Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortak gelecek yanıyor

 

Bazen yaşanan bazı olaylar sorunların çözülmesinde fırsattır.

Özellikle de yaşanan acılar kırgınlıkların, dargınlıkların ortadan kalkmasına vesile olabilir.

Kıbrıs sorunu yarım asrı aşmış, kangrenleşmiş bir sorundur.

Bu sorunun çözümü de kolay değildir.

Yarım asrı aşan bir geçmişe sahip Kıbrıs sorunu nedeniyle çok büyük acılar ve travmalar yaşanmıştır.

Bu acı ve travmaların elbette ki unutulması kolay değildir.

Güney Kıbrıs’ta devam etmekte olan yangın hepimizin canını yakıyor.

Kıbrıs Türk tarafı da yangının söndürülmesine yardımcı olmak için her türlü girişimi yaptı. Türkiye de…

Ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yardım taleplerini reddetti.

Fransa’dan, İtalya’dan Güney Kıbrıs’a yardım gitti ama sınırın öte tarafından yardıma yeşil ışık yakılmadı.

Bildik kalıplar kırılamadı, Rum halkının böyle bir şeye hazır olmadığı iddiası ortaya atıldı.

2016 yılı bitmeden Kıbrıs’ta çözüm hedefi ile müzakere masasında oturmakta olan Rum Lider Nikos Anastasiades, iki halk arasında güven ve işbirliğine kapı açacak böylesi bir konuda liderlik yapmadı ya da yapamadı.

Adanın Kuzey tarafından yapılan tüm çağrılara kulak tıkandı.

Adanın bir yarısı yanarken, diğer yarısındakiler bunu çaresizlik içinde seyretmek durumunda kaldı.

Yıllar önce de büyük Beşparmak yangınında Kıbrıs Türk tarafı Rum tarafının yardım çağrılarını reddetmişti.

Ama karşılıklı rövanş alma mantığı ile hareket ederek nereye varılabilir ki!

Hiçbir yere…

Sonuçta bu adanın doğal kaynakları yanıp giderken olsun işbirliği yapabilmeyi becerebilmeliyiz.

Ortak bir geleceğin hedeflendiği iddiası ile müzakere edilen ve 2016 bitmeden çözüm olabileceği umutları satılan bir ortamda bu yapılabilmeliydi.

Sembolik de olsa adanın geleceğine birlikte sahip çıkılabileceği gösterilebilmeliydi.

Ortaya çıkan felaket bir başka açıdan fırsata dönüştürebilmeliydi.

Yine olmadı.

Bildik, kalıplaşmış siyasi tavırlar ağır bastı.

Ve görünen o ki basmaya devam edecek.

Dışarıdan bakan hiç kimsenin anlam veremeyeceği kendini ispat etme ya da kabul ettirme arayışları sürecek.

Bunlar sürdükçe de bu ada üzerinde zaten derin olan ayrılık daha da derinleşecek.

Kıbrıs Türkü Yunanistan’da elindeki telefonla, Kıbrıs Rum’u da Türkiye’de konuşmaya devam edecek ama sınırı geçince telefonu susacak.

Aslında telefonlar susmaya devam ettikçe de çözüm umutları azalmaya devam edecek.

Hiçbir konuda sembolik de olsa güven artırma adına işbirliği içinde bir şey başaramayanların çok daha zor olan Kıbrıs’ta çözümü gerçekleştirmeleri nasıl mümkün olacak?

Adanın yarısı yanarken diğer yarısından gelen yardım çağrılarına kulak tıkayarak mı ortak bir gelecek kurulacak?

Nasıl olacak?

Kalıpları kırmadan, cesur olmadan, risk almadan, liderlik ortaya koymadan çözüme gitmek mümkün olmayacaktır.

Rum Liderliği artık bunu anlamalıdır.

Yanan sadece Güney’deki ormanlar değil, bu kafa devam ettiği sürece adanın ortak geleceği de yanıyor.

Yazık…