Bizim insanımız, kendine inancı tam, özgüveni oldukça yüksek, kafasına taktığı meseleyi -sahada çözemese de- kafasında ‘çözebilen’ bir insandır.
Dikkat buyurun, ‘kafasında’ dedim. Niye dediğime bir örnek: Ülkemizin en temel meselesi halindeki ‘Kıbrıs sorunu’, her sene, biraz arayla da olsa, birkaç defa çözülüverir… Ama asla çözülmez.
Ortada hep bir çözüm lafı vardır ama sonuca asla ulaşılmaz… Aslında, mevzubahis bir sonuç vardır bizim insanımız için, o yolda ilerlerken, bazı engeller insanımızı zora sokar ama o, engelleri aşamasa da, bir gün elbet aşabileceği ve menzile varabileceği inancını taşır.
Anladığım, bunun bir diğer ‘psikopolitik’ yanı da, bize sunulmayan söz hakkımızda yatar.
Bu halkın firki, dünya için muteber olacak şekilde, sadece bir kez, Annan Planı’ndaki referandum için soruldu. Onda da dinlenmedik zaten! (‘Dostlar demokraside görsün’ temalı seçimlerimizi saymıyorum…)
Bu, bizim içimizde bir düğümdür… ‘Çözümü’ zor olan bir düğüm… Bu nedenle, kendi kendimizi var etmenin bir yolunu, istediğimiz sonuca ulaşmak için ortaya koyduğumuz kararlılıkta arıyoruz.
Biz dediğim, bildiğiniz üç beş kişi…
Birtakım sorunlar öne çıktığında (mesela ekonomi, siyasal sistemimizdeki sorunlar, dünyayla entegrasyon, meşhuuur ‘The Cyprus Question’, bürokratik vesayet, turizm, üniversiteler, belediyecilik falan) ‘ben hallederim’ci tavrımız da hemen öne atıyor kendini, ama…
Mesela turizm meselesi bizim için kıymetli bir yerde durmasına rağmen, bahsettiğimiz tavra tutarlı bir ‘eylem’ içinde değiliz. Turizme özendiğimiz de herhalde söylenemez. Bunun için sadece Girne Limanı’nı işaret etmek yeterli olacaktır…
Ercan’ı ‘anavatan katkılarıyla’ yenilememiz de, Lefkoşa’nın kendi vatandaşının bile şekvacı olduğu içler acısı hâli de, Mağusa da, diğer ilçelerimizin vaziyeti de buna eklenebilir.
Demek mesele, ‘bize turizmden epey iyi gelir geliyor, üniversite meselesinde olduğu gibi, gerisini hallederiz be arkadaşlar’ demek değil.
Bu, ‘aslında bizim ne güzel kavunlarımız, karpuzlarımız var ama kahpe gâvur sürekli kötü ve çirkin yerlerimizin fotoğrafını çekiyor, bize hiç önem vermiyor’ zihniyeti ile örtüşür. (İkisi de şimdi can çekişiyor!)
Mesele, doğru planla ve doğru insan kaynağıyla, düzgün tavır almakta ve bunu tamamlar nitelikte işler yapmakla rayına oturuyor.
En azından ben, böyle görüyorum. Bu da bir eylemdir en nihayetinde.
































