Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Osmanlının kirli mirası

Ermeni soykırımı ve Kürt sorunu

Geçtiğimiz hafta, Alman Parlamentosunda, Osmanlı imparatorluğu döneminde 1915 yılı ve ardında,İstanbul’da ve Anadolu’da Ermeni Soykırımı yapıldığıyla ilgili öneri kabul edildi.

Bu önerinin sunucu ve savunucularından birinin Türk uyruklu olması ve diğer Türk milletvekilinin çoğunluğunun da bu tasarıyı desteklemesi, Türkiye’nin resmi ERMENİ TEZİ’nin de çöktüğünün habercisidir.

Salı günü, VEZNECİLERDE patlatılan BOMBA YÜKLÜ araç ile çoğu polis 11 kişinin ölümü ve 30dan fazla vatandaşın yaralanması da, UYGULANAN KÜRT POLİTİKASININ iflasının ilanıdır.

Devleti yönettiğini iddia edenler, 2015 Haziran’ından günümüze kadar, 7000den fazla Kürt militanın öldürüldüğünü televizyonlarda gururla söylerken, ETKİ-TEPKİ politikasının da kaçınılmaz olacağını ve bunun sonucunda TÜRKİYE’nin yeniden KAN GÖLÜNE dönüşeceğini düşünmekten acizdirler.

Şimdi, Türkiye’yi dış politikada iyice yalnızlaştıracak olan ERMENİ SORUNUNA tarafların bakışına kısaca bir bakalım.

Ermeni ve Onları Destekleyen BÜYÜK ÇOĞUNLUĞA göre:

Ermeni Kırımı OSMANLI HÜKÜMETİNİN Ermeni halkına karşı günümüzdeki TÜRKİYE topraklarında uyguladığı öne sürülen etnik temizliktir.

Olaylar sonucunda ölenlerin sayısının 800.000 ile 1,5 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Katliamların başlangıç tarihi 250 ERMENİ AYDIN veya KOMİTE ÜYESİNİN, Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul’dan Ankara’ya sürülerek sonunda birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 olarak kabul edilir.

Türk kaynaklarına göre ise:

Rus ordularının Osmanlı ve Rusya’daki Ermenilerden kurulmuş olan gönüllü birlikler öncülüğünde doğuda Osmanlı topraklarına girmesiyle Osmanlı ordusunda bulunan Ermeniler de silahları ile birlikte firar ederek Rus kuvvetlerine katıldılar. Seferberlik ilanına rağmen askere gitmeyi reddeden Ermeniler de dağa çıkarak çeteler oluşturdular.

Aslında Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na katılmasını fırsat olarak görmüşlerdi. Hınçak ve Taşnak komitelerinin öncülüğünde Anadolu’nun birçok yerinde isyan başlattılar ve Rusların işgal ettiği bölgelerde masum halka karşı katliama giriştiler.

1.Dünya Savaşı’nın bütün hızıyla sürdüğü Çanakkale Cephesi’nde ölüm – kalım mücadelesinin verildiği bu dönemde, Osmanlı Devleti, Ermeni – Rus iş birliğini önlemek için birtakım önlemler almak zorunda kaldı.

24 Nisan 1915’te “Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, belgelerine el konulması ve komite başkanlarının tutuklanması”nı bir genelge ile tüm komutanlıklara bildirdi. Bu genelge üzerine İstanbul’da Hınçak ve Taşnak komite büroları kapatılarak üyeleri tutuklandı. Alınan önlemler sonuç vermeyince 27 Mayıs 1915’te Tehcir (Göç) Kanunu çıkarıldı. Bu yasa ile Ruslarla iş birliği yaparak katliama girişen Ermeniler bulundukları yerlerde tehlike oluşturdukları için yaşadıkları illerinden güvenli bir Osmanlı toprağı olan Suriye’ye göç ettirildiler.

Bugün, artık Türk asıllı milletvekilleri de,TÜRKİYE’NİN resmi politikasına karşı öncülük yapmaktadırlar.

Oysa, Türkiye Cumhuriyeti, kendi devleti kurulmadan Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaşarak kurulmuş ve REDDİ-MİRAS ilan ederek, tüm uygulamalarına karşı çıkmıştı.

Buna rağmen, Ermeni Sorunundaki tutucu bakış açısını anlamak mümkün değildir.

Türkiye, KÜRT SORUNUNDA da, ortak ve akılcı bir politika yaratmak yerine, KÜRTLERİ silah zoruyla terbiye etme politikasına devam ederse, ERMENİ Soykırımı yanısıra, KÜRT SORUNU’nu da dünya siyasetinde karşısında bulacaktır.

Kürt sorunu’nun, ülke içerisini KAN GÖLÜNE çevirme potansiyeli ise, ne yazık ki, yöneticiler tarafından HİÇ DİKKATE ALINMAMAKTADIR.