Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıManşet

Özgürgün ile Denktaş’ın anlaması gereken

Böylesi bir lüksümüz var mıydı?

Yoktu galiba.

Ya da olmaması gerekirdi.

Hem de bu dönemde.

Evet-Hayır kıskacına ve çatışmasına girmek için vakit henüz çok erken iken.

Birlik-beraberlik telalığı yapmadım hayatım boyunca.

Toplumlar görüşleri-düşünceleri ile vardırlar.

Herkesin aynı görüşte olması gibi bir zorunluluk da yoktur.

Ama ortada henüz böylesi bir bölünmeye yol açacak bir durum da yoktur.

14 Eylül’e kadar bir dizi kritik görüşme yapılacak.

Sonrası New York.

New York’un tarihleri de belirlendi.

20 Eylül ile 27 Eylül’de buradaki kritik görüşmelerin beş beteri New York’ta gerçekleşecek.

Nihayetinde ve eğer uzlaşmaya varılırsa ancak o zaman evet mi hayır mı stresini yaşayacağız.

2004’den tecrübeliyiz ve inşallah 2004’te olduğu gibi “bir tek Kıbrıslı Türkün burnu kanamadan” atlatacağız yeni süreci.

Şimdi durum bu iken “illa da ben” demenin ne anlamı vardır.

“Görüşmelerde ben de oturacağım” dayatmasının ne gereği vardır.

Bunun üzerinden Cumhurbaşkanı ile kavgaya tutuşmanın alemi nedir?

Cumhurbaşkanı “hayır kampanyasını başlattılar” diyor ama ben inanmak istemiyorum.

Gerçekten de hükümetin iki ortağının ama özellikle Serdar Denktaş’ın böylesi bir aymazlık yapacağına ihtimal vermiyorum. Vermek istemiyorum.

Çünkü Serdar Denktaş’ı Bürgenstock zirvesinden tanıyorum.

Kıbrıs Türkünün hakları için Mehmet Ali Talat ile birlikte nasıl mücadele ettiğini çok iyi biliyorum.

“Referandumda hayır dedi” diyenleri duyar gibiyim.

Ama rahmetli babası hayattayken ve Erdoğan ve AK Parti ile öylesi kavgalıyken, zamanın Ergenekoncu generallerinin tam desteğini-kışkırtmalarını almış iken, evet demesinin mümkün olmayacağını da çok iyi anlıyordum.

Fakat şimdi her ikisi de yanlış yaptılar.

Her ikisi derken Hüseyin Özgürgün ve Serdar Denktaş’ı kast ediyorum.

Bu bölünmeye birlikte karar verdikleri aşikardır.

Bu bölünmenin Kıbrıs Türkünün hayrına olmayacağı da aşikardır.

 

***

 

Hani bazıları vardır ya Erdoğan düşmanlığından gözleri görmez ve kulakları duymaz.

Şükür ki Cumhurbaşkanı Akıncı onlardan değildir.

Erdoğan ile çok iyi bir koordine içinde Kıbrıs sorununun bu kritik aşamasında görevini çok iyi icra etmektedir.

Ortaya koyduğu yol haritası bizi çözüme götürebilir.

Götürmeyebilir de.

Bu ancak Rum tarafına da bağlıdır.

Fakat her halükarda kazanan biz olacağız.

Çünkü çözümsüzlük sonrası da hayat devam edecek.

Hüseyin Özgürgün ile Serdar Denktaş’ın anlaması gereken nokta budur.

Bir de  ulaşılacak çözümün hem bizim hem de Türkiye’nin çıkarına olduğu.

İnşallah erken zamanda anlarlar ve dün yaptıkları gibi gereksiz gerginlikler yaşatmazlar bu topluma…