Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Özersay’ın adaylığı…

Kim ne derse desin Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanı adaylığını açıklaması birçoğumuz için sürpriz olmuştur. Belki aylardır aday olabileceği yönünde mesajlar veriyordu ama bayram öncesi yaptığı erken adaylık açıklaması ile bayram ziyaretlerinin gündemini oluşturacak sanırım.

Hazır adayları konuşmaya başlamadan önce dün yine İrsen Küçük’ün katıldığı bir TV programında, “Aday olmam konusunda ciddi baskılar var” sözlerini de atlamak olmaz diye düşünüyorum…
Akıncı, Siber ve Özersay ile birlikte resmi olarak adaylığını açıklayanların sayısı üçe çıkmış oldu. Şimdi gözler, her girdiği seçimde önemli bir figür olan cumhurbaşkanı Eroğlu’nun aday olup olmayacağı veya Kasım ayında ne gibi bir karar vereceğine çevrildi. Özersay her ne kadar, “adaylığımı açıklamadan önce bu konuda Derviş beye bilgi verdim” dese de, bana göre Özersay’ın adaylığı, kısa süre öncesine kadar uzak bir ihtimal olarak duruyordu…
Cuma gün Radyo Havadis’te Özersay’ın adaylık açıklamasını ve bunun cumhurbaşkanlığı seçimlerine nasıl etki edeceğini değerlendirmeye çalıştık kendi perspektifimizden. Hüseyin Ekmekçi, Özdemir Tokel ve Ali Bizden ile…
Bir saatlik yayında ilginç satır başları çıktı ortaya. Örneğin Özdemir Tokel, Özersay’ın aday olduğunu açıklamasıyla birlikte, “müzakereci” görevini iade etmesi gerektiği yorumunu yaptı. Eroğlu’nun adaylığı ile ilgili olarak da, “Derviş bey aday olacaksa, bunu Kudret beyin aday olması belirlemez. Derviş Bey’e destek veren ciddi bir kitle var” değerlendirmesinde bulundu.
Ali Bizden ise “Özersay bugün Şah dedi” derken, bir dönem Toparlanıyoruz Hareketi’nde birlikte çalıştığı Özersay için, “Ali Bizden olarak sırf iyi arkadaşız diye destek vermeyeceğim. Bir adaya destek vereceksem, önce ne vaat ettiğini görmek isterim” yorumunda bulundu…
Dediğim gibi, Özersay’ın açıklamasıyla birlikte, tüm hesapların yeniden masaya yatırılması gerekecek. Hele de Derviş Bey de aday olursa, ikili arasında ilginç diyalogların yaşanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Örneğin Kudret Bey meydanlara çıkıp, “Derviş bey bu işi beceremiyor, ben daha iyi yaparım” mı diyecek… Ama Derviş bey masada başarısızsa, müzakereci olarak kendisi de başarısız sayılmayacak mı..? Bugüne kadar masada kazanılan ve kaybedilenlerin sorumluluğu, her ikisinin hanesine yazılmayacak mı..? Yok eğer bunu söylemeyecekse, nen aday olduğunu nasıl izah edecek? Gerçekten merak ediyoruz.
Ali Bizden’in dediği gibi Derviş Bey, Özersay’ın önüne sürdüğü “ŞAH” taşına nasıl bir yanıt verecek acaba. Özersay’ın “YSK’nın adaylık süreciyle ilgili açıklamasına kadar görevimin başındayım. Derviş Bey isterse beni görevden alsın” sözüne karşılık “ŞAH-MAT” mı diyecek, yoksa birlikteliklerine devam mı edecekler onu da en geç bayramdan sonra öğrenmiş olacağız… Benim fikrimi sorarsanız, ben adaylık açıklamasıyla birlikte, Derviş beyin kararını beklemeden, görevinden de istifa etmesini önerirdim… Nitekim, Rum basını da, Özersay’ın adaylığına yaptığı ilk değerlendirmede, bu durumun “müzakere prosedürünü de önemli ölçüde etkilemekte olduğu” yorumunda bulundu… Süreçte böyle bir zafiyet yaratılması pek doğru değildi.
Sonuç olarak Sayın Özersay en doğal hakkı olan, “seçilme hakkını” kullanıyor. Hayırlısı olsun demekten öte söyleyecek bir sözümüz olamaz. Peki ama Özersay’ın bu şartlarda kazanma şansı ne? Bana göre, en büyük handikabı, altında adaylığını oturtacağı bir siyasi zeminin olmayışıdır. Hele de , “Ben Toparlanıyoruz Hareketi’nin adayı değilim” açıklamasından sonra, nasıl ve kimlerle bir propaganda süreci yaşayacak? Kaldı ki muhtarlık seçimi bile olsa, ciddi bir maddi kaynağa ihtiyaç olduğu gerçeği ortada dururken. Belki bir kaç işadamının vereceği maddi katkılarla, bu iş nereye kadar gidebilir ki..? Mustafa Akıncı’nın arkasında TDP, Sibel Siber’in arkasında ise CTP gibi güçlü bir partinin varlığı, Sayın Eroğlu’nun aday olması halinde UBP ve DP gibi iki partinin kurumsal desteği varken, bu yarışın Özersay adına çok da kolay olmayacağını söylemek yanlış olmaz sanırım.
Kimse çıkıp da, “Mehmet Harmancı” örneğini vermesin. Orada bile Harmancı’nın arkasında iyi kötü bir partisi, örgütleri vardı… Kaldı ki bu seçim bölgesel bir seçim de değil, cumhurbaşkanlığı seçimi. Sayın Özersay genç, dürüst ve gelecek vaat eden bir siyasetçi. Asla harcanmaması gereken bir yetenek.
Şu an için Eroğlu’nun kararı, sadece Özersay’ın değil, tüm seçimin gidişatını belirleyecek gibi görünüyor…

YERİN KULAĞI VAR:
İDDİALAR ÇOK: Kudret Özersay’ın adaylığını açıklamasından sonra, çeşitli iddialar da konuşulmaya başlandı. Bir okuyucumun iddiasına göre, “Özersay bu seçimleri kazanamayacağını çok iyi biliyor. Onun amacı kazanmak değil, ilerisi için siyasette kendisine bir zemin oluşturmak.” Bence de olabilir, neden olmasın? Onca yetişmiş genç siyasetten uzak durduğu için bu noktada değil miyiz? Siyasete girenleri de engellemenin anlamı yok. Sayın Özersay da bu tür iddialara hazır olmalı. Hani bir laf var, “Hamama giren terler” diye.

MASKARALIK OLDU: Yenierenköy’deki karavan kentin elektrikleri resmen ülkenin baş sorunu haline geldi… Önce kesilen, ardından bağlanan, sonra gene kesilen elektrikler. Orada bir sorun var ama sorumlu kim, son kararı verecek olan kim, bilen yok. Arife günü gelen bir habere göre, elektrik yeniden bağlanmış. Kim, neden, bu kaçağa kim destek veriyor, kim göz yumuyor, kim ikili oynuyor bilen yok… Resmen milletle dalga geçiliyor.

KOMİK OLUYOR: UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Güzelyurt ilçesindeki bilgilendirme toplantısında, “UBP var olduğu sürece Güzelyurt bölgesi verilmeyecek” diyerek, “İktidar olduğumuz gün Güzelyurt bölgesi için gerçekleştireceğimiz çok projeler vardır. Bölge çok ihmal edilmiştir” değerlendirmesinde bulunmuş. İlahi Sayın Özgürgün 20 küsur yıl iktidar koltuğunda oturduğunuz sürede o projeleri niye hayata geçirmediniz diye sormazlar mı adama..?

ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL: DAÜ Senatosu rektörlük için VYK’ya yeniden Abdullah Öztoprak ismini önermiş. Peki kimdir, nedir bu Senato… Rektörün başkanlığında Rektör Yardımcıları, Dekanlar, Fakültelere bağlı Bölüm Başkanları, Üniversiteye bağlı Enstitü ve Okul Müdürleri, Profesörlerin kendi aralarından seçecekleri 3, Doçentlerin kendi aralarından seçecekleri 2, Yardımcı Doçentlerin kendi aralarından seçecekleri 1 ve Öğretim Görevlilerinin kendi aralarından seçecekleri 1 temsilciden oluşuyor. Toplam 7 öğretim üyesi. Peki VYK kim? Tamamen siyasi atamalarla ve hükümetlerle gelip, hükümetlerle giden bir oluşum. Söyleyin Allah aşkına, DAÜ’ye siyaseti bulaştıran kim..?

HALKIN DESTEĞİ YETER: LTB, izinsiz büfeleri mühürlemiş. Sağlık açısından da sakıncalıymışlar. Denetimsizliğe alışanların, yapılanlara siyasi kılıf giydirip direniş göstereceği belli. Araya birilerini sokacaklar ve mührü kırdırmak isteyecekler. Aman dikkat. Geri adım atılırsa, Belediye’nin yeni yeni yeşeren itibarı eskiye döner. Kararlılık sürmeli. Lefkoşa köpeksiz köy olmaktan çıkarılmalı.

HARMANCI’YI YANILTMIŞLAR: Mehmet Harmancı’ya halkın desteği tam da, yine de biz bir uyarı yapalım… Arife günü mezarlığın temizlendiği konusunda sosyal medyadan bir duyuru yaptı. Yalnız, anlaşılan çalışanlar kendisini yanıltmışlar. Yapılan sadece, çöplerin toplanıp, kenara köşeye yığılması olmuş. Mezarların arasında yürümek mümkün değildi. Sakın “Bayram sabahı oldu” demesinler, yeni olmadıkları da çok belliydi…

ZİRVEDEKİLER: LTB Konserleri: Lefkoşa Belediye Orkestrası’nın Büyük Han konseri muhteşem olmuş. Geceye katılamadık. Ancak sosyal medyaya atılan fotoğrafları, yorumları gördük, herkes memnun. Bir kenti olduğu yerden alıp, daha ileriye götürmenin bir yolu da sanatı yaygınlaştırmak, kaliteyi arttırmak olmalı. Yıllardır “yapın şu işi” dediğimiz konserlerin yeniden başlaması bizleri de mutlu etti. Kararı verenleri alkışlıyorum…

DİPTEKİLER: Uygulanmayan Yasa: Düşünün ne çelişki yaşandı. 4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü’ydü. Bizde de Kurban Bayramı’nın birinci günü. Bol bol hayvan kestik. Hem de ortalık yerlerde… Lefkoşa’da, Fazıl Küçük Meslek Lisesi önünde yolun kenarında ağacın üzerine asılan bir hayvan çocukların gözü önünde kesilmiş… Gazimağusa’da her yer kan gölüne dönmüş… Benim bildiğim bu son hükümetin geçirdiği bir 8/2013 sayılı Hayvan Refahı Yasası var. Yetmedi mi, Çevre Yasası var… Yine yasa var, ama uygulaması yok…

FOTO GÜNDEM: Lefkoşa Sanayi Bölgesi’nde aylardır Lefkoşa Türk Belediyesi ilse Sanayi Dairesi arasında süren yetki karmaşası, sanayi bölgesinde çöp dağları oluşmasına neden oldu