuldu. Uzun süredir kurlardaki artışlara rağmen GLP dışında sabit tutulan faizlerden sonra bu defa borsayı ve kurları toparlamak ihtiyacı ile arka arkaya iki defa artış yapılmış ve sadeleştirilerek geçen hafta % 16.5’ya çıkarılan politika faizi 17.75’e çıkarılmıştır.

Geçen haftaki önemli faiz artışına rağmen bir miktar düşse de hareketliliği devam eden döviz/TL kurları, ve Mayıs ayı yüksek enflasyonu karşısında gerek reel faiz getirisi gerekse TL’sında yaşanan kaybın yeniden toparlanması, değer düşüşünün önlenmesi veya bu bir miktar üstünde yatay seyrin sağlanması amacıyla diğer gerekli önlemler yanında, faizler açısından şimdi iyi bir seviyeye getirildiği görülüyor. Ekonomik dengelerin sağlanmasına ve kurların bu denli artışının önlenmesine yönelik ekonominin verdiği sinyallere göre para politikasının düzenlenmesi gereğinin geç de olsa yapılmasının  isabetliliği görülmektedir. Genelde kanı da bu idi, çünkü ekonominin vazgeçilmez ve zamanında alınması gerekli önlemleri vardır..

 Mayıs ayı enflasyon rakamının Türkiye’de daha yükselerek yılıklandırılmış (Tüfe)% 12.5, ve üretici fiyat endeksinin %20.16 ve 12 aylık ortalamalara göre % 15.8 olmasının ve pahalılığın tabana geniş bir biçimde yayılmasının da bu kararda etkisi olmuştur. Esasen sıkılaştırmanın devam edileceği ve gereğinde gerekli kararların alınacağı, TCMB tarafından beyan edilmiştir.

KKTC’de de Mayıs sonu enflasyon (Tüfe) Türkiye’den  4.28 daha yüksek, % 16.78 oldu. Bu da ekonomimize direk döviz etkisinin daha yaygın olması nedeninden kaynaklanmaktadır.

TCMB’nın son faiz artışı ile dolar kurunda ve diğer kurlarda bir miktar düşüşler olmuştur. Mevcut durumda gecelik borç verme faizi (tavan) % 19.25, gecelik borç alma (tabanı) % 16.25, ve haftalık repo % 17.75’e yükselmiştir. Enflasyona göre TL getirisi yükseltildiği cihetle şimdi içte TL mevduat toplamında da artış olacağı beklenmektedir. Çünkü düşük faiz nedeniyle içte TL toplam mevduatlarında, toplam kredi talebine göre oldukça düşük bir seviye vardı. Dolayısıyla bu kararlarla iç kaynak birikimine yol açılmış olduğu gibi, dış borçlanma ve döviz baskısı da azalacaktır. Geçmiş yazılarımızda bir çok defalar rakamlarla değerlendirdiğimiz için tekrarlamıyorum. Ancak TCMB, bu son attığı faiz kararlarıyla tutucu politikasından vazgeçtiğini ve piyasalara güven vereceğini, dolayısıyla dış sermaye girişini de çoğaltabileceğini göreceğiz. Bu belki hemen olmazsa da güven kazandıkça sürat kazanabilecektir. Dolayısıyla tıkanıklık nedenlerinden biri olan son faiz artışıyla Türkiye’nin gelişmekte olan bir Ülke olarak kalkınma hamlesi ve yatırımlar için ihtiyacı bulunan iç kaynak birikimi ve dıştan sermaye transferi artışı açısından, mevcut önemli bir sorunu çözme yolunu açmıştır.

Gerçi gelişmiş ülkelerin şimdi geldiğimiz aşamada ekonomileri toparlandıkça ve parasal genişleme politikalarından vazgeçtikçe ve dolar faizinde artış oldukça, dış sermayenin gelişmekte olan ülkelere kayması zorlansa da, kanaatimce Türkiye ekonomisinin temelleri ve insan kaynakları açısından çok yönlü avantajı,  işletmelerin verimliliğine ve kârlılığına olan olumlu etkisinin, diğer gelişmekte olan ülkelerden daha fazla olduğu kanaatindeyim.       

Döviz kurları duraklar ve biraz gerilerken, diğer taraftan Cuma günü Türkiye’de borsalar ve tahvil piyasalarının beklenmedik bir şekilde düştüğünü  görüyoruz. Bir çok şirketlerin ve bankaların da hisse senetlerinde düşüşler yaşandı. Borsa ve finans piyasasında hareketlilik tahvil ve hisse senedi alanlarına kaydı.          

Cuma gün ABD borsalarında da düşüşler yaşandı, ve Tahvil piyasası da değer kaybetmeye başladı. Bunda AB ülkeleri yetkililerinin ve özellikle Fransa’nın ABD’ye mecbur olmadıkları yönünde yaptıkları açıklamaların, ve Avrupa Merkez Bankası Başkanlığının tahvil alım programından çıkış için hazır oldukları hakkındaki söylemlerinin de, etkili olduğu anlaşılmaktadır.  

Bu çerçevede hafta sonu G 7 Ülkeleri’nin, Kanada ev sahipliğinde yapacağı toplantıda G 7 ülkeleri arasındaki gelişmelerin ne yönde olacağı görülecektir. Bu kapsamda ABD’nin artık sonuçlanmasını istediği ABD-AB Gümrük Birliği anlaşmasının da AB yetkilileri tarafından şimdilik bazı  nedenlerden dolayı çözülemeyeceği yönünde yapılan açıklamaları var. Mesafeli beyanatlarla başlayan G 7 toplantısı esnası ve sonrasında çıkacak kararlara dikkat etmek gerekecek. Öte taraftan ABD,  Rusya ile olan diğer konular bir yana G 7 ülkelerine Rusya’nın da katılması gereğine değinmiştir. Belki de ‘G 8 ülkeleri’ de olabilirler, veya adım atılabilir… Göreceğiz.  

Önümüzdeki hafta geçireceğimiz Mübarek Ramazan Bayramımızı kutlar ülkemize ve halkımıza mutlu gelecekler dilerim…