Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

Osmanlının kaybettiği vilayetler ve Kıbrıs

Ahmet Okan
Ahmet Okan

 

Geçtiğimiz hafta içerisinde TC Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Yiğit Bulut Kıbrıs’ın denizaşırı bir vilayet olduğunu söyleyince, kamuoyunun da dikkatleri bunun üzerinde odaklanmış, vatandaşlardan ve siyasilerden tepkiler yükselmişti.

Türkiye’de AKP iktidarının giderek güç kazanması ile şuur altında tutulan Yeni Osmanlıcılık bir ideoloji olarak adım adım hayata geçirilmeye başlanmış, güç elde edildikçe cumhuriyet değerleri yontulmaya çalışılmıştı.

Yiğit Bulut’un bu sözleri kanımızca bu yeni Osmanlıcılık anlayışı çerçevesinde değerlendirilebilir.

Osmanlı Spor Kulübünün oluşmasından Osmanlı Ocaklarına kadar beliren yeni oluşumlarla, yeni Osmanlıcılık anlayışının yer edinmesine ve giderek cumhuriyet kazanımlarını geriletip yerine Osmanlı zihniyetinin ikame ettirilmesine dair bir sürecin hızlandığı görülmektedir.

Bu hızlanmanın, hayata geçirilecek anayasal değişikliklerle birlikte az bir zaman sonra görülecek olan parti-devlet bütünleşmesi yapılanmasında daha çok hissedileceğini söylemek mümkündür.

Yiğit Bulut’un Kıbrıs konusunda sürekli söz söyleme gereği duyması, kulaklara kar suyu kaçırılması açısından önemlidir ve Bulut’un kişisel eğilimlerinin ötesindedir.

Konu Kıbrıs’ı vilayet yapmak olunca, biz de Osmanlı dönemindeki vilayetlere bakma gereğini duyduk.

Osmanlı döneminde var olan vilayetleri ve bunların nasıl kaybedildiğini alıntılarla aktaracağız.

Osmanlı İmparatorluğu 1864 yılında vilayetler konusunda yeni bir uygulamaya geçer.

1864 yılında Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi yürürlüğe girer, buna göre vilayetler listelenir, sancak, köy ve kazalar belirlenir.

Yeni nizamnamede Kıbrıs bir vilayetin sancağını oluşturmaktaydı. Bir kaynak durumu şöyle açıklar:

Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti 1864 yılında kabul edilen Teşkil-i Vilâyet Nizamnâmesi ile kaldırılmış yerine Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti kurulmuştur. Yeni düzenleme ile Biga, Midilli, Sakız, Rodos, Kıbrıs ve İstanköy Sancakları’ndan oluşan vilayetin merkezi bir süre Kale-i Sultaniye (Çanakkale) olmuştur. Daha sonra Biga vilayetten ayrılmıştır. İstanköy ve ardından Limni vilayet merkezi olmuştur. Sakız ile Rodos vilayet merkezi birkaç kez değiştikten sonra merkezi Rodos olmuştur. 1878 yılında Kıbrıs geçici süreliğine İngiltere’ye verilince sancak sayısı dörde inmiştir. Balkan Savaşı‘ndan sonra vilayetin büyük bir kısmı Yunanistana bırakılmıştır.” (Vikipedi-Osmanlı Vilayetleri Listesi).

Eyalet nizamından vilayet nizamına geçen Osmanlı İmparatorluğu, giderek çöküş süreci yaşayacak ve misakı milli sınırları dışındaki tüm vilayetleri elinden çıkaracaktı.

Osmanlı İmparatorluğunun elinde bulundurduğu ve sonradan kaybettiği vilayetler şöyledir:

Selanik: 491 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan bölge 1912 Balkan Savaşı sırasında bir kolordu ve jandarma generali Tahsin Paşa tarafından savunuluyordu. Fakat paşa tek kurşun atmadan kolordusunu ve İmparatorluğun en önemli merkezlerinden biri olan Selanik’i Yunanlılara teslim etti. Böylece Osmanlı hâkimiyeti son buldu.

Manastır:  1382’de Kara Timurtaş Paşa tarafından fethedildi. 12 Kasım 1912’de Balkan Harbi’nde Sırpların işgaline kadar 540 yıl aralıksız Osmanlı yönetiminde kaldı.

Kosova:  1912 Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlının bölgeden çekilmesi ile Sırbistan’a terk edilmiştir.

Bosna-Hersek:  5 Ekim 1908’de Avusturya-Macaristan’a ilhak edildi. Günümüzde Balkanlarda müstakil bir cumhuriyettir.

Girit:  Balkan Harbinin ardından 1913’te Osmanlı Devletinin elinden çıkmış ve Yunanistan’a bağlamıştır.

Cezayir-i Bahr-i Sefid:   İtalyanların Trablusgarb savaşında (1911) Rodos ile on iki adaları, Balkan Harbi’nde (1911-1913) Yunanlıların Sakız,  Limni, Midilli ve öteki adaları işgalleri üzerine bu eyalet ortadan kalktı.

Yanya:  Balkan Harbi’nde kendini uzun müddet savunan Yanya,  6 Mart 1913’te Yunanlılara teslim oldu.

İşkodra:  Balkan Harbi’nde her ne kadar savunuldu ise de 13 Nisan 1913’de kaybedildi.

Bulgaristan Eyaleti: 19. yüzyılda isyanlar ve kargaşalarla çalkalanan Bulgaristan, İttihat ve Terakki cemiyetinin çıkardığı kargaşadan yararlanarak 1908’de bağımsızlığını ilan etmiştir.

Rumeli-i Şarkî (Doğu Rumeli) Vilâyeti: 1908’de Bulgaristan tarafından ilhak edilmiştir.

Suriye: 402 yıl Osmanlı idaresinde kalan Suriye 1918’de Fransız işgali ile Osmanlıdan ayrıldı.

Haleb: I. Dünya savaşından sonra 1918’de Suriye’ye katılmıştır.

Beyrut: I. Dünya savaşı sonrası 1918’de Fransız Manda yönetimine verilen bölgede yer alarak Osmanlı idaresinden kopmuştur.

Bağdad: 11 Şubat 1917’de İngilizlerce işgal edilmiştir. Sultan Tuğrul’un  (1055) zamanından beri 862 Türk hâkimiyetinde kalan Bağdat elden çıkmıştır.

Basra:  I. Dünya savaşı sırasında İngilizler tarafından işgal edilerek (1914) Osmanlı egemenliğinden çıkan Basra,  Türklere karşı İngilizler’in bir harekât üssü olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Musul: 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından alınan Musul 1918 yılına kadar yani 402 yıl Osmanlı idaresinde kaldı.  Daha sonra İngiliz işgaline girmiştir.

Hicaz: 1916’da Mekke, 1919’da Medine Osmanlı hâkimiyetinden çıkmıştır

Yemen: 1918’de Osmanlı hâkimiyetinden çıkarak yönetim Zeydî İmam Yahya’nın kurduğu idareye geçti.

Cebel-i Lübnan: 1918’de İngilizlerin eline geçti. 1920’de San-Remo konferansıyla burası Fransız mandasına bırakıldı.

Kudüs: 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından fethedildi. 401 yıl kesintisiz Osmanlı hâkimiyetinde kaldı.  Şiddetli bir Savunmadan sonra Aralık 1917’de İngiliz birliklerinde İşgal edildi.

Sisam Emâreti: 1913 Balkan Harbi’ne son veren Londra muahedesi ile Yunanistan’a ilhak edildi.

Mısır: 1914’de Osmanlı devleti İngiltere aleyhine savaşa girince, İngiliz hükümeti Mısır’ın Osmanlı ile ilişkisini keserek kısmen kendisine bağladı.  1923 Lozan anlaşması ile Türkiye, Mısır ve Sudan’ın İngiltere’ye terkini tasdik etti.

Trablusgarb:360 yıl Osmanlı idaresinde kalan bölge 1911 Türk – İtalya savaşında, İtalyan donanması tarafından işgal edilmesiyle, Osmanlı hâkimiyetinden çıkmıştır.

Tunus: 1881’de Fransızlar tarafında işgal edilmesi ile fiilen Osmanlı hâkimiyetinden ayrılmıştır. Ancak Türkiye hükümeti idaresi 1923 Lozan anlaşmasına kadar bu işgali tanımadı.

Cezayir: Fransızlar tarafından 1830’da işgal edildi ise de bir halk direnişi örgütlendi. Dolayısı ile Fransızların burada bir idare tesis etmeleri çok uzun seneler sürmüş Fransa bunu ancak 20. yüzyılın başlarında başarabilmiştir.

(https://www.yenidenergenekon.com/656-vilayetlerle-osmanli-atlasi-1800-1920/)

Gelelim TC Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Yiğit’in söylediklerine. “Şöyle diyor:

“KKTC Türkiye’nin denizaşırı bir vilayetidir. Bir plakası olur, bir valisi olur. Orada bir cumhurbaşkanı, orada bir başbakan, orada bir meclis var ve bunun masraflarını Türkiye ödüyor sonuçta.”

Yukarıda görüldüğü gibi Osmanlı tüm vilayetlerini kaybetmişti.

Kurtuluş savaşı olmasaydı bugünkü Türkiye toprakları da olmayacaktı.

Yeni Osmanlıların vilayet hayallerini gerçekleştirmek günümüz dünyasında ham hayalden ibarettir.

Ancak Kıbrıs, üstelik sadece kuzeyi bu zihniyet için elverişli bir malzeme oluyor anlaşılan…