Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Otobüs işletmecilerini dinledim…

 

Bir grup otobüs işletmecisi ile bir kahve içimliği bir araya geldik…

Her sektörde olduğu gibi, bu sektörde de sorunlar dağ gibi…
Taşımacılık sektörü ile ülkenin iki lokomotif sektörü aslında kardeş…
Turizm…

Üniversiteler…
Gel gör ki…
Üniversiteler öğrenciyi…
Turizmciler ise turisti kendi imkanları ile taşıyor…
Yüzde yüz değil ama…
Büyük oranda…
Daha da kötüsü…
Turizmciler de…
Üniversiteler de…
“Gelin siz taşıyın” dese…
İşte sorun burada başlıyor.
Onlar konuştu, ben dinledim…
Birçoğunun babası, dedesi aynı sorunu yaşıyordu…
Şimdi üçüncü nesil taşımacılara aynı sorun kaldı…
Politika yok…
Kaynağa ulaşım yok…
Taşımacılığı özendirecek politikalar yok…
Adam kayırma var…
Torpil var…
Plansızlık var.
İşte bu noktada “siz taşıyın” dense de, hayatını sektöre adayanlar için ciddi sorunlar başlayacak.
Hemen yanı başımızdaki Rum tarafında, kooperatifçilik ve teşvikler üzerinden sektör yeniden inşa edildi.
Bizde ise, “izin makamı” üzerinden, partizanlık yapılmaya devam ediliyor.
Kişiye özel uygulamalar,a sektör içinden çıkılmaz bir mecraya sürüklenmiş durumda.

İzinler “adamına” göre
Düşünün, izni bitmiş otobüslerin izinleri yenilenmiyor.
Yenilenenler var.
Ama gelişigüzel…
Yüzünü görmedikleri isimlere “taşıma” izni veriyorlar.

“Eğitim ve turizmden bağımsız düşünülemez…”
Bu alana ciddi yatırım yapan isimlerden biri de Beksan Bekir Akandere…
Akandere dediniz mi…
Zaten yıllardır yollarda.
Bir ara sözü aldı…
Sıraladı…
Söylediklerini başlıklar halinde sizlere aktarıyorum:
– Bu çağda halen daha izin kurulu partizanlık yapıyor. Gelişigüzel izinler dağıtılıyor.
– Taşıma sektörü eğitimden bağımsız düşünülemez. Bu dengenin iyi kurulması gerekiyor.
– Her öğrenciden taşıma için yıllık 20 TL alınsa, üniversitelerin bu alana yatırım yapmasına gerek kalmayacak, biz sistemi çevirebiliriz.
– Kooperatifleşme gerekiyor. Artık izin makamı ya da itiraz kuruluna gerek yok. Şu anda izin makamının tek yaptığı iş partizanlık…
– Biz, üniversitelerle işbirliği yaparak, taşıma sektöründe ciddi bir sisteme ulaşmış olabiliriz.
– Toplu taşıma oranı, her gün seyehat edenler arasında yüzde 0.1 oranında. Ancak, toplu taşımada kaza var mı? Yok. Ölüm oranı ise sıfır. Toplu taşıma ile, trafik kazalarını da asgariye indirebileceğiz.

İşbirliği başladı ama…
Üniversitelerle, lokal olarak işbirliği yapılmaya başlandı.
Ancak şikayet, “otobüslerin eski olması…”
Bunu sordum.
“Bizim suçumuz değil” dedi Beksan Bekir Akandere…
Nedenini ise şöyle açıkladı:
“Biz sektörü ayakta tutmaya çalışıyoruz. Araçların eski olması bizim suçunuz değil. Var olanı da otobüslerimize yatırıyoruz. Biz kaynağa ulaşamıyoruz. Kredi alamıyoruz.
Kredi alsak, yatırımlarımızı daha kolay yapabilecek, filolarımızı geliştirebileceğiz. Ama bunun için devletin özendirici olması lazım.

Yomksa bizim taşıma yapmaya, üniversite ve turizm kuruluşlarının da hizmet almaya ihtiyacı var.”

Çözüm kooperatifleşme
Aslında, bu alanda da talep dilen “özerklik…”
İzin kurulunun, yani siyasetin devreden çıkması…
Kooperatifçilik sistemi ile herkesin oluşacak havuzdan payını alması…
Ancak, Girne bölgesinde kurulan kooperatifin alanında “izin makamının” izin vermesi halen dert olmaya devam ediyor.
Akandere, sözlerini şöyle noktaladı:
“Çözüm kooperatifleşme. Bunu istiyoruz ve teşvik edilmesini talep ediyoruz. Ama, mesela, Kooperatif kurulan yerlere izin makamı kontrolsüz izinler verdi. Devlet artık izin veren değil düzenleyen olmalı.
Büyüğün küçüğü yutması gibi bir durum yoktur. Kooperatif var Güneyde. Acente tek bir merkezi arıyor. Bizde firmalar, şoförler birbirine kırdırılıyor. Fiyat aşağı çekilmek için pazarlıklar yapılıyor.
Sadece üniversite öğrencisi ya da turist değil… Ülke insanının da toplu taşıma ihtiyacı var. İnsan hayatı için toplu taşımacılık hayati bir rol oynar…
Örneğin Erenköy’e Lefkoşa'dan gidemezsiniz. Gitseniz aynı gün gelemezsiniz…  Güneyde yolcu olmayan yerlere önce teşvik verildi. Vatandaş da bunu görünce toplu taşımacılık kullanmaya başladı. Ardında da teşvik durdu.
Biz elimizi taşın altına koymaya hazırız. Başka bir işimiz yok. Bizim için başka bir ülke de yok. Ancak, bilinsin ki, ekmek paramız da bu. Bu işe emek veriyoruz. İşbirliği ile, tüm sektörlere ve vatandaşlara katkı koymaya hazırız…”