Habere göre, İngiltere’de eş değiştirme kulübü var.
…
Evlisiniz.
Ama baktınız sıkıcı bir evlilik.
Gider kulübe üye olur, eş değiştirmeye başlarsınız…
…
İngiltere’de evli çift Sarah ile David bu kulübün üyelerinden.
Evli oldukları müddetçe Sarah, kocasının onayı ile 500 erkekle birlikte olmuş.
David çok mutlu.
Herhalde en az o da o kadar eş değiştirmiş.
Sarah’ı sırada bekleyen yirmi kişi varmış.
David, bu durumdan ve eşinden gurur duyuyor.
Evliliklerinin mutluluk içinde sürdüğünü söylüyor…
…
Yani, Sarah sabah evden çıkıyor,
Eşini değiştiriyor.
Yeni eşi ile yaşayıp eve geliyor.
David de öyle.
Akşama evde buluşuyorlar.
Yemek, biftek.
Yanında kırmızı şarap.
Evlilik sürüyor…
…
Bu yaşam tarzını her İngiliz yapmıyor tabii.
Kulübe üye olanlar yapıyor!..
…
Dünyanın nereye doğru sürükleneceği belli değildir…
…
Her toplumun kendi macerası var.
David çifti bu fantezilerini yüz yıl önce yapamazlardı herhalde.
Şimdi kulübü de var…
…
Muhafazakar toplumlarda bunları düşünebilmenin mümkünü yok.
Yok ama başka versiyonlar var!
Bu tür toplumların cahiliye dönemleri dikkate alınırsa, inançlar üzerinden birçok şaşırtıcı yaşam tarzlarının olduğu bilinmektedir.
Beş kadına kadar evlenme, bir kadının üstüne kuma getirme gibi dini anlayış ve töreler David çiftinin fantezisi kadar olmasa da, işin Arapçasını oluşturuyor!
…
Şimdilerde IŞİD’e giden genç kızların binlerce militana seks hizmeti yaptıkları da bilindiğine göre, David çifti için fazla söze gerek kalmaz…
…
Cahilliğin inançlarla yalaş bulaş olduğu dönemlerde yazar Kutlu Adalı, gittiği bir köyde yaşanan dramatik bir olayın düşündürücü sonucunu anlatmıştı.
Sözü ona bırakalım:
“Muhtarın birinci karısından oğlu, ikinci karısından da kızı olur. Karılar ayrı ayrı evlerde otururlar.
Bir gün muhtar nedense ikinci karıyı dokuzdan ona boşar! Kızı da anasına bırakır.
Kadın bir başka adamın ikinci karısı olur, (Demek bizde ikilerlerdi. A.O.) onunla yaşar. Yıllar sonra muhtarın oğlu ile muhtarın kadından olan kızı sevişirler. Kız gebe kalır. Oğlan kızla evlenmek ister. Babası ‘olmaz’ der. Kız oğlanla evlenmek ister anası ‘olmaz’ der. Oğlan ‘alacağım’ der, kız ‘varacağım” der.
İki gönül bir olunca el ne yapabilir ki? İki kardeş, derken evlenirler.” (Kutlu Adalı, Dağarcık, 1963)


























