Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

ÖNİNSAN VE FİKİR

Peter Watson’un “Fikirler Tarihi/Ateşten Freud’a” adlı kitabı ömür boyu elden düşürülmeyecek bir eser.

Gerçekten bir eser.

Yazar bu çalışmaya neredeyse hayatını vermiş.

Çalışmanın odaklandığı konu, sıradan bir insanlık tarihi değil, insanlıkta beliren ilk fikirleri ortaya çıkarmak.

Örneğin “öninsan” larda bir taşı yontarak onu öldürücü alet haline getirme fikri nasıl doğmuştur?

Çeşitli arkeolojik bulgulara göre birçok taş aletlerin bulunduğu ve insanlığın evrimi açısından bunların öneminin büyük olduğu bilinir ama insanda bir alet yapma fikri (vbg) nasıl doğmuştur, kitabın odaklandığı “fikir” burası?

Kitap bunları ele alıyor ama ayrıntılar bizim konumuz değil.

Günümüz insanlığında birçok şeyde fikir sıkıntısı yoktur!

İnsanın her konuda, hatta bilir bilmez her konuda fikir sahibi olması, bugüne kadarki birikimlerin günümüze aktarılması nedeniyledir.

Öninsanda böyle bir birikim yoktu.

Ateş bulunana kadar bu konuda herhangi bir birikim söz konusu değildi; nesillerin birbirlerine aktaracak bilgileri yoktu.

Ama şimdi ateş hakkında fikir üretmek gayet kolay, kolay bir yana zaten önemsiz!

Ateş üzerine kim kafa patlatır ki?

Ateş bulunduğunda dünya başka bir boyuta geçecekti ama bunun için de milyonlarca yıla ihtiyaç olacaktı.

Ateş bulunmuştu ama onu sürekli halde tutmak bir başka mesele olacaktı ve zaten öninsanlar böyle bir fikirden, yani ateşin sürekliliğini sağlamak fikrinden yoksundular…

Bilinir ki bazan bir fikir dünyanın değişimine büyük katkı sağlar.

Ateşle suyun bir araya getirilip buhar gücünün elde edilmesi gibi…

Dün olduğu gibi bugün de insanlık yeni ve yaratıcı fikirlerin peşinde koşmaya devam edecek.

Düşünme yeteneğine sahip ve bunu geliştirebilen insanoğlu için düşüncelerini bastırması düşünülemez…

Sözünü ettiğimiz eserde insanı dehşete düşüren iddialar da vardır.

Kimi bilim adamları iki ayağı üzerine kalkan ilk insanın leş yiyici olabileceğini öne sürüyorlar.

Bu iddialar için elle tutulur bulgu veya kanıtlar olmasa bile pek de geri tutulacak bir öngörü olmasa gerek.

Öninsanların bütün derdi karınlarını doyurmak ve üremek olduğuna göre, hiçbir fikri olmayan bu insan türlerinin yırtıcı hayvanlar tarafından öldürülüp bırakılan leşleri sırtlanlar gibi yedikleri düşünülebilir…

İnsanlığın gelişmesi geliştirdiği fikirlerden ve bunları nesilden nesile aktarmasından dolayıdır.

“Fikirler Tarihi” kitabının anlattığına göre günümüzdeki kimi maymun türleri  taşları birbirine vuruyorlar; taşla bir ağacın yemişini kırıp içini yiyebiliyorlar.

Ama her maymun doğduğunda bunu yeniden öğrenmek durumundadır; bilgiyi birbirlerine aktaracak zekaları yoktur; olay içgüdüseldir…

Kendi kültürlerini nesilden nesile aktaramayan toplumlar da vardır ve bundan o toplumların her bir bireyi sorumludur…