KONTROLÜ KAYBETMEYİ SEVİYOR:
Medcezir’in Ada’sı, Kiraz Mevsimi’nin Öykü’sü, Dolunay’ın Nazlı’sı… Güzeller güzeli dizi oyuncusu Özge Gürel “Kontrolümü kaybetmeyi sevdiğim tek şey aşk diyebilirim. Aşkı da kontrol edersek ne kalıyor geriye? Tabii bu sağlıksız bir kontrolsüzlük değil, hesapsızlık diyelim.” eklinde aşka bakış açısını dile getiriyor.
Güzel geçen bir çocukluk, hayallere kavuşmanın verdiği mutluluk, doyasıya yaşanan bir aşk… Gözlerindeki ışıltıda hepsinin rolü büyük ama onu asıl Özge Gürel yapan, kendi deyimiyle hayatta önceliği vicdana veriyor olması. Kendine ve dünyaya merhametli bu kadın, yükselen yıldız kategorisinden dikkat çekiyor.
Medcezir’in Ada’sı, Kiraz Mevsimi’nin Öykü’sü, Dolunay’ın Nazlı’sı! Özge Gürel, çıkışını hızlı gibi görünse de sağlam adımlarla yapanlardan. Sıradanmış gibi görünmeyi başarabilmek de bir meziyet değil midir? İşte bunu ‘diğerleri’ ile olduğunda çok iyi başaran özel bir insanla karşı karşıyayız. Onu özetle farklı yapanın bu olduğu aşikar. Sette komşunun tatlı kızı gibi dolanırken, objektif karşısında bambaşka bir karaktere dönüşmesine kaç puan peki? Belli ki doğallığını istediği zaman dikkat çekici özelliklerle bezeyebiliyor. Ama hiç mi hiç basic ruhunu kaybetmiyor. Yükselmiyor, ego yapmıyor, germiyor, sevgiyle yaklaşıyor ve siz onun yanından ayrılırken ‘keşke herkes kendisiyle bu kadar barışık olsa’ demeden edemiyorsunuz. Hayatta vicdanı ön plana koymak aşık olduğunu göğsünü gere gere söyleyebilmek yeniden ve yeniden başlayabilmek! Onda gerçekten farklı bir şeyler var.
Sevgilisi Serkan Çayoğlu ile yaşadığı aşk da bahsedilmeye değer. Çekim bitip de kapıdan çıkarlarken, Özge’nin Serkan’ın koluna girip tatlı tatlı anlatmaya başlaması ve ona bakarkenki sıcak gülümsemesi aralarındaki bağın gücüne işaret ediyordu.
İşte özeliyle ve meslek yaşamıyla göz önünde bulunan Özge yine hayatının iki yönünü samimi bir söyleşiyle anlatıyor. Bakalım sevenleri için neler söylüyor:
Zor olan mı, yoksa kolay olan mı size cazip gelir?
Çabalamayı seviyorum, emek vermek dürtüsel bir ihtiyaç gibi bende. Çok çalışıp inandığım şeylerden kaç kere vazgeçip yeniden başladım bilmiyorum. Yine öyle olsun çünkü o süreçte sadece hayale yaklaşmıyorsun yanında bir sürü şey kazanıp kaybediyorsun, sorguluyorsun. O anlar çoğu zaman ulaştığın hayalden daha kıymetli oluyor işin sonunda, bazen yolun ortasında ray değiştirip başka yola sapıyorsun ve orada buluyorsun istediğini.

Şimdilerdeki hedeflerin neler?
İşimle ilgili hayallerim şu ara baskın, Nazlı’yla vedalaşıyorum ve yeni hiç bilmediğim karakterlerin hayalini kuruyorum. Onun dışında ailemle arkadaşlarımla saatlerce konuşabilmenin, sevgilimle hiç gitmediğimiz yerlerin, yeni anıların hayalleri var.
Çocukluğunuz nasıl geçti?
Amcamın anlattığı masallar, ablamlarla bakkala kim gidecek kavgalarımız, ki küçük olduğum için hep ben giderdim, yazları fındık toplama zamanında anneannemlerde tüm ailenin toplanması çok güzeldi, hala güzeller. Amcamın sürdüğü koku ve anneannemin kuzinede pişen mısır ekmeğinin kokusunu hiç unutamam. Anıları daha çok yemek kokularıyla ilişkilendiriyorum sanırım.
Eğitim yaşamınızda ticaret, gastronomi ve nihayet oyunculuk geliyor. Bu çeşitlilik içerisinde ne istediğinize nasıl karar verdiniz?
Ne istediğini yolda bulanlardanım ben. Bir hayal kurdum ve yola çıktım. Yolda ben değiştim, hayallerim değişti, yol değişti ve buradayım, en mutlu olduğum işi yapıyorum. Medcezir’de oynadığım “Ada” karakteri çok keyifliydi benim için. Kısa bir yolculuktu ama Ada birçok şeyin başlangıcıydı.
Canlandırdığınız karakterleri nasıl özümsüyorsunuz?
Her işimde elimdeki karakteri yorumlamak için yeni bir şey öğrendim. Artık önüme bir karakter geldiğinde temeli daha kolay atıyorum, üzerine neler ekleyebilirim derdine düşüyorum. Her iş için mutlaka çalıştığım hocalarım var, çoğu zaman iş olmasa bile çalışıyoruz, bunlar çok keyifli süreçler. Psikolojime gelince karakter üzerine düşünmeyi değil de karakter olmayı sette bırakıyorum.

Oyunculuğun dezavantajları var mı?
Başka bir iş yapmak istediğim bir an olmadı şimdiye kadar ama tabii beni çok zorladığı anlar oluyor. Çalıştığımız zaman çok yoğun çalışıyoruz ve bu aylar sürebiliyor, bu sürede birçok ilişkimi, hobilerimi neredeyse askıya alıyorum, vakit ayıramıyorum. Bu zihinsel olarak da çok yoran bir durum bazen boşluğa hiçbir şey yapmamaya ihtiyacım oluyor.
Serkan Çayoğlu ile aşkınız nasıl gidiyor?
En basit tanımıyla en önemli bağımız aramızdaki aşk. Bu sayede birbirimizi kabullendik, birbirimiz için gerektiğinde törpülendik. Birlikte gülüyoruz, çok konuşuyoruz, kızıyoruz ve hepsi bu bağı güçlendiriyor.
Aşkın üzerinizde nasıl etkileri oluyor?
Kontrolümü kaybetmeyi sevdiğim tek şey aşk diyebilirim. Aşkı da kontrol edersek ne kalıyor geriye? Tabii bu sağlıksız bir kontrolsüzlük değil, hesapsızlık diyelim. Diğer taraftan sizi siz yapan değerler zıtsa, sevgi yetmeyebilir.
Güzelliğinizle barışık mısınız?
Güzellik algısı çok kişisel bir şey bence, genelleştirilip bir forma sokmayı sevmiyorum. Birileri bir şeyi etiketliyor ve hepimiz ‘hımm demek öyle’ diyoruz. Kendimi seviyorum, güzel buluyorum, bazen bulmuyorum. İnsanların güzellik algısıyla da ilgilenmiyorum.
































