Bütün mesele ayaklarımızın üstünde durmak.
Durabilir miyiz?
…
Sanki solucanların ayağı var.
Ama hayatlarını sürdürüyorlar işte…
…
Sorun ayağı olanlar için…
…
Hidrokarbon da işin içine girince, mesele tam bir Arap saçına döndü.
…
Salamis Harabeleri.
Oldum olası harabe şeklinde…
…
Kalktı su getirecek.
Sanki su gelince, dünya buraya üşüşecekmiş gibi.
Nedir bu?
İnsancıl bir konu mu?
Millet grak grak ediyor da ada ötesinden su mu konu?
Öyleyse öyledir.
İyi madem…
…
Hidrokarbon aramaları için tüketilen yakıt ve personel gibi giderler ne kadardır?
Ya da su için harcanan milyarlar?
Yağmur yağıyor işte…
Toplayamazsın…
…
Salamis harabe şeklinde.
Yüz yıllardır böyle.
Bizim yüzümüzden değil.
Lüzinyan döneminde de öyleydi, Venedik döneminde de.
Daha eskilerde de…
…
Salamis’te en eski buluntuların M.Ö 11. Yüzyıla ait olduğu söylenmekte.
Bu harabelere 19. Yüzyılda rastlanmış, sonra kazı çalışmaları başlatılmış.
Kent ortaya çıkarılmış.
1998’de de Ankara Üniversitesi meseleyi ele almış…
…
Sene 2014.
…
Ayaklarımızın üstünde durmak…
…
İlgili kaynaklarda Salamis için şöyle denir:
“İncil‘de de adı geçen kent, havari Barnabas ve havari Paul (Pavlus)’un vaazlerine tanık olmuştur.”
Eh,
Shakespeare de Othello’yu Salamis’te hikaye etti.
Salamis şehri tiyatroları ile çarşı meydanları ile ayakta.
Ama harabe…
…
Kent tekmil restore olsa turizme katkısını hayal etmek bile zor.
Nerelere neler harcandığı bir düşünülsün.
Ne işe yaradıkları da…
…
Yollar yapılır, kumarhaneli oteller açılır.
Yine ayakta duramazsınız.
O kadar üniversite.
Hâlâ dizlerinizin üzerinde…
…
Adaya bütün yatırımlar politik öngörülerle yapılırsa, gelecek için hiçbir ışık yoktur.
Suyu başkaları içecek.
Yollardan başkaları geçecek.
Evlerde başkaları oturacak.
Ayaklarınız olsa ne…
…
Hidrokarbon.
Mesele, haliyle siyasallaşmıştır.
Mülk sorunu, toprak sorunu derken, bir de hidrokarbon…
…
Emekli olunca konuşurlar.
İngiltere Eski Dışişleri Bakanı bölünmüşlüğün kabul edilmesini istemiş.
İki toplumun birbirlerine olan ihtiyaçları daha iyi anlaşılır diye…
…
Ayak üstünde durmak meseledir…
…
Othello bile ayakta duramamıştı.
Shakespeare’in ünlü Othello’su psikolojide “Othello Sendromu” (“Patalojik Kıskançlık”) olarak yer almış.
Bilinir,
Othello karısı Destomona’yı çok sever.
Ona bir mendil hediye eder ama mendili kaybeder.
O mendil başkalarının eline geçer ve karısının kendisini aldattığına dair Othello’yu ikna ederler.
Kıskançlığı öfkeye dönüşen Othello karısı Destomona’yı öldürür.
Arkasından kendi canına da kıyar.
…
Bu adada yaşanan her şey böyledir.
Cinayetle biter…
…
Sendrom sürdükçe…


























