Bakış açısı değişmedi.
Hocam, Hüseyin Özkaramanlı’ya göre de, “derdimiz Abdullah Öztoprak…”
Eyvallah.
Demek ki, sabırla anlatmaya devam etmemiz gerekiyor.
Derdimiz DAÜ…
Siyasetin hakim olmadığı, bağımsız, akademik mantalite ile yönetilen, özerk, siyasilerin içerisinde at koşturmadığı bir üniversite.
Neden DAÜ?
Çünkü göz bebeği…
Neden şimdi?
Çünkü siyaset tüm kurumlara yeteri kadar zarar verdi.
Hüseyin Özkaramanlı hocam ile dün telefonda yaklaşık 30 dakika konuştuk.
Abdullah Öztoprak’a ciddi eleştirileri var.
Örneğin sendikanın yanında durdu diye birçok öğretim görevlisinin okulla ilişiğini kestiği gibi…
Özerk üniversite yaratamadığı gibi…
Senato kararlarını sadece “işine geldiğinde uyguladığı” gibi.
DAÜ’deki süreç okunurken, buna da dikkat edilmesi talebi var Hüseyin hocanın.
Ben de bu sohbette, endişelerimi dile getirdim.
“Son dönemde, siyaset nereye el attıysa, elinde kaldı. Kurumlar sapır sapır dökülüyor. Şimdi de DAÜ. DAÜ üstünde siyasi bir oyun var. DP ve CTP’nin al gülüm- ver gülüm tavrı bu okula yazık ediyor. Sendikacılar, Abdullah Öztoprak’tan kurtulmak için siyaseti okula davet ettiler. Çıkaramayacaklar. Bu siyasi yaklaşımlar DAÜ’ye ciddi zararlar verecek.”
Benim tavrımın özeti bu.
“Talebimiz özerk DAÜ Yasası”
Hüseyin Özkaramanlı hocam, “siyasetin DAÜ’ye hakim olma” girişimini bırakın, fikrinden bile ürktüğünü söyledi.
Mevcut hükümete az da olsa bir güveni var:
“Özerk DAÜ Yasası Meclis’ten geçecek” diyor…
“İnanıyor musunuz hocam?” sorusuna ise “Hükümet edenlerin verdiği söz bu yönde” cevabını veriyor.
Ben de diyorum ve buraya yazıyorum ki, bu hükümet DAÜ Yasası’nı, kısa vadede geçirmeyecek…
Geçiremeyecek…
Zira…
DP’nin beklentileri…
CTP’nin beklentileri…
DP’lilerin beklentileri…
CTP’lilerin beklendiği…
Üzerine bir de Cumhurbaşkanlığı’nın beklentileri eklendi mi…
Yandı gülüm keten helva.
Dolayısı ile ben, Hüseyin Özkaramanlı hocam kadar iyimser değilim.
Bir yasa geçer elbet…
Ama bu yasa, “siyasetçilerin yetkilerini devretmesi yasası” olmaz.
Onlar, gene DAÜ’de at koşmak isteyeceklerdir.
“Basın da bize destek verirse, bu işin üstesinden geliriz” diyor hocam.
Ben de diyorum ki, “Özerk DAÜ Yasası için sonuna kadar destek vermeye hazırız…”
Ama bu siyaset “Öztoprak’ı yeme adına DAÜ’ye girdi” bir kere…
Nasıl çıkacak?
Göreceğiz.
Bir ekleme de benden Mete Bey…
Bu ülkede değişmeyen tek şey, “insana verilen önem…”
Önem yok aslında.
Hiçbir şey verilmiyor.
Hizmet verilmiyor…
Değer verilmiyor.
Değerli iş insanı Mete Özmerter adeta isyan etmiş…
“Hay seçiminiz batsın” dememiş ama…
Bakın ne demiş:
“Ülkemizde çalışmayan her sistem için kendimize ne zaman dönüp bakacağız. Hiç mi suçumuz yok? Çalışan hiç bir kurum, hiçbir müessese olmaz mı bir ülkede.
İnsan sağlığı, güvenliği, ekonomi, hukuk, devlet politikaları bu kadar mı boşlanır. Çocuktuk büyüdük, öleceğiz, her sene aynı mıdır konularımız? Karpaz’da ben çocuktum, öğretmen yoktu, çocuktum grevlerle büyüdük. Matematik sınavımız çok önemli bir sınavdı, manyak gibi hazırlanmıştık, ama o gün grev vardı unutamam. Hala var…
Kuraklık desen, burası Kıbrıs, ne deyim? Her sene kuraklık büyük bir sürpriz oluyor. Kuraklığı bitirecek su gelecek, bir açıkgöz çıkıyor, suyunu istemem diyor. Neden? Sen lengerle mi getirecen?
Trafik desen, onlarca insan telef oluyor, yol yapacak paramız yok, ama maaşımıza artış istiyoruz. Adalet diyoruz, kastettiğimiz kendi küçük grubumuz için daha çok para istiyoruz, bütün diğer çalışanları boş ver, maksat benim cebime para girsin demek istiyoruz.
Aslında hepimiz neyin ne olduğunun farkındayız. Kıbrıslı sadece hoşgörülü olduğu için sesini çıkarmıyor, ama kimin, herkesin ne olduğunun farkında.
Oturun bir kenar kahvede, dinleyin. Biri ekonomi uzmanı olmuş bize ders veriyor, kim olduğu belli değil, öbürü sırf kendi çıkarı için kendini Papa yerine koymuş istenmeyen adam ilan ediyor.
Bir de bir seçim muhabbetidir gidiyor. Bu mu yani bütün gündemimiz. Bu mu bütün derdimiz her sene?
Bir sonra kimi seçeceğiz?
Seçe seçe bir hal olduk yıllardır, her seferinde daha kötüye gittik. Tek tük güzel örnekler var arada, mesela Lefkoşa Belediyesi bir umut. KTHY’nin tersine savaşıyor Lefkoşa. Yarın bizi kurtarın diye yalvarmak yerine, kendini kurtarmaya çalışıyor.
Umarım bir şeyi olsun tutturabiliriz de en azından siyasetçisiyle, sendikasıyla güzel bir örnek görürüz. Oradan belki her alana yayarız insanı ilk koymayı.”
Ben de bir ekleme yapayım Sayın Mete Özmerter…
Cem Karaca’dan çalarak… Hani dedin ya, “dün de böyle bugün de…”
Eskiden Karpuz idik…
Şimdi döndük hıyara…
Ötesi yok. Maalesef…
































