SağlıkYaşam

Palm yağı ve zararları nedir, hangi gıdalarda bulunur?


Palm yağı son zamanlarda herkesi düşündüren önemli konulardan biri. Uzmanlar palm yağının kanseri tetiklediğini söylerken, ürünlerinde palm yağı kullanan gıda şirketleriyse, önlemlerin alındığını iddia ediyor. Peki gerçek ne? Hangi taraf doğruyu söylüyor?

Palm yağı tartışmaları artık kolay kolay kapanmıyor. Bu tartışmalar her ne kadar Nutella üstünden yapılsa da bakkal ve marketlerde gördüğümüz işlenmiş gıdaların, dondurulmuş ürünlerin pek çoğunda palm yağı mevcut. Bu ürünlerin hangileri olduğunu öğrenmek için yapmanız gereken şey basit: Ürünün arkasında yer alan İçindekiler kısmına bakmak, ancak öncesinde bilmeniz gereken şeyler var.

Sevdiğimiz yiyeceklerin, abur cuburların, hatta kişisel bakım ürünlerinin ve temizlik malzemelerinin yarısından fazlasında palm yağı mevcut. Bununla birlikte “Bitkisel Yağ Kullanımıştır” ibaresi olan çoğu üründe de palm yağı kullanıldığını söyleyebiliriz.

Palm yağı nedir, nerelerde bulunur?

“Elaeis guineensis” adında  bir tür palmiye ağacının meyvesinden elde edilen palm yağı, işlenmiş gıdaların bir numaralı katkı maddelerinden. Bu ağaç, sıcak bitki örtüsünü sevdiğinden dolayı %90 oranında Endonezya’da ve Malezya’da yetişiyor. Buradan bakıldığında, dünya ihracatında çok büyük bir yer işgal ettiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Diğer taraftan, palm yağı sadece günümüz tüketim toplumunda yaygınlaşan bir katkı maddesi de değil. Tarihsel olarak palm yağının kullanımı çok öncelere, antik çağlara kadar dayanıyor. Araştırmacılar özellikle Batı Afrika’da, Mısır’da buna dair kalıntılar bulmuş durumda. Hatta Abidos isimli eski Mısır kentinde yer alan 5000 yıllık bir mezarda, palm yağının kalıntılarına rastlanan seramikten yapılma bir kap dahi kayıtlara geçti.

abii öncelerde palm yağının tetiklediği hastalıklar bilinmiyordu. Hayatta kalmak en büyük meseleydi. Bizler de bu zararlardan günümüzdeki teknolojik gelişmeler sayesinde haberdar oluyoruz. Yerli – yabancı pek çok uzman, doktor, diyetisyen palm yağından, dahası palm yağı içeren ürünlerden uzak durulması gerektiğini özellikle belirtiyor.

Peki palm yağının pek çok gıda ürününde kullanılmasının sebebi ne? Gıda şirketleri palm yağında neden bu kadar ısrarcı?

Buna benzer sorular herkesin aklından geçiyor. Ne var ki, cevabı oldukça basit. Palm yağı oldukça ucuz. Gerek yerel, gerekse çok uluslu gıda devleri üretim maliyetlerini düşürüp, daha çok kâr elde etmek niyetiyle bu ve buna benzer katkı maddelerini yiyeceklerde kullanmaktan çekinmiyor. Haliyle olan tüketiciye oluyor.

Palm yağı zararlı mı? İşte açıklaması ve zararları:

Günümüz toplumunun en büyük korkularının başını şüphesiz ki kanser çekiyor. Kanseri tetikleyen onlarca şeyin mevcut olduğu dünyamızda, bir de buna palm yağı eklenmiş durumda. En azından işin uzmanları böyle söylüyor.

Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) hazırladığı raporda önemli bir gerçeğe işaret ediyor. Palm yağı 200 dereceden fazla ısıda rafine edildiğinde, kansere davetiye çıkarıldığını belirtiyor. Nutella’nın ana şirketi Ferrero’nun Türkiye Genel Müdürü Azmi Gümüşoğlu; palm yağını 50 yıldır kullandıklarını, ancak 80 derecelik ısıda işlem yaptıklarını belirterek, palm yağının olası bir zararının bulunmadığını belirtiyor.

Fakat EFSA’nın raporunda, palm yağını kırmızı renginden ve kokusundan kurtarmak için, yağın yüksek derecede işlenmiş olması gerektiğini belirtiyor. Diğer türlü kullanımın pek mümkün olmadığının altı çiziliyor. Her zaman zeytinyağının tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Canan Karatay’sa palm yağını tehlikeli bulan isimlerden sadece biri. Karatay, “Bu yağ bitkisel ve çok yüksek miktarda omega 6 içerir ve omega 6 da maalesef iyi kullanılmadığı zaman bütün hastalıkların temelinde o vardır,” açıklamasını yapıyor.

Ayrıca Karatay, “Sadece palmiye değil, mısır özü yağı, ayçiçeği yağı hepsi hemen bozulurlar ve trans yağ meydana gelir. Çünkü trans yağlar vücuda girdiği ve hücrelerimizin zarına yerleştiği zaman her türlü hücrenin normal fonksiyonunu bozmaktadır ve bağışıklık sistemini çökertmektedir,” diyor.

Palm yağının zararlı olup olmaması sadece kanserle de ilişkili değil. Bununla birlikte doymuş yağ oranının yüksek olmasından dolayı, damar tıkanıklığı, kap krizi, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları da tetikleyebileceği öngörülüyor.

Palm yağı hangi ürünlerde bulunur?

  • Gıda Ürünleri
  • Kişisel Bakım Ürünleri
  • Temizlik Ürünleri
  • Biyolojik Yakıt Ürünleri
  • İlaçlar

Yukarıda da sıraladığımız gibi, günün her saatinde ve her yerde rahatlıkla bulabileceğimiz ürünler bunlar. Hepsi elimizin altında. Cipsler, çikolatalar, bisküviler, kekler, paketlenmiş ekmekler, dondurmalar, şekerlemeler, margarinler, dondurulmuş yiyecekler ilk akla gelenler arasında.  Üstlelik bu ürünler öyle pervasızca tüketiyoruz, öyle aldırmadan yiyiyoruz ki, ambalajında yer alan içindekiler bölümüne bakma zahmetinde bile bulunmuyoruz.  Bu biraz da tüketim alışkanlığıyla ilgili bir problem.

Sadece yetişkinler açısından da değil, özellikle küçük çocuklarımız açısından da büyük bir tehlike bizi bekliyor. Bu ürünlerin tüketiminin bir alışkanlık yaratması ve küçük yaşlardan itibaren tüketilmesi, yaşanacak sağlık problemlerini daha da erkene çekiyor. Bunların yanı sıra; sabun, deterjan, gibi temizlik malzemelerinden tutalım; krem, losyon, şampuan, ruj gibi kişisel bakım ürünlerinden ve hatta biyolojik yakıtlara kadar pek çok yerde palm yağıyla iç içeyiz.

Palm yağı üretimi için yapılan doğa katliamları:

Palm yağının birbirinden çok farklı sektörlerde yoğunluklu olarak kullanılması, sadece sağlık sorunlarıyla da yüz yüze bırakmıyor bizleri. Ne de olsa bunca yoğun kullanım için, aynı ölçüde üretimin de olması gerekiyor ve bütün sorun işte buradan doğuyor.

Palm yağının elde edildiği “Elaeis guineensis” isimli ağacın, ağırlıklı olarak Endonezya ve Malezya’da yetiştiğini söylemiştik. Dünyadaki palm yağı ticaretinin %90’nının karşılandığı bu ülkeler, üretim ihtiyacını karşılamak için doğa katliamı yapmaktan çekinmiyorlar.

Dünyadaki doğa tahribatını yakından takip eden kurumlardan biri olan Greenpeace’in, palm yağı üretimiyle ilgili hazırladığı rapor tüyler ürpertici. Son 25 yılın en büyük üreticisi olan Endonezya’nın, yağmur ormanlarının önemli bir bölümünü yok ettikleri ve yerine Elaeis guineensis ağaçlarını dikerek, üretimi daha da arttırmaya çalıştıkları belgelendi.

Doğal alanlara yönelik gerçekleştirilen saldırıdan da, en çok orada yaşayan insanlar etkileniyor. Yaşanan felaketler, kasırgalar daha çok alanda tahribat yaratıyor. Görsel çöküntü ve hava kirliliğiyse yaşanan diğer sorunlardan sadece ikisi.

Pek tabii insanlar kadar hayvanlar da bu gelişmelerden olumsuz etkileniyor. Ormanların yok edilmesi, onların doğal yaşam alanlarının hatırı sayılır miktarda azalmasına sebep oluyor. Filler, orangutanlar da tıpkı ormanlar gibi tehdit altında kalıyor.

Yaşam alanları daralan hayvanların yakalanıp satılması da, bu tahribatın yarattığı başka bir facia. Özellikle orangutanların yasadışı satışlarından elde edilen rakamlarsa dudak uçuklatıyor. Şempazeler 25 ile 30 bin dolara alıcı bulurken, sağlıklı bir gorilin fiyatının 45 bin dolara kadar varabileceği yapılan araştırmalarda mevcut.

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı